Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5339 E. 2024/7607 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5339
Karar No
2024/7607
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1484 Esas, 2023/989 Karar KARŞI DAVA TARİHİ :13.04.2016 HÜKÜM/KARAR :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2016/20 E., 2020/258 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; her iki müvekkili adına kayıtlı 06.05.2004 tescil tarihli 2004/01467 tescil numaralı, 21.04.2009 tescil tarihli 2009/01854 tescil numaralı, 08.10.2009 tescil tarihli 2009/04752 tescil numaralı, 25.11.2010 tescil tarihli 2011/01467 tescil numaralı, 25.11.2010 tescil tarihli 2010/06160 tescil numaralı, 19.11.2014 tescil tarihli 2014/07913 tescil numaralı desenlerin davalı firma yetkilileri tarafından taklit edilerek üretildiğini ve piyasaya sürülen ürünlerin davalının işyerinde satışının yapıldığını ileri sürerek davalının tecavüzünün ref’ini, piyasada bulunan tecavüze konu ürünlerin toplatılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL yoksun kalınan maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile eşit oranda müvekillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA 1.Davalı, karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davaya konu ürünlerin gerek yurt dışında gerekse de yurt içinde yıllardır bilinen, harcıalem ve standart tip ürünler olduğunu, davacının kullanımına münhasır kılınamayacağını, mevcut ürünlerin asırlardır herkesçe bilinen tanınan ürünler olduğunu, şeker ve şekerleme denildiğinde adeta standart tasarım haline gelmiş bu ürünlerin ve şekillerin yurt içi ve yurt dışı piyasada asırlardır mevcut olduğunu, davacının asırlardır bilinen, ayırt edici özelliği bulunmayan ve kültürümüze mal olmuş şekil, karakter ve ürünleri (elmalı şeker, düdüklü şeker, Hacivat, Karagöz, Nasreddin Hoca ve benzeri) endüstriyel tasarım olarak tescil ettirmesinin hukuka uygun olmayan, haksız ve kötüniyetli bir girişim olduğunu, davacıların tekelci bir yaklaşımla aynı zamanda kendilerine dava yoluyla baskı kurmaya çalışarak piyasayı ele geçirme amacında olduklarını, davaya konu ürünler harcıalem oldukları için piyasada başka firmalar tarafından da üretilip satıldığını, bu tip ürünlerin genel olarak “sosyete şekeri” olarak adlandırıldığını, elmalı şeker, emzikli şeker, horoz şeker, lolipop şeker, burma şeker, el şekerleme, kalp şekerleme olarak türlere ayrıldığını, davacının kuruluş tarihinden çok daha önce bu ürünlerin piyasada bulunduğu ve satıldığını, dava konusu edilen ürünler yeni ve ayırt edici olmadığından 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (554 sayılı KHK) hükümlerine aykırı tescil edildiğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davasına ilişkin olarak 2004/01467, 2009/01854, 2009/04752, 2011/01467, 2010/06160 ve 2014/07913 numaralı çoklu endüstriyel tasarımların tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı, karşı davalılar vekili cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalının 2009/01854 (9) ve (10) numaralı tasarımlar 2004/01467 (1) ve (3) nolu tasarımlar 2014/07913 (21) nolu tasarımların ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini üretip piyasaya sunması şeklindeki eylemin davacıların tasarımdan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 2009/01854 (9) ve (10) numaralı tasarımlar 2004/01467 (1) ve (3) nolu tasarımlar ile 2014/07913 (21) nolu tasarımdan doğan haklarına tecavüzün ref'ine tecavüz teşkil eden ürünlere el konularak şeklinin bozulup davalıya iadesine, takdiren 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacılara verilmesine, karşı dava yönünden dava konusu tasarımlardan 2009/01854 (1), (2), (3) ve (8) nolu tasarımların tescil başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırt edici nitelikte olmadıkları anlaşıldığından karşı davanın kısmen kabulüne karşı davalı adına tescilli 2009/01854 (1), (2) (3) ve (8) nolu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer tasarımlar ve koşulları oluşmayan manevi tazminat yönünden karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı-karşı davacının sunduğu delillerin bilirkişi kök raporunda değerlendirildiği, Mahkemece yazılan müzekkerelere müspet cevap verilmediği, davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde sunulan faturaların değerlendirilmediğini ileri sürmüş ise de; raporların bir kısmının tarihinin okunaksız olduğu, "sosyete şeker" ibareli faturaların dava konusu tasarımlara ilişkin olduğunun belirlenemediği, mevcut delil durumuna göre manevi tazminat koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin, mevcut delil durumu ve süre dikkate alındığında Mahkemece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddelerine göre takdir olunan 5.000,00 TL maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada, tasarıma tecavüzün ref'i, maddi ve manevi tazminat, karşı dava ise, tasarımın hükümsüzlüğü ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 95 inci maddesi, 345 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 554 sayılı KHK'nın 5 inci, 7 nci, 10 uncu ve 43 üncü maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5339, K. 2024/7607, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5339-e-2024-7607-k-9ad66d37e443