Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4881 E. 2024/8088 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4881
- Karar No
- 2024/8088
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1262 Esas, 2023/990 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/745 E., 2019/1114 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete 1992 yılında %45 hisse ile ortak olduğunu, şirketin diğer ortağının usulsüz işlemleri ile müvekkilinin payının %01'e düşürüldüğünü, anılan usulsüz işlemlere dayalı ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti için açılan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/673 E. sayılı dosyasının derdest olduğunu, şirket müdürünün azli, kar payı istemi, şirketin feshi, rekabet yasağına aykırılık sebebiyle tazminat, şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat, genel kurul kararların iptali, özel ve resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık suçlarına ilişkin davaların derdest olduğunu, 28.03.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) no.lu kararın yasaya, anasözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına ve gündemle bağlılık ilkesine aykırılık nedeniyle iptali gerektiğini, 28.02.2018 tarihli toplantı davetinde” bazı bankaların bu yöndeki talepleri nedeniyle şirket müdürünün bankalardan nakdi ve gayri nakdi kredi kullanımı için yetkili olduğuna ilişkin karar alınması hususu görüşülmek üzere “ifadeleriyle olağanüstü toplantı düzenlendiğinin bildirildiğini, toplantı gündemde yer almayan ... Bankası A.Ş. talebi olduğundan bahisle “kredi sözleşmesini ve diğer taahhütnameleri imzalama", "kredi kullanma”, “şirketi/tüzel kişiyi borçlandırma” yetkisi olduğunu gösterir karar alınmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, söz konusu karara olumsuz oy verilip muhalefet şerhinin tutanağa yazdırıldığını, şirketin mali kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, şirket müdürünün usulsüz işlemleri alışkanlık haline getirdiğini, şirkete atanan kayyım raporuyla da şirketin mali kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını ortaya konulduğunu ileri sürerek 28.03.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) no.lu kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 625 inci maddesinde müdürlerin kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkili olduğunun düzenlendiğini, iptali talep edilen kararın müvekkili şirket müdürüne verilen yetkiler arasında olduğunu, şirket müdürüne verilen yeni bir yetki bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, şirketin anasözleşmesinde şirket yöneticisinin bankalardan kredi alabilmesi için genel kuruldan karar alınmasını gerekli kılan bir düzenlemenin bulunmadığı, ... Bankası A.Ş. ile yapılan yazışmada bankanın davalı şirkete kredi verdiği, yöneticinin kredi çekmesi için şirket genel kurulundan izin almasına dair bir şartın bulunmadığı, genel kurul kararı aranmadığının bildirdiğinin görüldüğü, Şirket anasözleşmesine ve meri yasalara göre, şirket yöneticisinin şirket adına kredi sözleşmesi imzalaması, şirketi borç altına sokması yönünde genel kuruldan izin alınmasına gerek bulunmadığı, genel kuruldan alınan iznin esasen sırf bu karar sebebiyle davacıya ya da şirkete ek bir yük getirmediği, şirket yöneticisinin zaten kararla verilen yetkiye sahip olduğu, bu nedenle davacının böylesine bir kararın iptalini talep etmede hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 616, 623, 625 inci maddeleri ve şirket anasözleşmesi nazara alındığında dava konusu 3 numaralı kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun söylenemeyeceği, anılan Kanun'un 413 üncü maddesinin ikinci fıkrasında gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceği ve karara bağlanamayacağı, kanuni istisnaların saklı olduğunun düzenlendiği, kredi kullanma vb. gündem kapsamında şirketi borçlandırmaya yetkisi bulunduğuna dair kararın, gündem dışı olduğu ve iptali gerektiği iddiasının alınan karar kapsamında yerinde olmadığı, genel kurulda yönetime borçlanma yetkisinin verilmiş olmasının, borçlanma işlemi yapılırken kayyım onayının aranmayacağı anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 413, 445, 616, 617, 623, 625 inci vd. maddeleri 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.