Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4794 E. 2024/6759 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4794
- Karar No
- 2024/6759
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/230 Esas, 2023/938 karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/751 E., 2022/851 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, teminat olarak toplam 700.000,00 TL tutarında teminat mektubunun davalı şirkete verildiğini, bu teminat mektuplarından 500.000,00 TL tutarlı olanının davalı yanca kısmen paraya çevrildiğini, davalının sözleşmeyi süresinden cari borcun ödenmediği, satış taahhüdünün yerine getirilmediği ve faaliyetin ... olduğu gerekçeleri ile haksız olarak feshettiğini, ancak müvekkilinin mal alımından kaynaklanan bir borcunun bulunmadığını, dostane çözüm önerilerinin ise davalı tarafından kabul edilmediğini, teminat mektuplarının paraya çevrilmesi yolu ile alacağın tahsili mümkün iken ihtilaf çıkartarak cezai şart elde etmeye çalışıldığını, sözleşme ile kararlaştırılan taahhüdün yerine getirilip getirilmediğinin ancak sözleşmenin bitimi ile belirleneceğini, mahkemece feshin haklı olduğunun kabulü halinde ise fahiş cezai şartın tenkisinin talep edildiğini ileri sürerek feshin haksız olduğunun tespiti ile satış taahhüdü ve cezai şartlar nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira ileri sürdüğü hususları savunma olarak getirebileceğini, davacının alım yükümlülüğünü ihlal ettiğini, müvekkilinden akaryakıt almayarak faaliyetlerini tatil ettiğini ve kredi-ürün bedeli borçlarını da ödememesi nedeni ile ihtarname keşide edildiğini, ancak buna karşın ihtarın neticesiz kalması üzerine 08.12.2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davalının ise feshi ihbar bildirimine karşı keşide etmiş olduğu ihtarnamede esasen feshin haklı olduğunu kabul ettiğini, davalının alım taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu, cezai şartın tenkisi talebinin de kabul edilemeyeceğini, yine TP tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde uygulanmak üzere kararlaştırılan cezai şartın da makul düzeyde olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise; davacı-karşı davalının açıklanan nedenlerle sözleşmeye aykırı davrandığını, feshin haklı nedene dayandığını, bayiinin asgari alım taahhüdüne uymaması nedeni ile 207.318,00 USD cezai şart alacağının doğduğunu, bu ceza borcunun karşılığı olarak fatura düzenlendiğini, fatura tutarının kısmen davacı/karşı davalı bayiinin müvekkile vermiş olduğu teminat mektubundan karşılandığını, ancak bakiye alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek bakiye 231.097,98 TL alacağın 08.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı-karşı davacı tarafından 31.10.2014 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, protokolün ilgili maddeleri kapsamında asgari alım taahhüdünü ihlal nedeniyle davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan 207.291,84 USD cezai şart alacağı ile bayinin sözleşme ve protokolü ihlal etmesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması karşısında davalı-karşı davacının davacı -karşı davalıdan protokolde öngörülen 64.250 USD cezai şart alacağının doğduğu, asıl davada davalı karşı davacı yönünden alım taahhüdünü ihlalden kaynaklanan cezai şart alacağı için düzenlenen fatura kapsamında 26,16 USD cezai şart tutarının istenebilir olmadığı, bilirkişi incelemesinde davalı-karşı davacının cezai şart alacak tutarının davacı-karşı davalı şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağının belirlendiği, davalı-karşı davacı karşı davada asgari alım taahhüdünü ihlal nedeniyle 207.318 USD cezai şart alacakları için 333.276,86 TL tutarında fatura düzenlendiğini bu fatura bedelinin 102.178,88 TL'sinin teminat mektubu nakde çevrilerek tahsil edildiğini belirterek bakiye 231.097,98 TL cezai şart alacaklarının tahsili talebinde bulunmuş olup yapılan bilirkişi incelemesinde davalı-karşı davacının alım taahhüdünü ihlalden kaynaklanan cezai şart alacağının 207.294,84 USD olarak tespit edildiği ve bu cezai şart tutarının davacı-karşı davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının ifade edildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 26,16 USD borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 231.049,55 TL'nin 15.12.2014 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı-davalıdan alınarak karşı-davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı, özellikle davacı-karşı davalının sözleşme süresi içinde uzun süre akaryakıt alımı yapmaması ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getiremediğini davalıya gönderdiği ihtarnamesi ile kabul ettiği dikkate alındığında davalı-karşı davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı, bilirkişi raporu ile talep edilebilecek cezai şart miktarının sözleşmedeki hükme uygun olarak tespit edildiği, davacı-karşı davalının ticari defter ve kayıtları, bilonçoları, gelir tabloları incelenmek suretiyle cezai şartın davacı-karşı davalının ekonomik olarak mahvına neden olmayacağının tespit edildiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen akaryakıt bayilik sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi, karşı dava ise aynı sözleşme gereğince cezai şart alacağı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, karşı davada dava konusu edilen alacak talebi 231.097,98 TL'dir. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen miktar 231.049,55 TL olup davacı-karşı davalı vekilince temyize konu edilen meblağ 231.049,55 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı-karşı davalının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde asıl dava yönünden davacıya iadesine, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.