Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6118 E. 2024/3704 K. – Cezai Şart

Konu: Cezai Şart

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6118
Karar No
2024/3704
Karar Tarihi
Konu
Cezai Şart

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/960 Esas, 2023/516 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki cezai şart davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşma istemi olmaksızın temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 01.03.2012 tarihinde pazarlama ve satış biriminde satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, 01.10.2013 tarihli dilekçesi ile iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini ve bir süre sonra rakip firmada aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin iştigal konusunun plastik ham maddesini imalat ve satışı olduğunu, satış temsilcilerinin şirketin imal ettiği ürünlerle ilgili plastik sektöründeki firmalar ve müşterilerle iletişime geçerek ziyaretlerde bulunduğunu ve böylece müşteri çevresinde davacının sektördeki pazar payını ve satışlarını korumaya, arttırmaya çalıştığını, davalı ile imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 üncü maddesine aykırı davranıldığı ileri sürerek, 20.000,00 euro cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının müşteri çevresi ve iş sırlarına hakim olamayacağını, tarihsiz sözleşmenin geçerli olmadığını, sadece işçi aleyhine kısıtlayıcı hükümler içerdiğini, müvekkilinin hayatını idame ettirebilmek için bildiği işi yapması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 23.01.2018 tarih, 2014/1773 E. ve 2018/15 K. sayılı kararı ile davalının imzalamış olduğu rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin tarihsiz olması, tanık beyanlarında bu sözleşmelerin işe girmeden evvel işverence imzalatıldığı yönündeki beyanları, düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde mevcut olan coğrafi alan sınırlamasının işçinin iktisaden mahfına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsaması, davalının davacı iş yerinde çalışırken almış olduğu maaş ve bu iş yerinden ayrılma sebebine ilişkin tanık beyanları dikkate alındığında işbu haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 19 uncu, 20 nci ve 161 inci maddeleri uyarınca batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Birinci Bozma Kararı Dairemizin 26.11.2019 tarih, 2018/1961 E. ve 2019/7515 K. sayılı kararıyla "1- Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki rekabet yasağı hükmünü içeren iş akdi 01.03.2012 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede ve rekabet yasağı sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 01.10.2013 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen deliller değerlendirilerek rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve şayet geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, davalının davacı şirket zararına yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri esas alınarak sözleşmenin batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.12.2020 tarih, 2020/15 E. ve 2020/676 K. sayılı kararı ile davalının 01.03.2012 tarihinde davacı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı, davalının 01.10.2013 tarihinde işten ayrıldığı, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 21.10.2013 tarihinde dava dışı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, yer açısından Marmara ve Ege bölgesi ile sınırlandığı, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı sözleşmesinin tarihsiz olduğu, davalının lehine yorumlanarak rekabet yasağının sözleşmenin kurulduğu anda başlayacağı düşünüldüğünde, 01.03.2012-01.03.2014 tarihleri arasında davalının rekabet yasağına uyması gerekeceği, ancak davalının 01.10.2013 tarihinde dava dışı şirkette aynı pozisyonda belirlenen süre içerisinde işe başladığı dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin 818 sayılı Kanun'un aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı ve geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı bölgede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme ile belirlenen cezai şartın fahiş olduğu, davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre %50 indirim uygulanarak 10.000.00 euronun dava tarihinden itibaren Merkez Bankası’nın euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. D. İkinci Bozma Kararı Dairemizin 04.10.2022 tarih, 2021/4729 E. ve 2022/6598 K. sayılı kararıyla "1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Mahkemece verilen kararda yargılama gideri ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile tavzih istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 3-Mahkemece, sözleşmede belirtilen cezai şart fahiş bulunmakla takdire göre 10.000 Euro’ya hükmedilmesine karar verilmişse de, yapılan indirim, davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu dikkate alındığında yeterli değildir. Bu durumda daha düşük miktarda bir cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının mahvına neden olacak nitelikte cezai şarta hükmedilmesi sebebiyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir." belirtilerek bozulmuştur. E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaki sözleşmede belirlenen cezai şartın davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu ve davalının mahvına neden olunmaması hususları birlikte değerlendirilerek 6.000,00 euro takdir edildiği, takdiri indirim yapılması sebebiyle reddedilen kısım yönüyle davalı lehine yargılama giderlerine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 6.000,00 euronun dava tarihi itibariyle Merkez Bankasının euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cezai şart miktarının düşük olarak tespit ve takdir edildiğini, davalının haksız davranışları ile ağır kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen cezai şartın yüksek olduğunu, davalı işçinin mahvına neden olacak nitelikte bulunduğunu, müvekkilinin davacı şirkette 19 aylık sürede asagri ücretten çok az yüksek bir maaşla çalıştığını, verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, reddedilen dava değeri üzerinden müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bozma kararının yerine getirilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin zararına bir eylemi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kelepçeleme sözleşmesi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444, 445 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6118, K. 2024/3704, T. 08.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6118-e-2024-3704-k-3e693fa4b483