Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2100 E. 2024/4645 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2100
- Karar No
- 2024/4645
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1252 Esas, 2022/1563 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/625 E., 2020/184 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı olarak Susurluk İcra Dairesi'nin 2018/1238 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu olmadığını, takibe dayanak bonodaki imza müvekkiline ait olmakla birlikte bononun müvekkilinin iradesi sakatlanarak elinden zorla alındığını ileri sürerek müvekkilinin Susurluk İcra Dairesinin 2018/1238 E. sayılı dosyasına konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bononun ve takibin iptali ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; senede karşı ileri sürülebilecek her türlü iddianın senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacı tarafın ise iddialarını kanıtlayan herhangi bir yazılı delil sunmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu senedin kendisinden tehdit veya korkutma altında alındığı, iradesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 38 inci maddesi anlamında korkutma yoluyla fesada uğratıldığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya delil olarak bildirilen İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/251 E. sayılı dosyasının celbedilmediğini, bu dosyada dolandırıcılık suçu nedeniyle söz konusu senedin verilmesine sebep olan Uğur Mola hakkında da kovuşturma yapıldığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, taraflar arasında borcun doğumuna sebep hukuki bir ilişki bulunmadığını, dayısı olan davalının ortak yapılan iş sonucu dolandırılmaları üzerine suçu davacıya attığını ve bu nedenle kendisine zararı olduğundan bahisle zorla bu senedi imzalattığını, davalının yeğeni olan davacıyı, annesini ve babasını öldürmekle tehdit ettiğini, söz konusu tehditlere ilişkin yazışmaların dosyaya ibraz edildiğini, dayısı, oğlu ve yengesi birlikte olup tek başına olan müvekkilini tehdit ederek ve korkutarak 600.000,00 TL bedelli senedi zorla imzalatıp elinden aldıklarını, müvekkilinin dayısını çok iyi tanıdığından ve yapabileceklerini bildiğinden korkarak söz konusu senedi imzaladığını, takibe konu bonoda reeskont-avans faizi istenildiğini, taraflar akraba olduğundan ve senet ilişkisi ticari ilişkiden kaynaklanmadığından ancak yasal faiz istenebileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükünün davacıda olduğu, davacının ikrah iddiasını her türlü delil ile ispatlayabileceği, dinlenen tanıkların beyanlarının davacıyı doğrulamadığı, davacının, davalının kendisinden zorla dava konusu bonoyu aldığına dair şikayeti üzerine Susurluk Cumhuriyet Başavcılığı'nın 2019/123 Soruşturma sayılı dosyasından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, ispat yükü kendisine düşen davacının tehdit ile bono imzaladığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı, dava konusu bononun nakden düzenlendiği, davalının savunmasında düzenleme nedenini nakden verilen para nedeni ile olduğunu belirtmesi, bu nedenle de senet alacaklısı davalı tarafça senedin talil edilmesinin söz konusu olmadığı gözetildiğinde, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonoya istinaden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.