Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6164 E. 2024/8372 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6164
Karar No
2024/8372
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/715 Esas, 2023/1837 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/60 E., 2022/40 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... Müh. şirketi arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun olduğunu, sözleşmede eş muvafakati de olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2019/7057 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalının haksız bir şekilde itiraz ettiğini, davalının itirazlarının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, takibi sürüncemede bırakmaya yönelik bir itiraz olduğunu yapılan arabuluculuk görüşmesinin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduğunu süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı bankanın dava dilekçesinde davaya konu borcun hangi tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklı olduğunu açıklamadığını, zira taraflar arasında iki kredi sözleşmesi olduğunu, 13.04.2017 tarihli kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefaletinin olmadığını, kanunda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak kefalet sözleşmesi kurulmadığını ve bu nedenle bu sözleşme kapsamındaki kredi yönünden sorumluluğunun olmadığını, 13.04.2017 tarihli kredi sözleşmesinde de müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, kullanılan kredilerle ilgili olarak toplam değeri 3.000.000,00 TL olan taşınmazın ipotek altına alındığını, ipotek bedeli olarak ödeme yapıldıktan sonra davacı banka tarafından ipoteklerin fekkinin talep edildiğini, davacı banka tarafından müvekkilinden talep edilebilecek herhangi bir borç olması halinde bu terkin işleminin yapılmayacağını, bu durumun bile davacı bankanın müvekkilini kredilerle ilgili sorumlu tutamayacağını gösterdiğini, davacı banka tarafından noter ihtarlarında talep edilen miktarların, başlatılan icra takibindeki miktarın ve iş bu davada talep edilen miktarın farklı olduğunu, davacı bankanın müvekkilinden talep ettiği miktarda bile çelişkiler olduğunu, ayrıca davacı bankanın müvekkilinden talep ettiği faiz taleplerini de kabul etmediklerini, kefil sıfatıyla müteselsil sorumluluk durumlarında kefilin faizlerden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı ... Mühendislik Ltd. Şti'nin asıl borçlu sıfatıyla imzaladığı 13.09.2012 tarihli ve 14.04.2017 tarihli iki ayrı genel kredi sözleşmesinin bulunduğu, davalı ...'nun kefili olduğu 13.09.2012 tarihli genel ticari kredi sözleşmesi kapsamında davacı banka tarafından 41 farklı kredi kullandırıldığı, takip tarihi itibariyle bu kredilerin tamamının ödenmek suretiyle kapatılmış olduğu, diğer yandan dava dışı asıl borçlu ile sonradan imzalanan 14.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, dava ve takip konusu kredilerin 14.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediler olduğu, bu itibarla davacının kefaletinin olmadığı söz konusu krediler sebebiyle borç yükümlülüğünün de olmadığı, itirazın iptali davalarında davası reddedilen davacı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilebilmesi için sadece takibin haksız başlatılması yeterli olmayıp, takibin aynı zamanda kötü niyetli olduğunun da ispatlanması gerektiği, dosya kapsamından ulaşılan vicdani kanaate göre takibin kötü niyetli başlatıldığı sabit olmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu subut bulunmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, toplanan delillere ve özellikle usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre; davalının müteselsil kefili olduğu 13.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dava dışı asıl borçlu ... Müh. Harita İnş. Gıda İhtiyaç Mad. Tic. ve Taahhüt Ltd. Şti.'ye kullandırılan 41 farklı kredinin tamamen ödenmek suretiyle kapandığı, takibe konu kredi alacağının davacının kefaletinin bulunmadığı, dava dışı asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan 14.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, yerleşik yargıtay ilamlarında da belirtildiği gibi davalının imzası bulunmayan sonraki tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden davalının sorumlu olmayacağı, ayrıca davacı takip yapmakta haksız ise de kötü niyetli olarak takip yaptığı ispat edilemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticari genel kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçlunun ödemediği kredi borcunun müteselsil kefil olduğu iddiasıyla davalıdan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davacı aleyhinde istenen kötü niyet tazminatının reddi yerine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesinin sonuca etkili olmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6164, K. 2024/8372, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6164-e-2024-8372-k-141a3bb4f113