Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5864 E. 2023/7666 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5864
- Karar No
- 2023/7666
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/600 Esas, 2021/1360 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/975 E., 2017/1139K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı asil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde; ortak ve yöneticisi bulunduğu ... Triko San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin triko imalat işi ile iştigal ettiğini, davalılardan ...'in ortak ve yöneticisi bulunduğu ... ve .... unvanlı şirketlerin ise iplik imalatı ve ticareti yaptığını, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya triko imalathanesinde kullanılmak üzere iplik alımı karşılığında bonolar verdiğini, ancak davalının sipariş konusu iplikleri teslim etmediğini ve bedelsiz kalan senetleri iyi niyetli 3 üncü şahıs karinesinden faydalanmak için diğer davalı ...'a verdiğini ve aleyhine icra takibi başlatıldığını, her iki davalının da kötü niyetli olduğunu, bedelsiz kalan senetlerden dolayı davalılara borçlu bulunmadığını ileri sürerek davaya konu senetler nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, senede karşı iddiaların senetle ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin davacı ile diğer davalı arasındaki akdi ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, senedin akdi ilişkiden mücerret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının malen yazılı bononu malın teslimine yönelik karine oluşturmaycağına yönelik iddiasını yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı dava dilekçesinde ve 17/11/2017 tarihli yazılı beyanında açıkça; 28 adet toplam 100.000 USD bedelli senetlerle ilgili menfi tespit isteminde bulunduğunu belirttiği, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/142 E. sayılı dosyasında da, aynı senetler nedeniyle menfi tespit isteminde bulunduğu, dosyadaki davalı ... ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/142 E. sayılı dosyasındaki davalı ... olup, davanın konusu da aynı senetler dolayısıyla bedelsiz kaldığı sebebine dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkin olduğu, her iki davanın tarafları, dava konusu ve sebebinin aynı olduğu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/142 E. sayılı dosyasında karar verildiği ancak henüz kesinleşmediği, aynı davanın mahkemelerinde tekrar açılması nedeniyle derdestlik söz konusu olduğu, bu sebeple açılan davanın ... yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... yönünden ise, dava konusu senetlerin avans olarak verildiğinin iddia edildiği, ... ise, iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu iddia ettiği, senetlerin avans olarak verildiği iddiasına gelince; senet kambiyo vasfında olup, kambiyo senetleri ödeme aracı olarak kullanılmakta olduğu, ödeme aracının verilmesiyle malın da alındığı karinesi bulunduğu, bunun aksini iddia edenin aynı ölçüde delille ispat etmesi gerektiği, davacının bu yöndeki karinenin aksini ispat edemediği, diğer yönden ise, kambiyo senedinin elde eden kişinin, kötü niyetli olduğu veya senedin elde edilmesinde ağır kusuru bulunduğunu ispat külfetinin karşı tarafa ait olduğu, davacının da davalı ...'ın senetlere ağır kusurla veya kötü niyetle aldığı yönündeki iddiası ve ispatı söz konusu olmadığı, bu hususlar dikkate alınarak ... yönünden de davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden derdestlik nedeniyle açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı ... yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı asil istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar 1 no'lu davalı hakkındaki davanın “derdestlik nedeniyle usulden reddine” karar verilmiş ise de, mahiyeti gereği davanın her iki davalıya karşı açılma zorunluluğunun gözardı edildiğini, senetlerin İstanbul 3.İcra Müd.'nün 2014/30854 ve İstanbul 31 İcra Müd.'nün 2015/333 E. sayılı dosyalarından takibe konu yapıldıkları ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 1 no'lu davalı tarafından “....” isimli tanıdığı şahsa ciro edilerek onun eliyle tahsile koydurulması sebebiyle her ikisine karşı açılmak durumunda kalındığını, daha sonra 1 no'lu davalının, senetlerin diğer kısmını ise yine tanıdığı 2 no'lu davalıya ciro ederek Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün 2016/14044 E. sayılı dosyasından takibe konu yaptırdığını, bu sebeple her iki davalı arasındaki “muvazaalı ciro-devir”' konusu gündeme getirilmeden şekil olarak iyiniyetli üçüncü kişi” görünümünden istifade etmek için yola çıkmış olan sadece 2 no'lu davalıya karşı dava açıp sonuç almak olanaksız olduğundan, 1 no'lu davalıya her iki davada da yer verilmesinin usuli bir zorunluluk olduğunu, derdestlik nedeniyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini, taraflarınca dosyaya sunulmuş bulunan 19.09.2017 tarihli “delil listesi”nin 8 nci maddesinde açıkça “her iki davalı hakkında yemin” deliline dayanıldığı gibi, aynı dilekçenin 2, 5, 6 ve 7 nci sıralarındaki delillerinin de toplanıp tartışılmadan noksan soruşturma ve incelemeyle karar verildiğini, iplik ticaretine ilişkin “Sipariş Anlaşması” başlıklı 11.03.2014 tarihli belgenin Mahkemece dikkate alınmadığını, kararda 2 no'lu davalı hakkındaki davanın ispatlanamadığından reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen, dayanılan deliller toplanmadığından verilen kararın dosya kapsamı ile örtüşmediğini, davalılar arasındaki senetlerin ciro ve devrinin muvazaaya dayandığı, her iki davalı arasında senetlerin devrini gerektirecek gerçek bir alacak-borç ilişkisi bulunmadığı bu nedenle şirketlere ait ticari defter ve kayıtlarla muhasebe evrakının bilirkişi vasıtasıyla incelenmesinin talep edildiği ancak Mahkemece bu yolda herhangi bir araştırma ve inceleme gereği duyulmadan davanın sonlandırıldığını, 2 no'lu davalının iyiniyetli hamil olmadığını, 1 no'lu davalının güvenilir emanetçisi pozisyonunda olduğunu, davalılar arasında senetlerin devrinin tamamen danışıklı olup 2 no'lu davalının bu senetlerin bedelsiz olduğunu bilerek zararına hareket ettiğini, muvazaanın ortaya çıkartılması yönündeki taleplerinin incelenmediğini, dava dilekçesinde 1 no'lu davalının FETÖ örgütüne mensup olması sebebiyle ortadan kaybolarak işlerini güvendiği başkaları üzerinden yürütmekte olduğunu, davalılar arasındaki güvene dayalı bu özel ilişki sebebiyle 2 no'lu davalının senetlerin bedelsiz olduğunu bilmemesinin imkânsız olduğunu dolayısıyla bedelsizlik ve muvazaa sebebiyle her iki davalıya da hiçbir borcunun bulunmadığını Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek noksan soruşturmayla verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile derdestlik yönündeki dava şartına ilişkin verilmiş olan kararın hukuka uygun olması nedeniyle bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerektiği davalıların arasındaki dava konusu senedin muvazaalı olduğu iddia edilmekle, davacı davalılar arasındaki işlemin bizzat tarafı olmadığından muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabileceği, buna göre somut olay ve davacı delillerine bakıldığında, ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde, defter ve kayıtlarda bulunmayan senetlerin muvazaa iddiasını kanıtlanamayacağı, bu nedenle incelenmesinin de muvazaa iddiası için gerekli olmadığı, tanık deliline dayanıldığı ancak tanık isimlerinin bildirilmediği, tanıkların görgüye dayalı tanık olması gerektiği ancak dava dilekçesi ve sunulan beyan dilekçeleri incelendiğinde davalılar arasındaki muvazaa iddiasına yönelik tanık da bulunmadığı, yemin deliline dava dilekçesinde dayanılmadığı, delil listesinde dayanıldığı, delil listesi ile dava dilekçesinde dayanılmayan delillerin öne sürülemeyeceği, sipariş anlaşmasının senetlerin avans olarak verildiğine ilişkin kayıt içermediği, bu nedenlerle davacının delillerinin yeterince incelenmediğine yönelik istinaf isteminin, hukuka aykırı bir karar verilmemiş olması nedeniyle yerinde olmadığı, davacının muvazaaya ilişkin delillerin yetersiz olduğu, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.