Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6096 E. 2024/4739 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6096
- Karar No
- 2024/4739
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/614 Esas, 2023/90 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/128 E., 2020/198 K Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının keşidecisi olduğu Denizbank A.Ş.'ye ait 30.07.2015 tarihli 7019958 nolu 490.000 TL bedelli bir adet çekin davacı adına sahte imza atılarak davalı bankaya verildiğini, müvekkilinin bankada sorgulama yaptırdığında birleşen davada davalı ....Ürünleri Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş isminin çekte lehdar olarak ön yüze yazıldığını, çekte davacı adına atılan imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, bu konuyla ilgili İstanbul Anadolu Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, davacı ile davalılar arasında borç doğuracak bir ticari ilişki olmaması sebebiyle ve çekte keşideci olarak müvekkili şirkete atfen atılan imzanın müvekkili şirkete ait olmaması nedeniyle müvekkilin davaya konu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; bankanın dava konusu çeki ciro yolu ile ve iyi niyetli hamil olarak iktisap ettiğini, davaya konu çekin müvekkili bankaya diğer davalı .... Kimya San.ve Tic.A.Ş. tarafından beyaz ciro yolu ile devredildiğini, müvekkili Bankanın çeki süresi içerisinde takasa ibraz ettiğini ve bankanın Gebze Ticari Şubesi tarafından söz konusu çekin 03.08.2015 tarihinde "...Çekteki imzanın keşideciye ait olmadığı kuşkusu doğduğundan üzerinden herhangi bir işlem yapılmamıştır." şeklinde belgelendirildiğini, çek üzerindeki imzaları kontrol etme yükümlülüğü bulunmamasına rağmen çek üzerinde bulunan imzanın keşideciye ait olmadığı kuşkusu bulunduğu gerekçesi ile çeki belgelendirdiğini ve bu çek nedeniyle davacıdan da bugüne kadar bir talepte bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu çekin davacı tarafça müvekkili firmaya kendilerine çıkartılacak ürünlerin bedelini teşkil etmek üzere avans olarak keşide edildiğini, davalı firmanın ödeme dengesinde sıkıntı yaşamaya başladığını ve bunun neticesinde iflas erteleme talepli olarak mahkemeye başvurduklarını, bu arada üretimin de durduğunu, müvekkili firmanın, en kısa süre içerisinde imalata başlamak için elinden gelen çabayı göstermekte olduğunu, yakında üretim faaliyetlerine yeniden başlayacağını, bu halde keşide edilen avans çekleri karşılığı olan ürünlerin davacıya teslim edeceklerini, dolayısıyla açılmış olan davada hukuki menfaatin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Denizbank .... Şubesine ait 7019958 no.lu, 30.07.2015 keşide tarihli, 490.000,00 TL bedelli çekte keşideci olarak atılan davacı şirket adına atfen atılan imzanın, çekin keşide tarihinde davacı şirket yetkilisi olan Sıdkı Kolak'a ait olmadığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu raporu ile anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın, davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmediğini ve davacıdan çek nedeniyle bir alacak talebinde bulunmamışken sırf kredi ilişkisi nedeniyle kendisine ciro edilerek devredilen ve keşideci imzası tutmadığı gerekçesi ile belgelendirilen çek nedeniyle menfi tespit davasına maruz kaldığını, çekteki imzanın keşideciye ait olmadığı kuşkusu doğduğunda üzerinde herhangi bir işlem yapılmadığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, bu hususun resen dikkate alınacağını, davacının, nezdindeki hesaplarına bloke koyarak alacaklı olduğu anlamına gelebilecek en ufak bir davranış sergilemediğini, bu haliyle de davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel ve ciddi bir tehlike altında bulunmadığını, uygulamada bu miktardaki bir çek için yasal yollara derhal başlandığını, müvekkilinin herhangi bir takip başlatmadığını, davacının davaya konu talebi müvekkiline iletmediğini, doğrudan dava açmanın iyi niyet/dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, bankanın dava konusu çekte yer alan imzanın davacıya ait olduğu yönünde bir iddia da bulunmadığı gibi aksine imzanın davacıya ait olmadığını çekin arkasına vermiş olduğu belgelendirme şerhi ile açıkça belirttiğini, imza incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığını, davaya müvekkilinin de sebebiyet vermediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davacı aleyhine herhangi bir takip talebinde bulunmadıklarını, imza şüphesinin çeke de şerh edildiğini, davaya sebebiyet verilmediğini ileri sürmüş ise de, dava konusu çekte davacı görünürde keşideci konumunda olduğu, çek aslını elinde bulunduran davalıya karşı dava açmakta hukuki yararının mevcut olduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesine göre menfi tespit davası icra takibinden sonra açılabileceği gibi icra takibi başlatılmadan da açılabileceği, davalı vekili, çekteki imzanın davacıya ait olmadığına itiraz etmemiş ise de cevap dilekçesinde davayı kabul etmediği, mahkemece çeki elinde bulunduran davalı banka yönünden de davanın kabulüne karar verilerek davalının yargılama giderleri ve harç ile sorumlu tutulması yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Banka vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.