Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6340 E. 2024/7691 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6340
Karar No
2024/7691
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1655 Esas, 2023/1709 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/29 E., 2022/98 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... arasında 12.07.2017 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı şirketin sözleşmede kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, davalı borçlu ...'ın vadesinde borçlarını ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibinde dayanılmayan kredilerin davada ileri sürülemeyeceğini, icra takibine dayanak krediler ile ilgili olarak ise müvekkili ...'ın herhangi bir borcunun bulunmadığının davacı tarafından sunulan hesap ekstresi ile sabit olduğunu, davacının iddiasını genişletemeyeceğini, davalı şirketin limit artırımına ilişkin sözleşmedeki kefaletinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, geçerli olduğu varsayılsa bile dava dilekçesinde ileri sürülen diğer kredi sözleşmesinde müvekkili şirketin imzası bulunmadığını, asıl sözleşme tarihinden önceki tarihli kefalet imzası alınamayacağını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, yapılan yazı incelemesi neticesinde 12.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 53. ve 56. sayfalarında yer alan limitin 500.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair 14.03.2014 tarihli şerhteki ''Sorumlu olunacak azami miktar-kefalet tarihi - müteselsil kefalet şerhi" hususlarında yer alan yazıların kefil olan şirket yetkilisi ...'ın el ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, davacı tarafından kefil aleyhine yapılan takibin kötü niyetli olarak yapıldığına ilişkin delil olmadığı, hesap bilirkişi raporuna göre davacı bankanın davalı ...'dan toplam 376.628,51 TL alacağının olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından davalı şirket yetkilisi olan diğer davalı ...’ın imza ve yazı örneklerinin toplanarak ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 01.11.2021 tarihli rapora göre 12.07.2012 tarihli kredi sözleşmesinin 53 ve 56. sayfalarındaki kefalet limiti, kefalet türü ve kefalet tarihi kısımlarının karşısındaki el yazısının davalı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, raporda incelemede kullanılan yöntemlerin ve cihazların belirtildiği, mukayesede kullanılan belgelerin yazıldığı anlaşıldığından ilgili raporun yargı denetimine elverişli olduğu, hükme esas alınabileceği, raporda incelemeye esas olan mukayese belgelerin genel olarak kredi sözleşmesinden önceye ait olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin davalının yazı örneklerini değiştirme gayreti içinde olduğu iddiasının yerinde görülmediği, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, 01.11.2021 tarihli ATK raporunda kefalet limiti, kefalet türü ve kefalet tarihi kısımlarının karşısındaki el yazısının davalı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edilmesi karşısında davalı şirket yönünden 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki şartların oluşmadığı, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik gerekçesinin isabetli olduğu, eldeki davanın itirazı iptali davası olduğu, davalı şirketin kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68/b maddesindeki düzenlemenin asıl borçlu yönünden hükümler içerdiği, davalı şirketin kefil olarak sözleşmede yer alması nedeniyle ilgili hükümlerin kefil yönünden uygulanamayacağı, davacının buna yönelik istinaf itirazını da yerinde olmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesi borcunun ödenmemesinden bahisle asıl borçlu ve kefil aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 68/b maddesi. 3.6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (temlik alan) davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 04.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6340, K. 2024/7691, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6340-e-2024-7691-k-4351deecbaad