Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3925 E. 2024/5968 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit Ve Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3925
Karar No
2024/5968
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit Ve Alacak

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/385 Esas, 2023/510 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/7 E., 2021/31 K. Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların taşınmaz satımı hususunda sözlü olarak anlaştıklarını, devir bedelinin 375.000,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin taşınmaz bedeline mahsuben 12.09.2019 tarihinde 25.000,00 TL, 17.09.2019 tarihinde 75.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL elden ödeme yaptığını, ayrıca davacının banka hesabına 25.09.2019 tarihinde 125.000,00 TL, 26.09.2019 tarihinde 99.990,00 TL para gönderdiğini, bakiye kalan 50.000,00 TL için ise sekreter ... tarafından tanzim edilen bonoyu imzalayarak ...’e teslim ettiğini, taşınmaz bedeli ödenmesine rağmen taşınmazın davacıya devrinin yapılmadığını, senet aslının da müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek davacının keşidecisi olduğu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile bonunun bedelsizliğine ve iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL alacak talebini 224.990,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... ile davacı arasında yazılı veya sözlü taşınmaz satışı ve devri konusunda anlaşma yapılmadığını, müvekkili ...'in, diğer müvekkili ...'in sekreteri olmadığını, davacıdan elden herhangi bir ödeme almadığını, davacının müvekkili ...'e borçlu olduğunu, davacının banka kanalı ile yaptığı ödemelerin de bu sebeple yapıldığını, yine davacının iddia ettiği bononun da bu sebeple müvekkiline verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taşınmaz satış bedeline mahsuben davalılardan ... ...'e ait banka hesabına 25.09.2019 tarihinde 125.000,00 TL, 26.09.2019 tarihinde 99.990,00 TL para gönderdiği, dekontlarda açıklama bölümünde dükkan ödemesi kaydının bulunduğu, dava konusu 05.10.2019 tarihli, borçlusu ..., lehtarı ... olan 50.000,00 TL bedelli, vade tarihi bulunmayan bonoda bedelin malen ahzolunduğu kaydının bulunduğu, davalı tarafın ise banka havalesi ile gönderilen paraların ve bononun davacının davalı ...'e borç ödemesi olarak gönderildiğinin ve teslim edildiğinin savunulduğu, bu durumda ispat yükünün gönderilen paraların ve bononun ihdas nedenini talil ettiğinden davalılara ait olduğu, davalıların banka havalesi ile gönderilen ve teslim edilen bononun davacının aldığı borcu ödemeye ilişkin olarak yapıldığına dair delil ibraz etmediği, davalı taraf yemin deliline dayanmışsa da yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiği, bu itibarla davalının banka havalesi ile gönderilen paralar ile bononun davacının borcu nedeniyle verildiğini ispat edemediği, davacının 224.990,00 TL alacağı talep etmekte haklı olduğu ve bono nedeniyle borçlu olmadığı, ancak davacı ile davalı ... arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, davalı ...'in diğer davalı ...'in çalışanı olduğu, çalışan sıfatıyla davalı ...'e dava açılamayacağı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti olmadığından usulden reddine, davalı ... hakkında açılan menfi tespit ve alacak davasının kabulüne, dava konusu 50.000,00 TL bedelli senet uyarınca davacının davalı ...'e borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, 224.990,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ispat yükünü davalılara yüklemesinin hukuka aykırı olduğu, ispat yükünün davacıda olduğunu, ... açısından ret kararı verilmesine rağmen, müvekkili ... açısından ret kararı verilmemesinin hatalı olduğunu, ... yönünden davacının talebi ile bağlı olarak kabul ya da ret yönünde bir karar verilmesi gerektiğini, bu davalı hakkında husumetten ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ıslah değeri üzerinden müvekkili ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın, taşınmaz satış bedeline mahsuben davalılardan ... ...'e ait banka hesabına para gönderdiği, dekontlarda açıklama bölümünde dükkan ödemesi kaydının bulunduğu, dava konusu bonoda bedelin malen ahzolunduğu kaydının bulunduğu, davalı tarafın ise banka havalesi ile gönderilen paraların ve bononun davacının, davalı ...'e borç ödemesi olarak gönderildiğini ve teslim edildiğini savunduğu, bu itibarla gönderilen paraların ve bononun ihdas nedenini talil ettiğinden ispat yükünün davalılara ait olduğu, davalının iddiasını kanıtlayamadığı, davalı ...'e husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalı hakkında usulden ret kararı verilerek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, müvekkiline borçlu olduğu yönündeki beyanlarının mahkemece talil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca hukuki ilişki nitelendirmesi yapılmadığını, mahkemece ispat yükünün tayini hususunda hataya düşüldüğünün, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davanın görevli mahkemede açılmadığını, davacı tarafın alacağın sebebini değiştirerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını bu durumda ispat yükünün davaya ait olduğunu, davacının iki defa ıslah dilekçesi sunduğunu, eksik harç tamamlanmadan davaya devam edildiğini, faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini, davacı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davacının basiretli tacir gibi davranmadığını, davacının talebi dikkate alındığında davalı ... açısından kısmi ret kararı verilerek vekalet ücretine hükmedilmesini, diğer davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilerek bu davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 224.990,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacının keşidecisi olduğu 50.000,00 TL bedelli bonodan dolayı bedelsizlik iddiası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3925, K. 2024/5968, T. 04.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3925-e-2024-5968-k-8bf67ad9a562