Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6575 E. 2024/8280 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6575
Karar No
2024/8280
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/823 Esas, 2023/1293 Karar HÜKÜM : Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2015/57 E., 2017/560 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firma adına kayıtlı 1996/000386 ve 2007/49954 tescil numaralı markaları aleyhine bir kısım davalılar tarafından 1996/019395 başvuru numaralı "İskender" markası dayanak gösterilerek Ankara 1. FSHHM'nin 2013/121 E. üzerinden benzerlik, tanınmışlık, kötüniyet ve haksız rekabet nedenli hükümsüzlük davası açıldığını, davaya konu "İskender" markasının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 42 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği "İskender Kebabı" yönünden jenerik nitelik kazandığını, ülke genelinde bu tanımlama için kullanıldığını, davalıların herkes tarafından kullanılan ibareyi kötü niyetle aynı sektörde faaliyet yürütenleri men etmek amaçlı tescil ettirdiğini, tekel hakkı sağlanan ibarenin ek ayırt edici işaretler kullanılımına veya tesciline marka sahibinin tahammül etmesinin hakkaniyet ve adalet gereği olduğunu, "İskender" ibaresinin, tarihi şahsiyet, kişi ismi ve kebap türü olarak bilindiğini, taraflarınca yaptırılan anket çalışmasına göre katılımcıların %88,40 oranının yemek türü, %2,3'lük kısmının marka olarak bildiklerini belirttiklerini ileri sürerek 1996/019395 başvuru ve 174104 tescil numaralı ''İskender'' ibareli markanın kötüniyetli tescil ettirilip jenerik hale gelmiş olması sebebiyle hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri aracılığıyla sundukları cevap dilekçeleri ile; "İskender" ibaresinin müvekkillerince menülerdeki yemek anlamında kullanılmadığını, atalarının adının ayırt edici hale geldiğini, ticari yaşamda lokantacılık sektöründe öncesinde tacir unvanı, sonrasında işletme adı olarak kullanıldığını ve bir hizmet markası halini aldığını, mahkeme kararına dayalı olarak tanınmış marka statüsünde olduğunu, 556 sayılı KHK'nın 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında hükümsüzlük için markanın yaygın ad halini gelmesine marka sahibinin olumlu veya olumsuz davranışlarının neden olması ve ayırt edicilik niteliğinin kaybının gerektiğini, müvekkillerinin markanın yaygın bir ad haline gelmemesi için iltibas yaratacak başvurulara itiraz ve markayı korumaya yönelik davalar açtıklarını, markanın lokantacılık hizmetlerine yönelik tanıtımı ve kullanımının aralıksız devam ettiğini, davaya konu marka ve türevlerinin bir çok ülkede lokantacılık sektöründe de tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu iskender markasının davalıların tüm Türkiye'deki işletmelerinde tanınmış marka haline getirilerek kullanıldığı, dava konusu markanın müşterek marka olduğu, bu sebeple sahipleri tarafından kendi işletmelerinde ayrı ayrı kullanabilecekleri, dava konusu markanın 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalı markası bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalılar adına 174104 numarası ile tescilli bulunan “İSKENDER” ibareli markanın "İskender Kebabı" için jenerik (yaygın ad) hâline dönüşüp dönüşmediği ile bu özelliği itibariyle tescilin kötü niyet içerip içermediği noktasında toplandığı, bir markanın 556 sayılı KHK’nin 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince hükümsüzlüğünün (iptalinin) söz konusu olabilmesi için öncelikle markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler için jenerik (yaygın ad) hâline gelmesi ve ayrıca markanın jenerik (yaygın ad) hâline gelmesinin marka sahibinin davranışı sonucu ortaya çıkması gerektiği, marka sahibinin davranışının, markayı kendisinin bile mal veya hizmet adı olarak kullanması şeklinde olabileceği gibi başkalarının markayı mal ve hizmet adı olarak kullanmasına kayıtsız kalmak, 556 sayılı KHK’nin 10 uncu maddesi ile kendisine yüklenen sorumluluğu yerine getirmemek ve durumu bilmesine rağmen gerekli önlemleri almamak şeklinde ortaya çıkabiliceği, bir markanın jenerik (yaygın ad) hâline gelmesi marka sahibinin olumlu ve olumsuz bir davranışı sonucu oluşmamış ise söz konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, marka jenerik (yaygın ad) olsa dâhi marka sahibi bu markayı kullanabileceği, somut olayda; davaya konu "İSKENDER" ibareli markanın, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde lokantacılık hizmetleri sınıfında 0174101 numarası ile kayıtlı hizmet markası olduğu, dosya kapsamı deliller itibariyle, davalıların markasal kullanıma konu adın yaygın ad haline gelmesinin önlenmesi ve korunmasına yönelik ciddi çaba gösterdikleri, hükümsüzlük istemine dayanak gösterilen yasa maddesi gereği markanın yaygın ad haline gelmesinde davalıların kusur ve davranışlarının etkili olması koşulunun da sağlanması gerektiği, bu yönde ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından sunulu delillerin ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla anılan KHK hükmü yönünden dava konusu markanın hükümsüzlüğü/iptaline ilişkin koşulların gerçekleşmediği, öte yandan, davalıların dava konusu markaya yönelik tescil işlemleri ile sonrasında kullanımın engellenmesine yönelik çabanın, markanın oluşumuna dair süreç karşısında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında kötü niyet olarak kabul edilmesi mümkün görülmediğinden bu yönde hükümsüzlük kararı verilmesine dair isteminde yerinde olmadığı, yerel mahkemece açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata yapıldığı, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 35 inci maddesi ve aynı KHK'nın 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi. 3. 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davalıların uzun süreli ve yoğun kullanımla "İskender" ibaresine ayırt edicilik kazandırmış olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6575, K. 2024/8280, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6575-e-2024-8280-k-05e8ad48ae8b