Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2599 E. 2024/5100 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2599
- Karar No
- 2024/5100
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2069 Esas, 2023/360 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/14 E., 2022/257 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalının eski eşi dava dışı ...'tan satın aldığı taşınmaz karşılığında 295.000,00 TL meblağlı senet verdiğini, kısmi ödeme yapmasına rağmen adı geçenin senedi davalıya ciro ettiğini, davalının icra takibi başlatması üzerine davacı tarafından Manisa l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/30 E. sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine menfi tespit davası ikame edildiğini, akabinde tarafların sulh olduklarını, taraflar ile vekilleri ve dava dışı ... tarafından da imza altına alınan protokol kapsamında; davacının davalıya 175.000,00 TL borcu olduğunun hüküm altına alındığını, dayanak protokol çerçevesinde davalıya verilen iki adet bono bedelinin, yine dilekçeleri ekinde örneği sunulu para makbuzu mukabilinde ödenerek senetlerin teslim alındığını, ancak davalının, bu ödemelerine rağmen davacı hakkında cebri icra işlemlerine devam ettiğini ileri sürerek, davacının Manisa 6. İcra Müdürlüğünün 2012/5454 E. sayılı dosyasında ifa sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve takibe esas bonunun da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince iptaline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesinde ise söz konusu tasdikli sulh protokolünde öngörüldüğü şekliyle davalının boşandığı eşi ve asıl alacaklı olan ...'a 10.06.2013 tarihli belge karşılığında 35.000,00 TL'nin teslim edildiğini, yine tutanaktır başlıklı 21.06.2013 günlü belge karşılığında da 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye 20.000,00 TL için de dava dışı ...'e belirtilen tutar kadar bononun ciro edilerek teslim edildiğini, en nihayetinde söz konusu bedelin de ödenmesi üzerine dava dilekçesinin ekinde sunulan para makbuzunun bu sefer bizzat davacı müvekkilinin isteği üzerine davalı asilce verildiğini, hâl böyle olunca dayanak icra takip dosyasının itfa edilmesinden ötürü davalı yana hiçbir borcunun bulunmadığının açıkça ortaya çıktığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kendisine ... tarafından devredilen 295.000,00 TL bedelli bononun tahsili için Manisa 6. İcra Müdürlüğünün 2012/5454 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takip borçlusu ...'ın bonoya ilişkin takip hakkında takip borcunun 234.000,00 TL'sini ödediği iddiasıyla menfi tespit davası açtığını, yargılama devam ederken davacının bakiye borcunun 175.000,00 TL olduğunu kabul ettiğini ve tarafların sulh olduklarını, Manisa l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/30 E. sayılı dosyasında yer alan ilamın hüküm kısmının 2 nci maddesinde, sulh ve ibra olan davalının, işbu sözleşmenin akdedilmesinden sonra Manisa 6. İcra Müdürlüğünün 2012/5454 sayılı dosyasına 175.000,00 TL üzerinden devam ederek fazlaya ilişkin taleplerinden vazgeçtiğini, makbuz mukabilinde 35.000,00 TL'nin 10.06.2013 tarihinde, 140.000,00 TL'nin ise 20.06.2013 günü ödenmesini kabul ettiğini, tutarların vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkili adına icra takibine devam olunduğunu, bu aşamada davalının 10.03.2014 tarihinde bu kez de kendisinden sadır olmuş iki bonoyu dayanak göstererek, ödeme iddiasıyla Manisa 2. İcra Hukuk Mahkemesinde 2014/79 E. sayılı dosyası ile takibin iptali davası açtığını, dosyada davalının takibin durdurulmasına yönelik iki tedbir talebi reddedilmiş olup; bunun üzerine davacının ilk defa bir ödeme belgesinin varlığından bahsederek, dosyaya bir belge sunduğunu, anılan belgenin müvekkil tarafından incelenmesi neticesinde; söz konusu belgedeki imzanın müvekkil tarafında atılmadığının ortaya çıktığını, bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında, borçlunun korunan bir yararının bulunmasının gerektiğini, taraflar arasında görülen Manisa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/79 E. sayılı dosyasında davacının borcun ödenmiş olması iddiasıyla takibin iptalini talep ettiğini, iki davanın açılmasında da hukuki yararın bulunmadığını, aynı konuda daha önce açılmış menfi tespit davasının sulh yoluyla kesin hükme bağlandığını, bu nedenlerle davanın, öncelikle dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davaya konu icra dosyasındaki borcun, davacı tarafından ödenmediğini, davacının halen müvekkiline belirtilen tutarlarda borçlu olduğunu, önceki menfi tespit davasında hüküm altına alınan ilamın 3 üncü maddesinde "Davaya konu icra takibinin ödemelerinin hangi tutarlarda ve tarihlerde yapılacağının” belirtildiğini, ödemelerin, makbuz mukabilinde yapılacağı hususunun ilamda açık şekilde yer aldığını savunarak davanın reddine ve kötüniyetli davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin 04.04.2022 tarihli dilekçesinde davalı alacaklı tarafından Manisa 4. İcra Müdürlüğünün 2016/5979 E. sayılı takip dosyasında tahsil edilen 278.614,44 TL'lik bedel yönünden davayı istirdat davasına dönüştürdüklerini beyan ettiği, davaya dayanak 175.000,00 TL'lik ödeme makbuzundaki imzanın davalıya ait olmadığı, davacı ...'ın özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair verilen kararın kesinleştiği, yargılama sırasında davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinde, davacının oğlu ... ile davalının eşi ... arasında imzalanan 21.06.2013 tarihli tutanak ve ...'un imzasını taşıyan 10.06.2013 tarihli "Belgedir" başlıklı belge dayanak yapılmak sureti ile menfi tespit talebinde bulunulmuş ise de; söz konusu belgelerin, taraflar arasında düzenlenmediği, Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/30 Esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 10.06.2013 tarihli sulh protokolü uyarınca davalının davacıdan alacaklı olduğu, protokole konu 175.000,00 TL borcun davacı tarafından ödeme makbuzu ile ödendiği iddia edilmiş ise de, makbuzdaki imzanın davalıya ait olmadığı, diğer yandan, davacı tarafça, söz konusu sulh protokolü nedeni ile davacının, davalıya bono verdiği, borcunu ödeyince de bonoyu davalıdan geri aldığı iddia edilmiş ise de bu iddiayı ispata yarar herhangi bir delil ve belge sunulamadığı, davacı tanıkların, davacı tarafından, davalıya 10.06.2013 tarihli 35.000,00 TL ve 140.000,00 TL bedelli bonolar verildiğinden haberdar olmadıklarını, bono ya da senet verildiğini görmediklerini beyan ettikleri, borçlu sıfatıyla davacının imzasını taşıyan bonoların dosyaya ibraz edilmiş olması, bu bonoların davacı tarafından davalıya verildiğini, borç ödendiği için de davalıdan geri alındığını göstermediği, söz konusu bonoların yalnızca davacının imzasını taşımakta olup, sulh protokolüne göre zaten davacıdan alacaklı olan davalının ayrıca, davacıdan bono aldığını gösterir herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığı, Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/30 E. sayılı dosyasında yapılan 10.06.2013 tarihli sulh protokolüne konu 175.000,00 TL'nin ödendiği iddia edilerek menfi tespit ve istirdat talebinde bulunulmuş ise de davacı vekilince kaldırma kararı öncesi sunulan 09.01.2017 tarihli davanın tamamen ıslahı ile ilgili verilen yeni dava dilekçesinde belirtilen yeni vakıalar ve ilgili toplanan deliller ile davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslah dilekçesiyle dosyaya sunulan 10.06.2013 tarihli belgeleri davalı yana karşı ileri sürdükleri şahsi def-i çerçevesinde değerlendirilmeksizin şekli unsurlar üzerinden delil vasfının değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, senedin düzenlenmesine esas temel ilişkinin taşınmaz satış sözleşmesine dayandığını, sonrasında; dava dışı ... tarafından dayanak bononun birlikte yaşadığı eski eşi ...'ya ciro edilerek müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkili tarafından açılan 295.000,00 TL bedelli senede ilişkin açılan menfi tespit davası sırasında ibraz edilen Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/30 E. ve 2013/294 K. sayılı ilam ve protokol gereğince bakiye 175.000,00 TL borcun 35.000,00 TL'sinin 10.06.2013'te, 140.000,00 TL'sinin de 20.06.2013 tarihinde makbuz mukabilinde ödeneceğinin hüküm altına alındığının taraflarca kararlaştırıldığı hususunun sabit olduğunu, davacı müvekkilinin protokol kapsamında belirtilen ödemelerin vadesi geldiğinde, davalının boşandığı eşi ve asıl alacaklı olan ...'a 10.06.2013 tarihli belgedir başlıklı belge karşılığında 35.000,00 TL, 21.06.2013 tarihli belge karşılığında da 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye 20.000,00 TL için dava dışı ...'e bono teslim edilerek ciro edildiğini, söz konusu belgeleri 05.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ekinde yerel mahkemeye sunduklarını, mahkemece söz konusu belgelerin davanın tarafları arasında tanzim edilmediği gerekçesi ile ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, bunun dosya kapsamı ile örtüşmediğini, davacı müvekkili adına Manisa 3. İcra Müdürlüğünün 2018/4762 E. sayılı dosyası üzerinden dava konusu bonoyu davalı ...'ya ciro eden dava dışı eşi ...'a ödenen 175.000,00 TL'nin istirdadı için 7 örnek icra takibine girişildiğini, dava dışı borçlu ... tarafından ne borca ne de borcun dayanağı olan belgelere ve imzaya itiraz edilmemesi üzerine icra takibinin kesinleştiğini, dayanağı olan belgelerin de hukuki açından kesin delil vasfına dönüşen birer ödeme belgesi haline geldiğini, bu durumda söz konusu belgelerin, kötü niyetli olduğu ispatlanan davalı ...'ya karşı ileri sürülebileceği hususunun göz ardı edilerek hatalı gerekçelerle ve özellikle kesinleşen icra takibiyle borcun ödendiği sabit olan uyuşmazlıkta söz konusu belgelerin tartışılarak davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, davalının iktisabında kötü niyetli olduğunun kendilerince ispatlanmasından ötürü kesinleşen icra takibiyle itfa edildiğini, açık olan ödemeye dair itirazın davalıya karşı da ileri sürülebileceğinin kabul edilerek davanın kabulü yerine reddi kararının mesnetsiz olduğunu, davalının dava dışı ...'in eski eşi olduğunu, ancak boşanmalarından 8 yıl sonra hiç bir borcu bulunmamasına rağmen ... tarafından müvekkilini zarara uğratmak amacı ile davalıya bono ciro edildiğini, davalı ile eski eşi ...'in boşanmalarına rağmen birlikte yaşadıklarını, davacı müvekkili tarafından ...'e yapılan ödemelerden kaynaklı şahsi def'ilerin davalıya karşı ileri sürülebileceği dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, davalının ev hanımı olduğunu, sosyal ekonomik açıdan davaya esas bonoyu iktisap etmesini gerektiren hiç bir ticari ilişkinin de olmaması karşısında iktisabın kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/54 E. sayılı dosyasının 30.09.2015 tarihli duruşmasında alınan beyanlarda davalı ...'nın avukatı ...'ü bizzat dava dışı lehtar ...'in bulduğu, davalının vekâleti ile icra masraflarının da adı geçen avukata dava dışı lehtar ... tarafından verildiğini, menfi tespit davasında taraf bile olmayan dava dışı lehtar ...'in sulh protokolüne bile imza attığını, tüm sulh ve tahsilat görüşmelerinin ... tarafından yapıldığının sabit olduğunu, adı geçen avukatın bile parayı ...'in aldığını beyan ettiğini, davalının da ifadelerinde parayı almadığını söylediğini ifade etmesi karşısında ortadaki haksız ve kötü niyetli işlemler zincirinin varlığının açık olduğunu ve davalı ...'nın tüm bu iş ve işlemleri bildiğini, dolayısıyla tarafların lehtar ...'e karşı ileri sürülebilecek şahsi def-ileri davalı yana karşı da ileri sürebileceklerinin sabit olduğunu, davalının iktisabında kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından başlatılan takibe yönelik dava dışı ...'in menfi tespit davası da açmadığını, davalının bonoyu kötü niyetli iktisap ettiğini, sahte, kötü niyetli, ağır kusurlu ciro iddialarında tanık dinletilebileceğinin yerleşik yüksek mahkeme uygulaması olduğunu, davalı ile dava dışı boşanılan kimsenin eş olduğunu ve birlikte yaşadıklarını gösteren deliller karşısında tanıkların doğru söylediğinin açıkça ortaya konulacağını, tarafların sulh protokolü gereğince 175.000,00 TL üzerinden anlaşmaları nedeni ile cebri icranın en fazla 175.000,00 TL ve ferileri üzerinden devam edebileceğini, bu tutarın da ödendiğinin tartışmasız olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.