Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6321 E. 2024/7590 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6321
Karar No
2024/7590
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/17 Esas, 2022/1524 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/446 E., 2020/117 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/65842 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2004/05920 ve 2012/53925 sayılı, "..." ve "..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın davalı TPMK Başkanlığı kararıyla reddedildiğini, ancak söz konusu karara davalı şirketçe yapılan itiraz üzerine bu kez Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararı ile itiraz kısmen kabul edilerek başvuru kapsamındaki bir kısım emtianın çıkartılmasına karar verildiğini, oysa müvekkili şirketin dava konusu “...” markasını Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde kesintisiz ve yoğun bir biçimde kullanarak toplum genelinde bilinir ve tanınır bir marka haline getirdiğini, başvurunun başta WIPO olmak üzere pekçok ülkede tescilli bir marka olduğunu, müvekkilinin özellikle radyo ve televizyon sektöründe yürüttüğü faaliyetlerinde bu markayı kullandığını, “...”un bir spor ve kondisyon yarışması olarak Meksika, Romanya, Kolombiya ve Brezilya’da yayında olduğunu, yakın bir tarihte de ABD’de yayına gireceğini, kısmi red kararına mesnet alınan “...” markası ile müvekkilinin “...” ibareli markasının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadığını, davalı Kurum'un sonu “...” ibaresiyle biten çok sayıda markayı tescil etmekte bir sakınca görmediğini ve bu emsal uygulamaların da dava konusu edilen idari işleme aykırı olduğunu, Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarına göre tüketicilerin markalarda kelimenin ilk kısmına, sonuna nazaran daha çok dikkat ettiklerini, davalı tarafın itirazının kötü niyetli olduğunu, zira itiraza dayanak yapılan markaların 25, 28, 35 ve 41. sınıflarda kullanıldığının ispat edilemediğini iddia ederek YİDK’nın 20.09.2018 tarih ve 2018-M-6668 sayılı kararının müvekkili aleyhine olan kısımları itibariyle iptaline ve müvekkilinin 2017/65842 sayılı markasına ilişkin tescil başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddinİ istemiştir. 2.Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, başvuru kapsamından çıkartılan çekişmeli mal ve hizmetlerin redde dayanak marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları, taraf markalarının tek bir kelime unsurundan oluştuğu, markaların esas unsurlarının “...” ve “...” ibareleri oldukları, bu kelimelerde ortak olan “...” ibaresinin markaların altı harfinin ve son iki hecesinin aynı olmasına sebebiyet verdiği, bu özelliklerin markaları görsel açıdan bir bütün olarak ele alındıklarında, asgari düzeyde benzer kıldığı, markaların ilk hecelerinin farklı olmasının, bu asgari düzeydeki benzerliği ortadan kaldırmadığı, ancak aynı asgari düzeydeki benzerliğin markaların işitsel ve anlamsal açıdan incelenmesi neticesinde yakalanamadığı, ibarelerin ilk hecelerindeki ciddi fonetik farklılığın markaları ayrıştırdığı, markaların okunuşları ve kulakta bıraktıkları tınının farklı olduğu, ayrıca, karşılaştırılan ibarelerin anlamsal açıdan da farklı olduğu, Türkçe’ye “dekatlon” olarak çevrilen “...” kelimesinin atletizmde on pist ve saha yarışından oluşan, peş peşe iki gün içerisinde gerçekleştirilen ve atletlerin tüm branşlardaki performansının değerlendirildiği bir etkinlik olduğu, bu ibarenin iyi bilinen bir anlamı mevcut iken diğer markada geçen “...” ibaresinin bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu ibarenin orjinal ve davacı tarafından türetilmiş bir kelime olduğu, anlamsal açıdan ortaya çıkan bu farklılıkların fonetik farklılıklarda olduğu gibi markaların görsel benzerliğini bertaraf ettiği, “...” ibaresinin “atletizmle ilgili” konuları çağrıştıran, evrensel düzeyde herkes tarafından bilinen veya bilinebilecek bir kelime olduğu, herkes tarafından bilinen ve kullanılan, ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden oluşan markalarla iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği, bu tür zayıf ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak, yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğuna dair yerleşmiş emsal yargı kararlarının bulunduğu, nitekim, davacının delilleri meyanında sunduğu belgelerden de görüleceği üzere TÜRKPATENT marka kayıtları nezdinde basit bir araştırma yapıldığı zaman “...” ibaresini içeren/ihtiva eden veya bu ibareden türemiş ibareler taşıyan pek çok marka olduğunun da tespit edildiği, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut olayda sonuca etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın davacı başvuru sahibinin aleyhine davalı şirketin itirazının kısmen kabulüne ilişkin 2018-M-6668 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, hüküm davalı TÜRKPATENT vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı bir kısmi benzerlik bulunmakta ise de, gerek bu ibarenin atletizmle ilgili konuları çağrıştırması gerekse davalı Kurum nezdinde tescilli bu ibareyi taşıyan başka markaların bulunması nazara alındığında başvurunun ilk kısmındaki farklılığın davalının markasından yeterince farklılaşmayı sağladığı, davacı markasını gören tüketicilerin bunun davalının markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabilecekleri, markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlikten söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı TÜRKPATENT vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6321, K. 2024/7590, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6321-e-2024-7590-k-9ac0bc4b0120