Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5803 E. 2024/7583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5803
- Karar No
- 2024/7583
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/598 Esas, 2023/734 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/778 E., 2022/909 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şube tarafından 25.05.2015 tarihli Kredi Sözleşmesi kapsamında "... Limited Şirketi" ile kredi sözleşmeleri akdedildiğini, muhtelif tarihlerde krediler kullandırıldığını, söz konusu bu kredi sözleşmelerinde ...'nun müşterek ve müteselsil sorumlu kefil olarak gösterildiğini, 06.07.2016 tarihli Kefalet Sözleşmesi ile birlikte ... tarafından temsil edilen ... Kablo San. A.Ş.'nin de müşterek ve müteselsil sorumlu kefil olarak belirlendiğini, borcun ödenmemesi üzerine, Arnavutluk Cumhuriyetinin Skhoder Adli İl Mahkemesince 20.09.2018 Tescil tarihli, 545 (11233-01884) Tescil numaralı, 24.09.2018 karar tarihli ve 545 (4376) karar noda bahsi geçen ve noter huzurunda akdedilen bu kredi sözleşmelerinin icra edilmesine ilişkin karar verildiğini, 09.10.2018 tarihinde Milli Ticaret Bankası A.Ş. (Banka Kombetare Tregtare) tarafından ... Limited Şirketinin hissedarı niteliğinde olan ... Kablo San. A.Ş.'ye sözleşme yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve kesin haczin başlatılması hakkında noter huzurunda hazırlanan ve noterlikçe tasdik edilen uyarı mektubu gönderildiğini, bu borcun dayanağı olan belgelerde asıl borçlu olarak adı geçen dava dışı ... Limited Şirketi tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, bu davanın görülmesinde Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu ayrıca Arnavutluk ile Türkiye arasında imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti arasında hukuki, ticari ve cezai konularda adli yardımlaşma sözleşmesi kapsamında mütekabiliyet ilkesi gereği teminat maufiyesi bulunduğunu, davalı borçlunun yerleşim yerinin İstanbul ili olduğunu, davalı aleyhine önce İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'na 2021/6124 nolu başvuru yapıldığını ancak davalıların yetki itirazı üzerine arabuluculuk dosyasının İstanbul Anadolu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderildiğini, mahkemenin 07.05.2021 tarihli 2021/570 E.- 2021/721 K. sayılı ilamı ile yetki itirazının kabulüne, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun yetkisizliğine, dosyanın Arabuluculuk Bürosuna iadesine karar verildiğini, ancak yetkili Arabuluculuk bürosunun gösterilmediğini, müvekkili şirket ile davalı ... arasında imzalanan Kredi Sözleşmelerinin 10.5 maddesinin "Borcun icra edilmesi için şartsız ve geri dönülmez şekilde Garantör Kredi Alanla (temel borçlu) ortaklaşa sorumludur. Bankanın bilgisi olmadan Garantör kendi mülkün miktarını ve değerini azaltan hiçbir eylem yapamayacaktır." şeklinde olduğunu, dolayısıyla dava dışı kredi alan ... Limited Şirketi'nin aynı zamanda yöneticisi olan davalı ..., hem dava dışı kredi alan şirketi temsilen hem de kendi adına şahsen kredi sözleşmelerini imzalayarak dava dışı kredi alan ile birlikte müteselsil olarak, şartsız ve geriye dönülemez biçimde kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu kabul ettiğini, bu kefaletin MÖHUK 7 nci madde gereği geçerli olduğunu ileri sürerek 5.849.000,00 ALL'nin fiili ödeme günündeki TL karşılığı ile 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek merkez bankası kamu bankalarınca mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi ve tüm ferileriyle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; anılan kredi sözleşmelerinin taraflarının Arnavutluk yasaları uyarınca kurulmuş .... ve ... SHPK şirketleri olduğunu, sözleşmelerin dilinin Arnavutça olduğunu, uyuşmazlık ile Türkiye arasında bağlantı bulunmadığını, davacının da uyuşmazlığın çözümünde Arnavutluk Cumhuriyeti Medeni Kanunu'nun geçerli olduğunu beyan ettiğini, Türkiye ile bağlantısı bulunmayan bir konuda Türk mahkemelerinin yetkisinin doğması ve davanın Türkiye'de görülmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın yetki yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Tiran İl Mahkemelerinin yetkili kılınmasının uyuşmazlıkta Arnavutluk Cumhuriyeti kanunlarının uygulanmasının öngörüldüğünden kaynaklandığını, davacının sunduğu belgeler ve iddialarla ilgili Arnavutluk Cumhuriyeti Medeni Kanunu kapsamında itiraz sunulması gerekliyken ve yargılamanın da bu kapsamda yapılması gerekecekken, itirazlarının Türkiye Cumhuriyeti kanunları kapsamında kalacak olmasının savunma haklarını kısıtlayarak ortadan kaldırılması anlamına geldiğini, davacının müvekkilleri aleyhine İstanbul 8. İcra Dairesinin 2019/28865 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığını, bu takibin haksız olması nedeniyle müvekkilleri adına takibe itiraz ettiklerini, bu itirazın nedeniyle de takibin durdurulduğunu, davacı taraf İstanbul 8. İcra Dairesinin 2019/28865 E. sayılı dosyasına yapılan itirazlarının kesin olarak kaldırılması için İstanbul 29. İcra Hukuk Mahkemesinde 2019/970 E. sayılı davasının açıldığını, bu davada davanın reddine karar verildiğini, davacının alacağının zaman aşımına uğradığını, kefaletin geçersiz olduğunu, davacı tarafın asıl borçlu şirket olan ... Limited Şirketine başvurmaksızın müvekkillerine başvurmasının da mümkün olmadığını, kefalet sözleşmesinde müteselsil kefalet ifadesinin hiçbir şekilde kullanılmadığını, kredi sözleşmelerinde de kefalet sözleşmesinde de sadece "kefil" ifadesinin kullanıldığını, müvekkillerinin kefaletinin müteselsil kefalet olmadığını, dolayısıyla TBK m.585/2 kapsamında öncelikle rehne başvurulmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 12.04.2014 ve 25.05.2015 tarihli kredi sözleşmesi düzenlendiği, bu kredi sözleşmelerinde davalılardan İsmail Altay Halazoğlu'nun müşterek ve müteselsil sorumlu kefil olduğu, daha sonra 06.07.2016 tarihinde davalı ... San. A.Ş.'nin ... SH.P.K adına alınmış ve alınacak olan krediler için garantör olmasına ilişkin karar alındığı ve akabinde taraflar arasında 06.07.2016 tarihli kefalet sözleşmesiyle birlikte ... Kablo San. A.Ş.'nin müşterek ve müteselsil sorumlu kefil olarak belirlendiği, borcun ödenmemesi üzerine Arnavutluk Cumhuriyeti'nin Skhoder Adli İl Mahkemesince 24.09.2018 tarihli ve 545 (4376) nolu karar ile kredi sözleşmelerinin icra edilmesine ilişkin karar verildiği, dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti.'nin davacı bankaya olan toplam borcunun 12.04.2019 tarihi itibariyle 99.484.03,55 Leke olduğunun Arnavutluk Cumhuriyeti Tiran Noterler Odası Tiran Yerel Şubesince düzenlenen tasdiknamede belirlendiği, taraflar arasında düzenlenen 12.06.2014 ve 25.05.2015 tarihli kredi sözleşmelerinin 15/2 nci maddesinin "Taraflar işbu sözleşmeden kaynaklanan anlaşmazlıkları iyi niyetle çözecek, aksi halde Tiran 1. Derece Mahkemesi çözmekle yetkilidir." şeklinde düzenlendiği, yine 06.07.2016 tarihli kefalet sözleşmesinin "son hükümler" başlıklı 5 inci maddesinin 1. fıkrasının "İşbu sözleşme yürürlükte olduğu sürece meydana gelebilecek tüm anlaşmazlıklar taraflar arasında anlaşmayla çözülür. Aksi halde taraflar Tiran Adli II. Mahkemesi'ne başvurabilir." şeklinde düzenlendiği, ayrıca kredi sözleşmesinin 10.5 inci maddesine göre "banka kredi alan ve garantör arasındaki ilişkilerde işbu sözleşmede bahsedilmeyen başka konular, Arnavutluk Cumhuriyeti Medeni Kanunu'nun 585 inci maddesi ve 600 üncü maddesi doğrultusunda çözülecektir." hükmünün bulunduğu, yer itibari ile yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın, yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, yetkili olduğu durumlarda dahi tarafların yetki anlaşması ile yabancı bir ülke mahkemesini yetkili kılabilecekleri, somut olayda kredi sözleşmesinin her iki tarafının Arnavutluk menşeili yabancı şirketler olup, kredinin de Arnavutluk da alındığı, bu sebeple dava konusu kredi sözleşmesinin yabancılık unsuru taşıdığı, belirlenen yetki sözleşmesinin halefiyet ilkesi gereğince davacıyı da bağlamakta olup davalının yasal süre içerisinde yetki itirazında bulunduğu, sözleşme hükümleri ve MÖHUK m. 24/m. 47 uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinde görülmesi, uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça davalının yetki itirazının Medeni Kanunun 2 nci maddesine göre iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilmemesi gerektiği ileri sürülmüşse de sözleşmenin dilinin Arnavutça, sözleşmenin ifa yerinin Arnavutluk olduğu, her iki tarafça sözleşmede Arnavutluk Cumhuriyeti Medeni Kanunu'nun uygulanacağı ve Tiran İl Mahkemelerinin uyuşmazlığı çözmeye yetkili olduğu konusunda anlaştıkları, bu uyuşmazlığın çözümünde Türkiye Cumhuriyeti Kanunları değil Arnavutluk Kanunları uygulanacağından, davalıların ve savunmalarının yabancı ülke kanunlarına göre yapılmak zorunda olduklarından yaptıkları yetki itirazının kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği, zira bu yönden düşünüldüğünde her iki kredi sözleşmesinin taraflarının Türk olmadığı ve Arnavutluk Kanunlarının uygulanması ve Tiran Mahkemelerinin yetkili olduğu hususlarında yapılan yetki sözleşmesine rağmen davacının Türkiye'de dava açmasının da aynı çerçevede iyi niyetli olarak değerlendirilebileceği, ayrıca kefalet sözleşmesinin feriliği ilkesi gereğince kefaletin asıl sözleşme hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, yetki sözleşmesinin geçerliliği için kanunda tarafların tacir olması şartı bulunmadığı, kredi sözleşmelerinin 15.2 maddesinin, taraflar işbu sözleşmeden kaynaklanan anlaşmazlıkları iyiniyetle çözecek, aksi halde taraflar Tiran Birinci Derece Mahkemesi çözmekle yetkilidir; kefalet sözleşmesinin 15.1 maddesi ise, işbu sözleşme yürürlükte olduğu sürece meydana gelebilecek tüm anlaşmazlıklar taraflar arasında anlaşılabilirlikle çözülür, aksi halde taraflar Tiran Adli İl Mahkemesine başvurabilir, şeklinde olduğu ve kredi kullanan şirketin yetkilisi olan davalı kefil İsmail Altay Halazoğlu tarafından da imzalandığı, bu sözleşmesindeki yetki şartı davalı ... Halazoğlu yönünden bağlayıcı olduğu, kefalet sözleşmesindeki yetki şartında ise, uzlaşma usulü denendikten sonra Tiran Adli İl Mahkemesine başvurulabileceği şeklinde düzenlenmiş olup, başvurulabilir ifadesi bir alternatifi değil öncelikle uzlaşma usulünün denenmesinin gerektiğini ifade etmesi nedeniyle yetki şartında mahkemenin belirli olduğunun kabulü gerektiği, kredi sözleşmesinde kefalete ilişkin uyuşmazlıkların yetki düzenlemesinden ayrık tutulmadığı, borçtan sorumlu olanlardan kredi borçlusu dava dışı şirketin Arnavutluk'ta kurulu bir şirket olması ve onun yönünden Tiran mahkemelerinin yetkili olması karşısında davalıların milletlerarası yetki itirazında bulunmalarının dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği, yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğunun kabul edilemeyeceği, davacının elinde tuttuğu yabancı icra kararına ilişkin tenfiz başvurusu bulunmadığı, davacı tarafça sunulan, TahskoPustina Avukatlık Arnavutluk Ofisi yetkili avukatları Av. Flonia Tashko Boriçi ve Av. Florian Hasko tarafından hazırlanan hukuki görüşte, Arnavutluk kanunu kapsamında kişisel kefaletlere ilişkin icra yoluyla el konulması hususunda fikir birliğine varılmış bir içtihat olmamasına rağmen Yüksek Mahkemenin Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 510 uncu maddesinin Medeni Kanunun 600 üncü maddesi yerine veya tam tersi olarak uygulanıp uygulanmayacağı mevzusundan ziyade genellikle bu tür kefaletlere icra yoluyla el konulması hususunda bazı usule dayalı hususlara odaklandığı belirtilmiş olup, buna göre Arnavutluk'ta icra yolunun tek ve kesin kural olduğuna ilişkin açık bir düzenleme olmadığı, Arnavutluk mahkemelerinin dava konusu uyuşmazlıkta kendilerini yetkili görmediklerine ilişkin bir karar da dosya içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın kefillerden tahsili davasıdır. Uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 47 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.