Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5103 E. 2024/8363 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5103
- Karar No
- 2024/8363
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/626 Esas, 2023/738 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/110 E., 2022/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.11.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri aleyhine davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, takibine konu alacağın hukuki dayanağı olmadığını, müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığını, takip müvekkillerinin murisi ...'nın ölümünden sonra mirasçısı sıfatıyla davacı müvekkillerine yöneltilmiş olsa da müvekkili ...'ın 01.04.2020 tarihinde babasının mirasının reddi için başvurduğunu ve Van 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/471 E., 2020/508 K. sayılı kararıyla mirasın hükmen reddine karar verildiğini, müvekkili ...'in de 31.03.2020 tarihinde mirasın reddi için başvurduğunu ve Van 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/328 E., 2020/336 K. sayılı kararı ile mirasın hükmen reddine karar verildiğini, müvekkillerince icra takibine itiraz edilse de süresinde itiraz yapılmadığından bahisle ilgili İcra Hukuk Mahkemelerince ret kararı verildiğini ileri sürerek ödeme emrine karşı yapılan itirazların kabulü ile takibin müvekkilleri yönünden iptaline, müvekkillerinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin borçlusunun davacıların babası ... olduğunu, davacıların babası vefat edince mirasçısı olarak kendilerinin kaldığını, davacıların bu davayı açmak için hukuki yararı olmadığını, kambiyo hukukuna dair borca itirazın 5 gün içerisinde İcra Hukuk Mahkemesine yapması gerektiğini, takibin bonoya dayandığını, mirasçıların borçlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiğini, davacıların sırf mirası ret ettiklerini belirterek menfi tespit davası açamayacaklarını, ancak senede ilişkin sebeplerle menfi tespit davası açabileceklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 ve 5 inci maddeleri gereğince bonoya dayalı menfi tespit davası ise de dava mirasın reddi nedeniyle açıldığından bononun niteliği ya da bonoya konu alacakla ilgili herhangi bir iddia ortaya konulmadığından, ihtilaf muristen intikal eden mirasın reddi sebebine dayandığından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, davacıların icra mahkemelerinde açtıkları davaların süre veya diğer usulü nedenlerle reddedildiği, işbu davada ise davacılar mirası reddettikleri için murisin borçlarından sorumlu tutulamayacakları gerekçesi ile menfi tespit isteminde bulundukları, davacılar mirası reddetmiş olduklarından babalarından intikal eden borç nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadıkları, icra mahkemesindeki davanın şekli nedenlerle görülebilecek dava olması, şikayet süresinin kaçırılması sebebiyle takip konusu bonodan dolayı davacıların borçlu olmadıklarına yahut haklarındaki takibin iptaline dair bir karar verilmemiş olması ayrıca takip dosyasının harcı da ikmal edilerek kapatılmamış olması sebebiyle davacıların menfi tespit dava açmasında hukuki yararının olduğu, davalı taraf, borcun haricen tahsil edildiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığını belirtmiş ise de icra müdürlüğünce verilen cevapta borcun haricen tahsil edildiği beyanın bulunduğunun bildirildiği, davacılar tarafından yapılan bir ödeme söz konusu olmadığı gibi davalı tarafın beyanı dışında borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığına dair bir kaydın da dosyaya ibraz edilmediği, takip dosyasının harcı da ikmal edilerek dosyanın kapatılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların dava konusu takip nedeniyle davalı tarafa 476.649,55 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacıların menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde şimdilik 1.000,00 TL talep edildiği, davanın “kısmi dava” olarak açıldığı, ıslah talebinde bulunulup harcının yatırıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebin yerinde görülmediği, Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davalarda, davacıların kayıtsız şartsız mirası reddettiklerinin tespit ve tesciline karar verildiği, bütün dava türleri yönünden ve murisle alakalı tüm alacak istemleri yönünden, mirasın reddine ilişkin kararın ileri sürülebileceği, bu yöndeki istinaf istemlerinin de yerinde olmadığı, dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası ise de görevli mahkemenin temel ilişkiye göre belirlendiği ve Mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, borcun ödenmiş olması ya da takipten feragat edilmesi menfi tespit davası açmaya engel teşkil etmeyeceğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde her ne kadar kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli ise de 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve dair verdiği kararların kesin nitelikte bulunmasına, sair hususlarda İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.