Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6086 E. 2024/7498 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6086
- Karar No
- 2024/7498
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1554 Esas, 2023/1494 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/243 E., 2020/76 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında 7 yıl süreli 23.09.2011 tarihinde edisyon sözleşmesi imzalandığını, sonrasında sözleşmenin taraflar arasındaki protokollerle 23.09.2024 tarihine kadar uzatıldığını, taraflar arasındaki ilişki bu çerçevede devam etmekte iken davalının taraflar arasındaki ilişkiyi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) ve sözleşmenin hükümlerine aykırı olarak sona erdirmek istediğini, bunun üzerine İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/471 E. sayılı dosyası nezdinde dava ikame edilerek, davalının fesih beyanının geçersizliği ile taraflar arasındaki edisyon sözleşmesi ve ek protokollerinin hukuken geçerli olduğunun tespiti, edisyon sözleşmesi ve ek protokolleri uyarınca müvekkili şirkete ödenmesi gereken telif bedellerine ilişkin alacağın davalı ve dava dışı Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği'nden tahsilinin talep edildiğini, dosyaya sunulan 18.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ile feshin haklı bir gerekçeye dayandığının davalı tarafından ispatlanamaması sebebiyle dava konusu fesih işleminin haksız fesih olduğu, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılığa ve haksız feshe dayalı taleplerinin haklı olduğu şeklinde değerlendirmede bulunulduğu, taraflar arasındaki yargılama devam ederken davalı tarafın 21.03.2019 tarihinde katıldığı duruşma sonrasında basın mensuplarına yapmış olduğu "...bir Türk besteci olarak benim önümü tıkamak istediler, ben de bir Türk şirketi ile anlaştım ve şu anda çok daha huzurlu üretim yapıyorum, Türk eser sahiplerinin haklarının bir kölelik sözleşmesiyle Amerika menşeli bir şirketin suistimal etmesi üzerine karşılıklı açılmış bir dava, bu davada yüce Türk adaleti lehimize bir karar verirse tüm besteciler ve üreten herkes adına yerinde bir zafer elde etmiş olacağız.. vd." şeklindeki beyanlarının, duruşmadaki beyanları ve davanın içeriği ile ilgisiz olmasının yanı sıra müvekkili şirketi gereksiz yere incitici nitelikte olup, müvekkilini ve ticari itibarını kötülemek maksadıyla ileri sürüldüğünü, davalının açıklamalarının yanlış ve yanıltıcı nitelikte olduğunu, davalı tarafından anılan beyanların haksız, kötü niyetli ve gerçeğe aykırı olması, ayrıca müvekkili şirketin ticari itibarına ciddi zarar verebileceği ve süregelen faaliyetlerini sekteye uğratabileceği gerçeği karşısında, somut olayda haksız rekabetin mevcudiyetinin tartışmasız olduğunu, davalının, yıllardır Türk sanatçıların faaliyetlerine katkıda bulunmuş, Türkiye'de yerleşik en köklü edisyon firmalarından olan müvekkili şirketi, Amerika menşeli olması üzerinden Türk sanatçılarını sömürmek ile yaftalaması ve özellikle milli duygular üzerine yapmış olduğu vurgular ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını etkilemeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini, burada yapılmak istenenin gereksiz bir incitme ve bu suretle kötüleme/ karalama niteliğinde olduğunu belirterek davalı tarafından basın mensuplarına yapılan açıklamaların haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve masrafı davalı tarafa ait olmak üzere kararın en yüksek tirajlı üç ulusal gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bu davanın İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/471 E. sayılı dosyası ile yakından ilgili olduğunu bu sebeple bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/471 E. sayılı dosyasındaki beyanlarının aynısını duruşma çıkışı basının soru sorması üzerine anlattığını, dosyada gizlilik kararı olmadığını, basının kendiliğinden de beyanlara ulaşabileceğini, alınan bilirkişi raporunda da müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği tespitinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davalının yapmış olduğu tüm açıklamaların, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi kapsamında "yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar" olarak değerlendirilemeyeceği, T.C. Anayasası'nın 26 ncı maddesinde koruma altında olan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; davalının davacı ile arasında İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/471 E. sayılı dosyası ile görülmekte olan edisyon sözleşmesinin feshi ve tazminat istemli dava sırasında davalının Mahkemede yaptığı savunmanın haber sitelerinde yer aldığı, haber sitelerinde yer alan bu açıklamanın “yanıltıcı” veya “lüzumsuz yere incitici” nitelikte kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabet nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.