Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1671 E. 2024/6838 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1671
- Karar No
- 2024/6838
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1435 Esas, 2023/1596 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı Ayda Taşımacılık Emlak ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davalıya ait taşınmazın 340.000,00 TL bedelle şirketin kullandığı ve kullanacağı kredilerin güvencesini oluşturmak için banka lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek akit tablosunun 5 inci maddesinde davalının ipotek limiti miktarı kadar borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmanın yanında ayrıca ipotek limiti miktarınca kefil sıfatıyla da sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, böylece davalının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve ayrıca davalı hakkında tahsilde tekerrür etmemek üzere başlatılan Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2014/5444 E. sayılı dosyasında ilamsız takibin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı bankanın aynı alacak nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi ve genel haciz yolu ile iki ayrı icra takibi başlatmasının kanuna aykırı olduğunu, takipte istenen faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine göre alacaklının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan kefile gidemeyeceği, somut olayda, davaya konu ilamsız icra takibinin yapıldığı tarih itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin henüz sonuçlanmamış olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın, takip şartı gerçekleşmeden takibe geçildiğinden bahisle reddi gerekirken takip tarihi itibariyle alacak bulunmadığı gerekçesiyle reddinin doğru olmadığı, davalı yanın kötü niyet tazminatı talebine gelince, dosyada mübrez bilirkişi raporuna göre davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, ancak davalı hakkında yapılan takipte usulen hata yapıldığı, bu nedenle davacının kötü niyetli addedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı ve katılma yoluyla davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Yargıtayın bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Zira bozma kararı lehine olan davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Dairemizin 21.02.2003 tarih 2022/625 E., 2023/1020 K. sayılı bozma ilamında davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi bozma nedeni yapıldığı ve bozmaya uyulduğu halde, Bölge Adliye Mahkemesince, bozmadan önce verilen 09.11.2021 tarihli kararda duruşma açılmak suretiyle inceleme yapıldığı hâlde davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. V. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 8-f numaralı bendinde yer alan “Yargıtay bozma ilamı sonrası duruşma yapılması nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine yer olmadığına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf incelemesi tek duruşmalı olarak yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.