Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3517 E. 2024/5470 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3517
Karar No
2024/5470
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/638 Esas, 2023/452 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/863 E., 2020/735 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalılardan ... Grup... Ltd. Şti. arasında akdedilen 25.05.2012, 05.07.2012, 06.06.2013 ve 30.12.2014 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise söz konusu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredilerin geri ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi üzerine dava dışı asıl borçlu ile tüm kefillere kat ihtarnamesi gönderildiğini, buna rağmen borçlarını ödemeyerek temerrüde düşen borçlular hakkında Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2015/16994 esas sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların takibe itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin icra takibine yaptığı itiraz süresinde olmadığından icra daires,ince süresinde olmayan itirazın reddi ile bu davalı yönünden takibin devamına karar verildiğini, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, geçerli bir hesap kat ihtarı bulunmadığından takip öncesi dönem yönünden faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, hesap kat ihtarından sonra borcun yapılandırıldığını ve hesap kat'ının hükümsüz hale geldiğini, hükümsüz hale gelmiş ihtarnameden itibaren faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'in kefaletinde eş muvafakatinin bulunmadığını bu nedenle kefilliğinin geçersiz olduğunu, ...'in kefaletinin geçersiz olması nedeniyle diğer kefiller ... ve ...'in kredi sözleşmesindeki kefaletlerinin de geçersiz olduğunu, icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında tanzim edilen genel kredi sözleşmelerini davalı şahısların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, verilen kredi geri ödenmediği ve çek yaprakları iade edilmediği için kredinin tahsili ile çek yapraklarının bedelinin depo edilmesi amacıyla asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibi yapıldığı, sözleşmelerin imzalandığı tarihte davalı kefiller ... ve ...'in davalı asıl borçlu şirketin ortakları olduğu ve kefaletlerinin geçerli olduğu, davalı kefil ...'in şirket ortak veya yöneticisi olmadığı gibi yasa gereğince eş muvafakatinin bulunmadığı bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlülük tarihinden önce tanzim edilmiş sözleşmelere istinaden verilen ve takibe konu yapılan krediden sorumlu olduğu, sözleşmede çek bedellerinin depo edilmesine yönelik kefillerin sorumlulukları yönünden özel hüküm bulunmadığından davalı kefillerin depo talebinden sorumlu olmadıkları, davalı kefillerin taşınmazları üzerinde kurulan ipotek akit tablolarında kefillerin kefaletlerinin teminatı olduğuna dair hüküm bulunmadığından ipotek limitlerinin takip alacağından düşülmemesi gerektiği, davalı asıl borçlu şirketin takibe yaptığı itiraz süresinde olmadığından icra müdürlüğünce reddedilmiş olup bu borçlu yönünden takip devam ettiğinden davacı alacaklının buna yönelik itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından bu davalı yönünden açılan davanın usulden reddine karar vermek gerektiği, davacının alacağının tespiti için bilirkişi raporu alındığı gerekçesiyle davacının davalı ... Grup Metal Çelik Mak. İml. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine dava açmada hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacının diğer davalı kefiller hakkında açtığı davanın kısmen kabulüne, davacının çek bedellerinin depo talebinin reddine, hüküm altına alınan miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalı kefillerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece sözleşmede özel hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalıların çek depo bedelinden sorumlu olmayacakları belirtilerek söz konusu talebin reddedildiğini, kefillerce imzalanan kredi çerçeve sözleşmesinin 2.2. maddesi dikkate alındığında açıkça nakdi veya gayri nakdi kredilerin sözleşmeye dahil olduğunun belirtildiğini ve kefillerin bu maddeyi de okuyup her sözleşmeyi ayrı ayrı imzaladığını, ayrıca genel kredi sözleşmesinin eki kefalet sözleşmesinde de müşteri ve banka arasındaki tüm sözleşme maddelerinin okunduğunu ve kendilerine uygulanacağının hüküm altına aldığını, dolayısıyla kefillerin gayri nakdi risklerden sorumlu olduğunu, bilirkişinin yaptığı değerlendirmenin isabetsiz olduğunu, sözleşmede beliritlen "bildirilen adreslere yapılan tebligatın adres değişikliklerini noterden bildirilmediği sürece geçerli olacağı" şeklindeki madde hükmünün gözardı edildiğini, bu sebeple de noterden adres değişikliğini müvekkili bankaya bildirmeyen davalılardan ...'in asıl borçlunun temerrüde düşürüldüğü tarih itibari ile temerrüte düşüldüğünün kabulü gerektiğini, dolayısıyla ... yönünden yapılan hesaplamanın eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde kefillerin çek yaprakları yasal yükümlülük tutarının depo talebinden sorumlu alacaklarına dair açık bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle depo talebine konu edilen gayrinakdi riskten davalı kefillerin sorumluluklarının bulunmadığı, davalı ...'e gönderilen ihtarnamenin iade edildiği, sözleşmelerde adı geçen davalının adresi bulunmadığından bu davalı yönünden temerrüt tarihinin takip tarihiyle oluştuğu, kısmi tahsilatların öncelikle anapara borcuna mahsup edilmesi gerektiği, davacı bankanın kredili mevduat hesabı yönünden talep ettiği %72 faiz oranının mevzuata uygun olmadığı, bu durumda kullandırılan kredili mevduat hesabı kredisi yönünden gerek akdi gerekse temerrüt faizi oranının yürürlükte bulunan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğlerine göre yıllık akdi faiz oranının %24,24 ve temerrüt faizi oranının da %30,24 olarak uygulanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların çek bedellerinin depo edilmesinden-gayi akdi kredilerden sorumlu olduğunu, bu hususta sözleşmelerde hüküm bulunduğunu, davalı ...'e kat ihtarı tebliğ edilmemişse de zaten müteselsil kefile ihtarname gönderme zorunluluğu bulunmadığını, asıl borçlunun temerrüde düştüğü tarihin bu davalı yönünden de temerrüt tarihi sayılması gerektiğini, dolayısıyla bu davalı yönünden yapılan alacak hesabının eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece kredi mevduat hesabı yönünden uygulanan faizin de yanlış olduğunu, bu kredi için faizin %72 olarak hesaplanması gerektiğini belirterek kararın reddedilen kısımlar için bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3517, K. 2024/5470, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3517-e-2024-5470-k-65929807ef84