Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6452 E. 2024/7794 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6452
- Karar No
- 2024/7794
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2049 Esas, 2023/1348 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/598 E., 2021/49 K. Taraflar arasındaki tasarım hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun yıllardır bayan giyim alanında faaliyet gösterdiğini, 02-02 locarno sınıfında 01.09.2016 tarih ve 2016/05915 tescil numarası ile tescilli ''...'' ürünlerinin tasarımında tescilli münhasır hak sahibi olduğunu, davalı tarafından tescilli tasarımı ile iltibas yaratacak derecede birebir benzeyen ürünleri haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretildiğini ve satıldığını, söz konusu ürünlerin ortalama bir tüketici nezdinde karışıklığa neden olabilecek kadar benzer olduklarını, durumun tespiti amacıyla İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/74 D.İş 2017/75 Karar sayılı dosyasında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırdıklarını, davaya konu talep edene ait 2016/05915 tescil nolu tasarıma benzediği iddia olunan 8 adet taklit ürün bulunduğu ve satışının yapıldığının tespit edildiğini, davalı tarafından müvekkiline ait ürün ve tasarımların iltibas yaratacak şekilde üretim ve satışının yapıldığı hususunun tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu ileri sürerek endüstriyel tasarıma tecavüz nedeniyle 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davalı tarafın piyasaya ticari amaçla sunmuş olduğu model, stil anlayışının, kalıp, detay, kumaş özelliklerinin çok benzer şekilde uygulanmış olduğu görülen bu taklit ürünlerin piyasadaki satışının durdurularak toplatılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş; 21.01.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 37.250,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davacının 554 sayılı KHK'dan alıntı yapmış olsa da davada Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin davacının tasarım hakkına tecavüz niteliğini taşıyacak bir fiili söz konusu olmadığını, çünkü davacının tescil ettirdiği tasarımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine haiz olmadığını, kanun maddesi uyarınca bir ürünün yeni kabul edilebilmesi için tescil için başvuru yapıldığı tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerektiğini, ancak davacı şirket tarafından tescil edilen tasarımın piyasada harcıalem olarak satışı yapılan ve üretilen bir ürün olduğunu, yenilik niteliğine haiz olmayan bir ürünün kanun kapsamında korunması söz konusu olmadığını, deliller göz önüne alındığında ortada bir tecavüz olmadığını, müvekkili şirketin ürünü ile davacının ürünü arasında gerek kullanılan kumaş, dikiş detayları gerekse ürünlerin kesimi bakımından birçok farklılık bulunduğunu, söz konusu ürünün benzerleri müvekkil şirket tarafından uzun yıllardır satıldığını, dava konusu edilen müvekkilinin ürünü ile davacının ürününün aynı olmadığını, piyasada davacının ürününe benzer birçok ürün bulunduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, aynı zamanda hukuki şartlarının oluşmadığını savunarak davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2016/05915 numaralı 02-02 locarno sınıfında tescilli ... tasarımlarının sahibi olduğu, davalıya ait iş yerinde tespit edilen ürünlerin davacı adına tescilli tasarım ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ürünler olduğu, davalının eyleminin tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiği, bu kapsamda davacının tasarım tecavüzüne dayalı tazminat taleplerinin yerinde olduğu, maddi tazminat talebi yönünden yapılan mali incelemedeki hesaplama göz önünde bulundurulmak suretiyle (esasen bu tür davalarda net zarar tespitinin mümkün olmaması, farazi hesaplamalar doğrudan hükme esas alınabilecek nitelikte olmaması, sektörel hesaplamada tespit edilen miktarın doğrudan hükme esas alınabilir nitelikte olmaması, davalıya ait 20 ye yakın satış noktasının bulunduğu ve sunulan kesim raporları dikkate alındığında BK 50. maddesi gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmakla) tespit edilen tecavüze konu ürün adedi, sektörel uygulamalar davalının satış potansiyeli ve kesim faturaları bütün olarak değerlendirildiğinde hakkaniyet de gözetilerek TBK 50.maddesi gereği usulünce yapılan talep arttırım da dikkate alındığı (her ne kadar kesin süre verilmiş ise de 08/10/2020 tarihli celsenin 7 nolu ara kararında kesin süreye uymamanın sonuçlarının usulünce ihtar olunmadığı dikkate alınarak yapılan talep arttırım dilekçesi dikkate alınmış olup, ıslaha ilişkin davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.), manevi tazminatın yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı tarafça piyasaya sunulan ürünlerin davacıya ait (TÜRKPATENT nazdinde 02-02 locarno sınıfında, 2016/05915 (2) no ile davacı adına tescilli "..." isimli) tasarıma tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tescilli tasarım tecavüz teşkil eden taklit ürünlerin üretim ve satışının önlenmesine, davalı uhdesinde olmak kaydıyla el konularak yediemine tevdiine, karar kesinleştiğinde imhasına, infazda İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2017/74 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile 14.11.2018 tarihli heyet raporunun dikkate alınmasına, raporların hüküm eki sayılmasına, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 18.625,00 TL'nin 03.08.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin 03.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, hüküm eki yapılan raporlar doğrultusunda davalının davacının tasarım haklarına tecavüzünün sabit olduğunun kabulünün yerinde olduğu, yaptırılan mali incelemelerde, davalının davaya konu tasarım satışından 37.250,00 TL kazanç elde etmiş olabileceğinin tespit edildiği, davacı vekili tarafından maddi tazminat talebinin bu miktara artırıldığı, mahkemece sektörel uygulamalar ve satış potansiyeli bir bütün olarak değerlendirilerek hakkaniyet çerçevesinde TBK 50 nci maddesi uyarınca tazminatın yarı oranında indirilerek hüküm kurulduğu, davada zamanaşımı ve hak düşürücü süre sorununun bulunmadığı ve mahkemenin bu takdirinde isabetsizlik olmadığı, davacının tasarım haklarına tecavüz edilmesi nedeniyle manevi tazminat talep hakkının da bulunduğu, eylemin ağırlığı, tecavüze konu tasarım sayısı, hak ve nesafet kuralları dikkate alınarak mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın da isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasarım hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.