Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5227 E. 2024/6735 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5227
- Karar No
- 2024/6735
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1136 Esas, 2023/1081 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/532 E., 2020/55 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan olan alacağını tahsil etmek amacıyla dava açtığını, davanın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/203 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve 45.150,00 Euro karşılığı 128.226,00 TL'nin 15.03.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, müvekkilinin sözü edilen karara dayalı olarak davalı hakkında ilamlı icra takibi yaptığını ve bu takip neticesinde 15.05.2018 tarihinde davalıdan 128.226,00 TL ana para ve 55.139,55 TL faiz olmak üzere toplam 183.365,55 TL tutarında parayı tahsil ettiğini, müvekkilinin davalıdan olan 45.150,00 Euro alacağının, alacağın tahsil edildiği tarihteki kur üzerinden 236.586,00 TL'ye tekabül ettiğini ancak müvekkilinin davalıdan 183.365,55 TL tahsil edebildiğini, aradaki fark olan 53.220,45 TL'nin, alacağın tahsil edildiği tarihteki kur üzerinden 10.156,00 Euro'ya tekabül ettiğini, 10.156,00 Euro ve bu miktara ihtar tarihinden itibaren işletilecek faizin müvekkilinin munzam zararını teşkil ettiğini, davalının temerrüdü sebebiyle müvekkilinin faizle giderilemeyen munzam zararı oluştuğunu ileri sürerek, belirsiz olan alacağının 10.156,57 Euro asgari tutarının fiili ödeme günündeki TL karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve davalı ile üçüncü şahıs Akım İnşaat Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. kalan 7 adet senet ile ilgili menfi tespit davasına göre davalıda kalan diğer 7 adet senetlerle ilgili tahsil edildiği yargı kararıyla tespit edildiğinde bedelini isteme ile ilgili talep ve dava hakları saklı olması kaydıyla şimdilik 7 adet senedin müvekkilinin devir edilen şirket hissesi ve sözleşme gereği hissesi oranındaki kısmın davalıdan istirdadı ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ilgili senetler her ne kadar Euro bedelli olsa da müvekkili tarafından Türk Lirası olarak tahsil edildiğini, Türk Lirası olarak tahsil edilen bedelin döviz olarak tahsil edilemeyeceğini, davacı tarafın 29.11.2013 tarihli İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2013/28162 E. sayılı dosyası ile ilk takibinde 45.150,00 Euro olan alacağını Türk Lirasına çevirerek icra takibine konu ettiğini ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/203 E. sayılı dosyası ile alacak davası açmış olduğunu, bu alacak davasına ilişkin dava dilekçesinde Euro bedelini Türk Lirasına çevirerek, 128.652,00 TL olarak tahsilini talep ettiğini, mahkemenin de talep doğrultusunda alacağın tutarına TL olarak hükmettiğini, akabinde başlatılan icra takibinde de alacak kaleminin Türk Lirası olarak istendiğini, davacının ilk dava tarihi itibariyle 45.150,00 Euro alacağının fiili ödeme tarihindeki Türk parası karşılığını talep hakkı mevcut iken ilk dava tarihi olan 29.05.2014 tarihindeki Türk parası karşılığını tercih ederek, tercih hakkını bu şekilde kullandığını, davacının bu tarihten sonra alacağını artık Euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığını isteme hakkını yitirdiğini, bu nedenle Euro alacağının geç ödenmesinden doğan munzam zarar adı altında bir zararı da davalıdan isteyemeyeceğini, munzam zarar talep edilebilmesi için borçlunun kusurlu olması gerektiğini ve borçlunun temerrüdü ile munzam zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, davacı tarafın munzam zarar iddiasını ispatla mükellef olduğunu, döviz kurunda yaşanan artışın tek başına munzam zararın oluştuğunu ispat edecek nitelikte olmadığını, davacı tarafın oluştuğunu iddia ettiği munzam zararı somut olarak ispat edemediğini, davacı tarafın dilekçesinde sadece munzam zarar ile ilgili genel bilgilere yer verdiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü munzam zararın müvekkili davalının elinde olmayan yüksek enflasyon, Euro kurundaki artış olduğunu, sadece bu nedene dayanarak munzam zarar talep edilemeyeceğini, davacı tarafın dilekçenin talep kısmının ikinci bendinde munzam zararla herhangi bir ilgisi olmayan ve dava dilekçesinde de yer vermediği bir talebe dayandığını, talepte yer alan senetlerin şu an davacı tarafın sahibi olduğu şirkette yer aldığını, kendi ellerinde bulunan senetleri isteyen davacının kötüniyetini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, munzam zarar iddiasına konu önceki davada davacı yanca, "45.300 Euro karşılığı 128.652,00 TL'nin davalıdan tahsil edilmesinin talep edildiği ve yargılama sonucunda, 128.226,00 TL nin (45.150,00 Euro karşılığı) 15.03.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, davacı tarafından dava açılırken TL karşılığı talep edilmiş olmasından dolayı davacının dava dilekçesinde iddia ettiği munzam zararının oluşmayacağı ve mahkemelerinin 2014/203 E. 2015/393 K. sayılı dosyasında da davacı vekili tarafından 7 adet senedin istirdatınıın istenildiği ve mahkemelerinin 2014/203 E. 2015/393 K. sayılı dosyasında iş bu talebinin reddedildiği ve iş bu kararın onandığı ve bu talep yönünden kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, munzam zararının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 inci maddesi 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.