Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4461 E. 2024/6517 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4461
- Karar No
- 2024/6517
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/989 Esas, 2023/815 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/32 E., 2021/36 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirkete ticari kredi kullandırıldığını, davalı borçlunun sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, kat ihtarına rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı borçlu hakkında nakdi ve gayri nakdi alacağın tahsiline yönelik olarak Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/11303 E. sayılı takip dosyası ile takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğunu belirterek açılan davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın tamamının takip tarihi itibariyle iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, genel kredi sözleşmelerinin çerçeve sözleşmeler olduğunu, bu sözleşmelere dayanılarak borçlu ile tekrar sözleşme yapmaya gerek olmaksızın birden çok kredi verildiğini, matbu halindeki bu sözleşmeleri çok sayfalı ve okumasının oldukça zor olduğunu, bu anlamda borçluyu ve kefilleri her anlamda ağır şartlara tabi tuttuğunu, davacı ile müvekkili arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin yasal unsurları barındırmadığını, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin, eş rızasının ve müteselsil kefil olduğuna dair kendi el yazısı ile yazılmış beyanın sözleşmede bulunmadığını, kefaletin kanunen geçersiz olduğunu, müvekkili aleyhine yapılan takipte fahiş ve hukuka aykırı olarak faiz işletildiğini, kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan şirket tarafından yapılan konkordato talebinin 29.03.2019 tarihinde onaylandığını, 28.08.2019 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet kararı alındığını, dava tarihi itibariyle mühlet kararının devam ettiğini, bu nedenle kredinin asıl borçlusunun da kanunen talep edilmeyen alacağın kefilden talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek açılan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında tanzim edilen genel kredi sözleşmesine istinaden davacı banka tarafından dava dışı şirkete kredi kullandırıldığı, davalının müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) kefalet hükümlerinde belirtilen koşulların bulunduğu, sözleşmede banka tarafından ödenmesi zorunlu olan teminat mektubu bedellerinin müteselsil kefillerden depo edilmesinin talep edilebileceğine dair özel hüküm bulunmadığı, verilen kredinin geri ödenmediği, davacı bankanın icra takibi yaptığı, sözleşmenin tarafları tacir olup ticari işlerde faizin taraflarca serbest olarak belirlenebileceği, davacı banka tarafından merkez bankasına bildirilen ve sözleşmede belirtilen akdi ve temerrüt faizi oranlarında faiz uygulandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen miktarlarda davalının dava konusu krediden dolayı borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından davalı aleyhine Ankara 16.İcra Müdürlüğünün 2019/11303 E. sayılı dosyasıyla yapılan takibe davalının vaki itirazının 471.239,03 TL asıl alacak, 7.760,62 TL işlemiş faiz, 388,03 TL BSMV, 296,60 TL masraf olmak üzere toplam 479.684,28 TL yönünden iptali ile takip talebindeki koşullarda takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 95.936,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı alacaklının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, davacının teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince nakdi alacağın kısmen kabul kısmen reddine yönelik kararın usul ve yasaya uygun olduğu, İlk Derece mahkemesince gayri nakdi alacağa yönelik talebin davalı kefilin sözleşmede teminat mektubu bedelinin depo etmesine yönelik özel bir düzenleme bulunmadığından bu talebin reddine ve davalı kendisini duruşmada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli olan AAÜT gözetilerek davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.