Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6320 E. 2024/7589 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6320
Karar No
2024/7589
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1208 Esas, 2023/1128 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/202 E., 2019/543 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2004/38213, 97672, 2017/114367, 2017/114377 sayılı ve "... Matik AKTİF TEMİZLEME GÜCÜ+şekil", "... DETERJAN TÜRK MALI+şekil", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “lab ...” ibaresini 03, 05. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TÜRKPATENT'e 2018/43205 numaralı başvuruda bulunduğunu, davacı tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı'na yapılan itiraz kısmen kabul edilerek 03. sınıfta yer alan "beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler, deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri"nin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara davalı şirketin itirazı üzerine nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, oysa "lab ..." ibaresinin davacının ... ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının ... ibareli markalarının tanınmış markalar olduğunu, dava konusu marka başvurusunun iyi niyetle yapılmadığını iddia ederek YİDK'nın 11.03.2019 tarih ve 2019-M-2244 sayılı kararının iptali ile 2018/43205 sayılı "lab ..." ibareli marka başvurusunun müvekkili markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönününden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; tüketicilerin “lab ...” ibareli marka başvurusu ile “... matik aktif temizleme gücü şekil”, “... deterjan”, “...”, “...” ibareli itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayacağını, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığını, bu nedenle karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkete ait markaların ayırt edici gücünün son derece zayıf olduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını, LAB ... ibareli markanın LABORATUVAR sözcüğü ile ... (bilim dalı, sanat) sözcüklerinin bileşiminden oluştuğunu, davacı markalarının 3. sınıftaki malların bir kısmı için tescilli olduğunu, bu nedenle marka başvurusunun külliyen reddine dayanak gösterilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın BİM markasının tanınmış olup olmadığının dava ile bir ilgisi bulunmadığını, LAB ... ibaresinin aynı zamanda davalının ticaret unvanı da olduğunu, kötü niyetli bir marka başvurusu olmadığını, haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, başvuru kapsamındaki 03. sınıf malların, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı oldukları, “LAB ...” ibaresinin “laboratuvar” kelimesinin kısaltması “lab” ve “sanat, beceri, bilim dalı vb.” anlamlara gelen “...” unsurlarından oluşan bileşik bir kelime markası olduğu, dava konusu markanın görsel, işitsel ve anlamsal açıdan davacı markaları ile karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimaline neden olacak derecede benzer olmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İngilizce yaygın kullanımı "sanat" anlamına gelen "..." sözcüğünün genel olarak beceri, bilim dalı, sanat eseri vb. anlamlarını karşıladığı, dilimizde yaygın kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, "... İSTANBUL" ve "... anadolu" markalarını 35. ve 41. sınıfta benzer görmeyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/3370 E. ve 2019/4332 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacının da bunu öngörerek aynı ibarenin başka sözcüklerin ilavesiyle farklı kişilerce marka olarak kullanılmasına katlanmasının gerektiği, somut uyuşmazlıkta başvuruda yer alan diğer ibare, şekil ve renk unsurları ile davacı markalarından ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen tanınmışlığın tartışılmasına gerek bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6320, K. 2024/7589, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6320-e-2024-7589-k-ed11016df721