Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6266 E. 2024/7906 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6266
- Karar No
- 2024/7906
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1532 Esas, 2023/934 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/109 E., 2019/127 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir firma olduğunu ve ülke çapında 165 adet mağaza ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 35.sınıf da dahil olmak üzere "..." ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaların görsel ve yazılı basın başta olmak üzere ilgili tüm mecralarda yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "... BAKKAL" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili firmanın marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, Trabzon ili ve bağlı ilçelerinde işletmelere numara vermek suretiyle "... BAKKAL" ibaresinin kullanıldığını, bu durumun müvekkili tarafından fark edilmesi üzerine iş bu markayı kullanan üç işletmeye karşı Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/231, 2012/232 ve 2012/233 Esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını ve bu davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, kararların Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından kesinleşmesi üzerine 2016 yılında kararın infaz edildiğini, ancak kesinleşen yargı kararlarına rağmen "..." markasının kullanılmasına halen devam edildiğini belirterek, davalıların "... BAKKAL" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "... BAKKAL" ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile brilikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaşlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan,dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan relam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişikin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yaın yoluyla duyurulmasına, kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkiline ait tabelada "..." ibaresinin yer almadığını, horon tepen figürler bulunduğunu, müvekkillerinin bakkal olduğunu ve davacının "BAKKAL" ibaresinin men talebinde hukuki menfaati bulunmadığını, davalı müvekkillerinin bakkal olup halka tek tek satış yapıyor iken davacının toptancı olduğunu ve bakkal gibi esnaflara toptan satış yaptığını, her iki tarafın hedef, kitle ve iş alanlarının farklı olduğunu, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, somut olay incelendiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalılara ait bakkal dükkanında "... BAKKAL 1" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, davacı vekili ile davalı vekilinin sundukları davalıların marka kullanımına ilişkin fotoğraflar incelendiğinde, davacıya ait "..." ibaresinin davalıların iş yeri tabelasında aynen kullanıldığı, "İ" harfleri yerine horon oynayan insan figürü koyulmuşsa da, işitsel, anlamsal ve görsel benzerliğin yüksek olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalılar tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tepitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının tescilli olduğu markalar sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte kullanmasının bu ibareyi taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, buldurulmasının, satışa arz etmek üzere depolanmasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar vb. her türlü ticari evrakın ve bu dava sonucunda verilecek esas hükme aykırı şekilde iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arz edilen, ithal ya da ihrac edilen, elde bulundurulan, satışa arzetmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar vb. her türlü ticari evrakına el konulmasına ve esasa ilişkin hükmün kesinleşmesine müteakip masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, hüküm özetinin masrafın davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, davalının ticaret ünvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret sicilinden, ticaret ünvanının terkini talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosyaya davacı vekili tarafından sunulan fotoğraflar, aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı adına kayıtlı "..." ibareli markanın, davalı tarafından işletme tabelasında "...-1 Turkuaz Gıda" şeklinde kullanıldığı, daha önce dosyaya fotoğraflarda tabelada markalar arasında şekilsel bir benzerlik olmasa da, birbirlerine fonetik olarak eşdeğer oldukları ve aralarında kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davacı markası ile davalı kullanımındaki esas unsurun ''...'' ibaresi olduğu, davalı kullanımındaki ''BAKKAL'' ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğu ve markaya bir ayırtedicilik katmadığı, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açabileceği, sonuç olarak Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalının, kendisine ait bakkal dükkanında ""..." ibaresini işletme adı olarak markasal nitelikte kullanmaktan ibaret eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalıların iş yerinde sadece tabelayı kullandıkları, davacının diğer talepleri yönünden kullandıklarının ispatlanamadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1883 Esas, 2021/2744 Karar, 2012/231 Esas, 2014/19705 Karar, 2012/232 Esas, 2014/18767 Karar, 2014/11689 Esas, 2014/18693 Karar sayılı ilamları), davacı vekilince dava dilekçesinde, ''Kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine,'' şeklinde talepte bulunulmuş olup, Mahkemece; ''davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı'' gerekçesiyle bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; ayrı bir dava şeklinde görülebilen ve somut dava yönünden objektif dava yığılması şeklinde değerlendirilmesi gereken söz konusu talebin, eldeki dava açıldıktan sonra konusuz kalmadığı, zira Mahkemenin kararında da vurgulandığı gibi, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı, bu sebeple somut talebin reddine karar verilmesi gerekirken, ''karar verilmesine yer olmadığına'' karar verilmesinin hatalı olduğu, bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, müvekkilinin tabelada ya da iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını ileri sürdüğü, dosya kapsamında bulunan fotoğraflardan, davalının tabela dışında kullanımının ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince tabela dışındaki kullanımlar yönünden tecavüzün tespiti, meni ve refi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, davalı vekilinin bu kısma yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiilinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm özetinin masrafın davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, davacının, davalının ticaret ünvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, ticaret ünvanının terkini talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.