Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5616 E. 2024/7153 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5616
Karar No
2024/7153
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1913 Esas, 2023/931 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/234 E., 2022/165 K. Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/10239 sayılı marka başvurusunun, davalı tarafın itirazından dolayı reddedildiğini, müvekkilinin 2007/31044 sayılı marka üzerinde %50 hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkili şirketin sahibi ...’nun itiraz sahibi şirketin eski ortaklarından olduğunu, ... markası ve dükkanlarının her iki şirketin ortaklarının babaları ve dedeleri tarafından kurulduğunu, tarafların ve doğal olarak müvekkili şirketin ... ibaresi üzerindeki hak sahipliklerinin tartışılmaz şekilde eşit olduğunu, müvekkilinin de anılan ibareyi kendi adına tescil ettirme hakkının bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasını yeni bir logo ile üretmesinin sebebinin, davalı şirket ile karıştırılmak istememesi olduğunu, ayrıca müvekkilinin dava konusu marka üzerinde müktesep hakkı olduğunu, zira müvekkilinin 2018/14158 sayılı markanın sahibi olduğunu, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, ticaret hayatının olağan gereklilikleri gereği aile üyeleri tarafından idamesi sağlanan markaların, yoluna bir başına devam ettiğini, buna ilişkin çok sayıda örnek olduğunu, somut olayda da müvekkilinin markasının adını duyan insanlarda oluşacak ilk intibanın aile üyelerinden birinin ayrılarak kendi markasıyla yoluna devam ettiği şeklinde olacağını, müvekkilinin www.ahmetarifoğlu.com.tr adresinde faaliyet gösterdiğini, buradaki kullanımları incelendiğinde herhangi bir marka ile karıştırılamayacak nitelikte olduğunun görüleceğini, müvekkili markasında kullanılan logonun davalı taraf markasından farklı olduğunu ileri sürerek 2021-M-5326 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarında “...” ibaresinin esas unsur olarak yer aldığını, yeşil yaprak şeklinin tali unsur olarak kullanıldığını, markalar arasındaki benzerliğin açıkça görüldüğünü, YİDK tarafından mal/hizmetlerin benzerliği açısından yapılan incelemede, markaların aynı/ aynı tür malları ve hizmetleri kapsadığının tespit edildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğunu, davacının kazanılmış hak iddia ettiği 2018/14158 tescil numaralı markanın müktesep hakkın şartlarını sağlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1992 senesinde markasını tescil ettirdiğini, o tarihten bu yana çok sayıda tescilli markanın sahibi olduğunu, tarafların 2007/31044 sayılı markaya birlikte sahip olduklarını, davacının ortağının, müvekkili şirketteki hisselerini devretmek sureti ile müvekkili ... şirketinden ayrıldığını, davacı şirkete "..." ibaresi üzerindeki tüm hakların değil, sadece 2007/31044 tescil numaralı marka üzerinde birlikte hak sahipliği verildiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin açık olduğunu, davacının tescilini talep ettiği sınıfların, müvekkilinin markaları kapsamında yer alan sınıflar ile aynı olduğunu, davacının markalarını kullanım sonucunda ayırt edici hale getirdiği iddiasının kabul edilebilir olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı şirketin 27.01.2020 tarihinde "Şekil+..." ibareli 2020/10239 sayılı başvuru ile 03 / 05 / 29 / 30 / 31 / 32 / 35 / 43. sınıfta bulunan mal ve hizmetler için tescil talebinde bulunduğu, başvurunun yayımı üzerine davalı şirket tarafından 6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin bir, üç ve dokuzuncu fıkraları kapsamında 2000 15722, 2003 20428, 2004 09968, 2004 34621, 2007 31044, 2011 119025, 2012 13267, 2019/104240, 2019 17927, 92/007009, 96/007847, 96/012151, 96/014097 sayılı markalar itiraza mesnet gösterilerek yayına itiraz edildiği, YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı 28.07.2021 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirileceği, marka işlem dosyasında yer almayan ancak dava aşamasında ibraz edilen bilgi ve belgelerin değerlendirme dışı tutulduğu, dava konusu 2020/10239 sayılı marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan mal ve hizmetlerin redde mesnet markalar kapsamında aynı, aynı tür veya benzer olarak yer aldığı, dava konusu markanın şekil ve kelime unsurlarından oluşan bir bileşke marka olduğu, markanın sol kısmında yaprak görselinden oluşan bir figürün yer aldığı, sağ kısmında ise “...” şeklinde isim ve soy isimden oluşan bir sözcük öbeğinin bulunduğu, davalı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, taraf markaları bütüncül karşılaştırıldığında ortak “...” ibaresini taşıdıkları, dava konusu markadaki vurgunun soy isim, yani “...” ibaresi üzerinde olacağı, zira “AHMET” isminin çok daha yaygın bir kullanımı bulunduğu, taraf markaları aynı ya da yüksek düzeyli benzerlik taşıyan mal ve hizmetlerde tescil edilmek istenildiği durumda tüketicinin, dava konusu markayı da davalının iktisadi kişiliği bünyesinde yaratılmış yeni bir marka olarak yorumlayabileceği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, “...” ibaresinin yaygın bir soyadı olduğunu gösterir hiçbir delilin dosyada olmadığı, görsel algılar itibariyle de işaretler arasındaki benzerlik halinin işaretleri birbirine yanaştıran unsur olarak değerlendirilebileceği, davacının, önceki, tescilli markasından kaynaklı müktesep hak iddiasında bulunduğu, müktesep hakkın kabulü için müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması halinde marka sahibinin kazanılmış hakkının olacağı, ancak bu şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusunun, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmaması gerektiği, daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemeyeceği, ayrıca önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması halinin tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamayacağı, önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatı gerektiği, somut olayda davacıya ait kayıtlı markalardan en eskisinin ve iş bu dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle tescili üzerinden beş yıldan fazla zaman geçmiş tek markasının 2007/31044 sayılı davacı ve davalı tarafın müşterek hak sahibi olduğu "Şekil+..." markası olduğu, ancak bu marka açısından müktesep hak şartlarının gerçekleşmediği, davacının fiili kullanımının, taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığının işlem dosyasına sunulmuş deliller ile ortaya konulamadığı, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında, birlikte var olma iddiasına da dayanıldığı, barışçıl şekilde birlikte var olmanın söz konusu olabilmesi için tarafların uzun bir dönem boyunca piyasada çatışma yaşamaksızın birlikte var olması ve gerçekleştirilen uzun süreli yoğun kullanım neticesinde markaların piyasada ayırt edilebilmesi gerektiği, davacının 2020/10239 sayılı markasına ilişkin kullanımlarına yönelik işlem dosyasına sunduğu delillerin genel olarak dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki sürece ilişkin kullanımları ihtiva ettiği veyahut tamamen tarihsiz deliller olarak birtakım mağaza görselleri, ambalaj ve tanıtım broşür görsellerinden ibaret olduğu, dava konusu marka başvurusu açısından taraflar arasında fiili kullanıma dayalı olarak “barışçıl şekilde uzun bir süre birlikte var olma” koşullarının somut olayda meydana gelmediği, davacı marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında davaya konu mal ve hizmetler bakımından birlikte var olma ilkesinin uygulama şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava konusu 2020/10239 sayılı marka başvurusundan çıkartılan mal ve hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet gösterdiği markaları kapsamında aynı tür veya benzer olarak yer aldığı, her iki taraf markasının ortak olarak “...” ibaresini taşımaları sebebi ile markalar arasında, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, "..." ibareli işareti gördüğünde bunun "..." ibareli markalardan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, ayrıca davacıya ait dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle tescili üzerinden beş yıldan fazla zaman geçmiş tek markasının 2007/31044 sayılı davacı ve davalı tarafın müşterek hak sahibi olduğu "Şekil+..." markası olduğu, bu marka ile dava konusu markadaki esas unsur üzerindeki algının değişikliğe uğratılmış olması, uyuşmazlık konusu işaretin kullanım ile de taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmış olmaması, dava konusu markanın başvuru tarihinden daha evvelki süreçte de aktif ve ticari etki doğurur bir şekilde uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bilfiil kullanıldığını gösterir herhangi bir delilin de dosya içerisinde bulunmaması hususları karşısında davacının müktesep hak iddiası yerinde olmadığı, uzun bir süre birlikte var olma koşullarının somut olayda meydana gelmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5616, K. 2024/7153, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5616-e-2024-7153-k-aaa01bc665ef