Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6334 E. 2024/7786 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6334
Karar No
2024/7786
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1400 Esas, 2023/1037 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/66 E., 2021/415 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin cam balkon sektöründe faaliyette bulunduğunu, dava dışı ... Alüminyum adlı işyerinde yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporu ile anılan işyerinde tespit olunan ürünlerin, müvekkili adına tescilli 2010/05950 sayılı faydalı model belgesinden doğan hakları ihlal ettiğinin, anılan firma yetkilisinin beyanı ile de bilirkişilerce tespiti yapılan cam balkon teker mekanizmasının davalı firmaya ait 2014/12827 sayılı faydalı model belgesi ve 2014/06676 sayılı endüstriyel tasarım başvurusu kapsamında kalan ürünler olduğunun ve bu ürünlerin davalıdan satın alındığının tespit edildiğini, müvekkilinin 2010/05950 sayılı faydalı model konusu buluşun tek sahibi olduğunu, davalının haklarına dayalı olarak gerçekleştirdiği tüm ticari faaliyetlerin, müvekkilinin faydalı model belgesinden doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin ve adına kayıtlı TR 2014/12827, TR 2015/01126 sayılı faydalı modeller ile TR 2014/06676 sayılı endüstriyel tasarımın, müvekkiline ait TR 2010/05950 sayılı faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalının faydalı model belgesine yönelik tecavüzünün men'i ve ref'ini, tecavüz konusu ürünlerin satışının sonlandırılmasını, ürünlerin katalog, broşür, internet sitesi ve tanıtıcı dökümanlardan kaldırılmasını, tecavüz teşkil eden mahiyette her türlü ticari faaliyetin sonlandırılmasını, faydalı model konusu ürünlerin üretimine yarayan vasıtaların ve kalıpların toplatılmasını, imhasını, müvekkilin vaki tecavüz eylemleri nedeniyle uğradığı manevi zarar nedeniyle 50.000,00 TL manevi zararın davalının ürünleri üretim tarihinden ve en geç tasarım başvuru tarihi olan 26.09.2014 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tazminini, kararın ilanını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait tasarım ve faydalı modelin tescilli bir hakkın kullanılması kapsamında kaldığını, davacının dayandığı faydalı model ile piyasada sattığı ürünlerin aynı olmadıklarını, yapılan tespitte dava dışı firma yetkilisinin, tespite konu ürünleri müvekkilinden aldığına dair bir beyanının bulunmadığını ayrıca bu tespitin kendileri için bağlayıcı olmadığını, davacının faydalı modelinin civata somun sıkıştırması şeklinde basit bir tasarım olduğunu, davacı faydalı modeliyle müvekkilinin tasarımlarının hiçbir ortak yönünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının eyleminin davacıya ait TR 2010/05950 Y sayılı faydalı model belgesinin 2 no.lu istemine yönelik hak ihlali ile haksız rekabet teşkil ettiği, davalının TR 2014/12827 Y sayılı faydalı model belgesinin, davacıya ait TR 2010/05950 Y sayılı faydalı model belgesinin 2 no.lu istemi itibarıyla koruma kapsamında kaldığı, davacının belgesi önceki tarihli olduğundan davalının faydalı modeline üstün kabul edildiği, 5.000,00 TL manevi tazminatın somut olaya uygun görüldüğü, 2010/05950 Y sayılı faydalı model belgesinin koruma süresi dolduğundan davacı tarafın men, ref gibi geleceğe yönelik taleplerinin konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının eyleminin davacıya ait TR 2010/05950 Y sayılı faydalı model belgesinin 2 no.lu istemine yönelik hak ihlali ile haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 5.000,00 TL manevi tazminatın faizi birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine, kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı tarafça karşılanmak üzere ilanına, davacı tarafın men, ref, sonlandırma, ortadan kaldırma, engelleme, imha yönündeki talepleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça 2010/05950 sayılı faydalı modele dayalı olarak işbu davanın açıldığı, yargılama sırasında söz konusu faydalı modelin 1 no.lu bağımsız isteminin Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17.04.2018 tarih, 2016/75 E., 2018/138 K. sayılı kararı ile hükümsüz kılındığı ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (551 sayılı KHK) 166 ncı maddesinin yollamasıyla aynı KHK'nın 131 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın sonuçlarının geçmişe etkili bulunduğu, buna göre 1 no.lu isteme dayalı davanın yerinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince de bu husus gözetilerek hüküm kurulduğu, buna karşılık aynı kararda 2 no.lu istemin ise yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerini taşıdığının, buna bağlı olarak da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığının tespit edildiği, dolayısıyla 2 no.lu istemin dava tarihi itibarıyla hüküm ifade ettiği ve 551 sayılı KHK ile sağlanan korumayı haiz olduğu, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında da davalının ürününün, davacı adına tescilli 2 no.lu istemin koruma kapsamında kaldığının açıklandığı, anılan raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulundukları, her ne kadar davalı tarafça söz konusu ürünü üretmedikleri, dava dışı şirketin iş yerinde yapılan tespitin de kendileri yönünden bağlayıcı olmadığı savunulmuş ve 3. kişi konumunda bulunan dava dışı şirketin iş yerinde yapılan delil tespitinde elde edilen deliller davalı yönünden bağlayıcı değil ise de davalı vekilinin 09.06.2016 tarihli davaya cevap dilekçesinin 3. sayfasında, müvekkilinin tescilli bir ürünü ürettiğinin belirtildiği, yine 21.09.2016 tarihli 2. cevap dilekçesinin 4. sayfasında da açıkça, "biz müvekkile ait tasarım ve faydalı modellerin, hukuken muteber ve tescilli bir hakkın kullanılmasından ibaret olduğunu beyan ederken müvekkilin kendine has tescilli ürünleri ürettiğini açıkça izah etmiştik, burada davacı yanın ürünleri ile müvekkilin ürünleri arasındaki farkı, sayın bilirkişilerin tespit etmesini saygıyla talep ederiz." denilerek, davalı adına tescilli 2014/12827 sayılı faydalı model kapsamında üretim yapıldığının açıklandığı, bu kapsamda davalı tarafça sunulan deliller arasında da davalının ürettiği ürün görseline yer verildiği, bilirkişi raporunda da gerek davalı adına tescilli 2014/12827 sayılı faydalı modelin gerekse de davalı tarafça görseli sunulan ürünün davacı adına tescilli faydalı modelin koruma kapsamında kaldığının açıklandığı, buna göre davalının 2014/12827 sayılı faydalı modeli kapsamında ürün ürettiği ve ürünün sadece üretilmesinin de 551 sayılı KHK'nın 136 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca tecavüz teşkil ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının anılan istinaf itirazının yerinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, faydalı modele tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, refi, meni, manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 551 saylı KHK'nın 131,136, 166 ncı vd. Maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 üncü ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6334, K. 2024/7786, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6334-e-2024-7786-k-09fd0691c6c8