Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6006 E. 2024/7740 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6006
Karar No
2024/7740
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1103 Esas, 2023/762 Kara HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/974 E., 2020/529 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde genel kredi sözleşmeleri akdedildiğini, diğer davalının da bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı şirkete genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkilince davalılar hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmelerinde müvekkili ...'in sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihinin müvekkilinin kendi el yazısı ile belirtilmediğini, açıkça müteselsil kefil olunduğuna ilişkin ibareye yer verilmediğini, kefaletin şekil koşullarına aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilmiş genel kredi sözleşmeleri uyarınca muaccel hale gelen bir alacak bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin kullandığı krediden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla borçlu şirket ile kefil davalı hakkında ilamsız takip başlatıldığı, davalı şirketin tüm borca, davalı kefilin ise hem borca hem kefaletin geçersizliğine yönelik itirazda bulunduğu, sözleşmedeki kefil beyanının davalıya ait olmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı, bu davalı hakkında başlatılan takibin yerinde olmadığı, diğer borçlu davalının ise yaptığı itirazın yerinde olmadığı, sorumlu olduğu borç miktarının bilirkişi raporu ile belirlendiği, kefil hakkında başlatılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatı olarak hesaplanan 436.143,94 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davalının 2.177.828,57 TL asıl alacak, 10.573,87 TL işlemiş faiz, 528,69 TL BSMV, 304,36 TL masraf olmak üzere toplam 2.189.235,49 TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, %20 inkar tazminatı olarak hesaplanan 435.565,71 TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya ayrılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temlik alan davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6006, K. 2024/7740, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6006-e-2024-7740-k-97b39b501c8d