Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/817 E. 2024/4320 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/817
- Karar No
- 2024/4320
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1568 Esas, 2022/1746 Karar HÜKÜM :Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/329 E., 2019/269 K.
Taraflar arasındaki endüstriyel tasarımlara vaki tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi, manevi ve itibar tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının itibar tazminatı talebinin reddine, diğer taleplerinin ise kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; suni deri sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin 2012/02357 sayılı belgedeki çoklu tasarımları ve 2013/02295 sayılı tasarım belgesi ile 2014/06878 sayı ile tescilli endüstriyel tasarımlarını, davalı yanın OHRİD adı altında birebir kopyalayarak üretip sattığını ve pazarlamasını yaptığını, ihtarname gönderilmesine rağmen karşı tarafın haksız kullanımlarını sürdürdüğünü, bu hususun mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, tecavüzün giderilmesi ile üretime yarayan tüm araç gerece el konulmasına ve gerekirse imhasına, 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL itibar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkette tespiti yapılan malların davacının dışındaki üçüncü şahıslardan alındığını ve bu tasarımlar arasında da bariz farklar bulunduğunu, müvekkilinin üretici firma olmadığını, hangi malın kimin adına kayıtlı olduğunu bilecek durumda bulunmadığını, davacının ihtarı üzerine davaya konu ürünlerin alım ve satımını artık yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi tarafından iş yerinde yapılan tespitte davalı yanca tasarımların birebir aynılarının kullanıldığının tespit edilmesi nedeni ile davacının tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, davacıya ait tasarımların bültende tescil ve ilan tarihlerinden çok sonra delil tespiti yapılmış olması ve her 3 tasarım yönünden ihlalin süresi, ürünlerin niteliği, dava konusu ürün satışlarının tüm satış içerisindeki payının % 5 olması, davacının 2014 ve 2015 yıllarına ait dava konusu ürünlere ilişkin yoksun kalınan kazancı ile envanter kayıtlarına göre, dava tarihindeki stok miktarı ve tutarı ile davacının dava konusu ürünlere ilişkin yoksun kalınan kazancı dikkate alınarak 10.000,00 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun düştüğü; tasarım hakkına yapılan tecavüzün niteliği, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü ve hakkaniyet gereği 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, koşulları oluşmadığından itibar tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.10.2018 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunu, burada miktar yönünden artış sağlandığını, ilk ve tek ıslah dilekçesinin sadece bu dilekçe olduğunu, mahkemece tazminat yöntemine ilişkin dilekçenin ıslah dilekçesi olarak değerlendirilip, daha sonra miktar arttırımına ilişkin olarak verilen dilekçeyle ikinci kez ıslah yapıldığı gerekçesiyle aleyhe karar verilmesinin hatalı olduğunu bilirkişi heyet raporunda da, davalı şirketin müvekkiline ait tescilli tasarımların benzerlerini yaptığının tespit edildiğini, maddi tazminatın bilirkişilerce 41.366,77 TL olarak saptandığını, maddi tazminat isteminin de bu doğrultuda ıslah edildiğini, 5.000,00 TL itibar tazminatı talebi yönünden talebin reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkili şirketin ticari itibarını zedelediğini, davalı aleyhine en azından 5.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme kararında, tam kabul olarak 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine rağmen, ''reddedilen kısım yönünden'' denilerek davalı lehine 600,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava konusu tasarımları kendi özgün tasarımı gibi tescil ettirdiğini, ancak dosyaya sunulan tescil belgesine göre aynı tasarımlara başka firmaların da tasarım tescil belgesi aldığını, buna rağmen tasarımların özgün olup olmadığının bilirkişi raporlarında belirtilmediğini, tespite ilişkin bilirkişi raporunda iş yerinde bulunmayan tasarımların fotoğraf ile iş yerinde bulunmadığı halde katalog üzerinde tespit yapılmasının usulsüz bir uygulama olduğunu, fotoğraftan tahmini olarak top adeti ve miktar belirlenmesinin mümkün olmadığını, eksik ve hatalı raporlara göre hüküm verildiğini, davacının kazanç kaybına göre yapılan tazminat hesaplamasının tümüyle yanlış ve dayanaksız olduğunu, toplam satış bedeli maliyet artı kar marjı 7.500,00 TL olan tespit konusu mallardan dolayı davacının 10.000,00 TL kazanç kaybına uğramasının mümkün olmadığını, müvekkilinin bu topların hepsini satmış olsa dahi elde edeceği karın ancak 1.000,00 TL olacağını, tespitten sonra ise satış olmadığını, hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu ve vekalet ücretine eksik hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafa ait 2012/02357, 2013/02295 ve 2014/06878 no'lu tasarımlar ile davalı tarafın satmış olduğu ürünler arasında, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmaması nedeni ile benzer olarak algılandıkları, davalının, davacı tasarımlarının konusu olan desenlere ilişkin ürünlerin satışının yapılması suretiyle suretiyle tasarımdan doğan hakka tecavüzde bulunduğu, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğu, mahkemece hatalı olarak ikinci ıslah yapıldığı gerekçesiyle dahi olsa, tazminat miktarının hesaplanamamış olması sebebiyle dava dilekçesinde belirtilen tutarlar üzerinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesine göre miktarın tayin edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, gerekçe hatalı olsa da maddi tazminata hükmedilmesi yönündeki kanaatin sonuç itibariyle doğru olduğu, ürününün niteliği, davalı tarafın piyasaya sürdüğü ürün miktarı ve ihlalin derecesi dikkate alınarak miktarın 10.000,00 TL olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, tasarım hakkına yapılan tecavüzün niteliği, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü ve manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı hususları dikkate alındığında mahkemece hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde 5.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş olmasına ve mahkemece bu miktarın kabulüne karar verilmiş ve reddedilen bir miktarın bulunmamasına rağmen talep kısmen reddedilmiş gibi davacı aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulüne, şartları oluşmadığından itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, davacı yararına tayin edilen ve yasal olmayan vekalet ücretleri yönünden de kararın bozulmasının gerektiğini, bölge adliye mahkemesince güncel tarife üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, davacının reddedilen taleplerinin bulunmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yoksun kalan kazancın belirlenmesine yönelik miktarın soyut ve afaki olduğunu, elde olduğu ispatlanmayan malların hesaba katılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, endüstriyel tasarımlara vaki tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmesine rağmen yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekâlet ücretine hükmolunmaması doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına 10/g bent olarak "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" ibaresinin eklenmesi sureti ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.