Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4835 E. 2024/6821 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4835
- Karar No
- 2024/6821
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2502 Esas, 2023/986 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/82 E., 2018/99 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalı eden vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini isteyen davalı vekili dava dilekçesinde; İzmir ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21.01.2014 tarih, 2013/38 E., 2014/8 K. sayılı kararı ile hükümsüzlüğü ile terkinine karar verilen markalar hakkındaki kararın hukuka aykırı verildiğini, davacı karşı taraf vekilinin, müvekkili yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin 2012 yılının Aralık ayında katıldığı bir fuarda, CEMCEM JEWELLERY markası ile fuara katıldığını görerek, müvekkilinin faaliyetlerinden ve marka tescillerinden haberdar olduğu iddiasıyla eskiye dayalı kullanım sebebiyle dava konusu markaların hükümsüz kılınması talebinde bulunduğunu, Mahkemece davacının eskiye dayalı kullanımı sebebiyle öncelik hakkının davacıya ait olduğu gerekçesiyle anılan karar verilmişse de İzmir ... ve Sınai Haklar 2. Ceza Mahkemesinin 2016/272 E. sayılı dosyasında dinlenen tanıklar ... ve ... "her iki kişinin de akraba olduklarını ve kendi nam ve hesaplarına olmak üzere yaklaşık 20 yıldan fazla ticari faaliyet yürüten kişiler" olduklarını, "müşteki şirketin yarı değerli taşlarla sanık ...'in ise kıymetli taşlarla kuyumculuk yaptıklarını" beyan ettiğini, müvekkili yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı ...'in babasının vefatı sebebiyle, müşteki şirketin cenazeye çelenk yaptırarak katıldığını, dosyaya sunulan çelenk fotoğrafında da görüldüğü üzere karşı taraf davacının seneler boyunca müvekkili davalının kullanımına sessiz kalıp, müvekkilinin marka tescil başvurusundan sonra bu kullanıma engel olmaya çalışmasının hukuka aykırı olduğunu, hileli davranışların yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, buldukları yeni delillerin değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Aleyhine yargılamanın yenilenmesi istenen karşı taraf davacı vekili, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığını, kararın usulüne uygun şekilde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini savunarak yargılamanın iadesi isteminin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili hileli davranışlar iddiasında bulunarak, marka sahibi ...'in öteden beri markayı kullandığını bilmesine rağmen sessiz kaldığını, haberdar olduğu tescillere kayıtsız kaldığını, dolayısıyla hak kaybı bulunduğunu, sonraki davranışlarının hukuka aykırı olduğunu, öncelik hakkı bulunmadığını iddia ettiğini, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuyla sunulan kanıtların yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte olmadığının değerlendirildiği, ... adına kayıtlı markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davanın, dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) hükümlerine uygun olarak tescilden başlayan 5 yıllık süre dolmadan açıldığı, usulüne uygun olarak toplanan kanıtların değerlendirildiği, yargılamanın iadesi talebinin kabulünü gerektirir nitelikte yeni bir kanıt olmadığı gibi, sunulan kanıtların süreye ilişkin olarak yargılamanın iadesini isteyen taraf lehine hukuki bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, bu aşamada tanık dinleme şeklinde bir takdiri delilin değerlendirilmesinin de davanın mevcut kanıtlarının verdiği sonuç karşısında faydasız olduğu gerekçesiyle yargılamanın iadesi davasının reddine karar verilmiş, hüküm yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak gösterilen hususlardan hiçbirisinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine uymadığı, sessiz kalma yolu ile hak sahipliği konusunda ileri sürülen yargılamanın yenilenmesine ilişkin istemin yargılamanın iadesine konu dosyaya sunulan temyiz dilekçesinde de belirtildiği, tanık delilinin takdiri bir delil olup, başka bir dava dosyasında dinlenen tanık beyanının yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 374, 375 ve 379 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.