Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1369 E. 2024/4772 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit- İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1369
- Karar No
- 2024/4772
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit- İstirdat
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2603 Esas, 2022/1895 Karar HÜKÜM :Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2012/470 E., 2020/459 K. Taraflar arasındaki menfi tespit- istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu bonodan takip ile haberdar olduğunu, bononun lehtarı ve icra dosyası alacaklısı görünen davalı ile müvekkilinin herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu bononun hile ve desise ürünü olduğunu, mazot borcu nedeniyle düzenlenmiş sözleşmenin alt kısmının koparılarak boşluktaki imzadan yararlanılarak dava konusu bonoya dönüştürüldüğünü, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek, takibe konu bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin hamili olduğu ve icra takibine konu ettiği bononun yazılı bir belge olduğunu, davacının yazılı belge ile iddialarını ispatlayabileceğini savunarak, davanın reddi ile ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin bono aslını bizzat inceleyip gözlemlemesi, ceza dosyası arasındaki dava konusu bononun satış sözleşmesinden koparılma yoluyla oluşturulduğu yönündeki polis kriminal raporu ve özellikle davacı asilin ceza dosyasındaki beyanları ve davalı vekilinin dosyamızdaki yazılı ve sözlü beyanları karşısında takip ve dava konusu 150.000,00 TL bedelli bononun taraflar arasındaki ticari ve hukuki bir ilişkinin ürünü olmadığı, taraflar arasında herhangi bir ilişkinin dahi olmadığı, davalının kendi savunmasına (ikrarına) göre bile bononun gerçek alacaklısının kendisi olmayıp dava dışı ... isimli bir kimse olması ve bononun satış sözleşmesinden koparılma ve koparılan bölümdeki boşluğun altındaki imzadan yararlanılarak imzanın üstünün bonoya dönüştürüldüğü ve taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektiren hiçbir ilişkinin olmadığı hususunun tarafların kabulünde olduğundan ve davalının dava dışı ... isimli kişinin yerine kendi adını lehtar olarak bonoya yazdırmasının hiçbir haklı hukuki gerekçesinin olmadığı, davalının ... isimli kişinin vekili veya temsilcisi olmadığı, olsa bile bunun iddia edilmediği ve buna ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı, günlük hayatta parayı kim vermişse veya kimin adına para verilmişse bononun lehtar hanesine o kişinin yani para alacaklısının isminin yazılmasının gerekliliği olguları karşısında dava konusu bonodan dolayı davalının davacıdan bir hak ve alacağının olmadığı ve dava konusu bonodan dolayı davacının davalıya bir borcunun olmadığı hususları anlaşıldığından davacı lehine menfi tespit kararı verilmesi gerekir ise de icra dosyasındaki tahsilat ve reddiyat makbuzlarına göre davacının icra dosyasına iki kalem halinde toplam 177.341,38 TL ödemede bulunduğu, icra dosyasının tamamen infaz edildiği ve bu miktarların davalı tarafından icra dosyasından tahsil edildikleri ve eldeki davanın dava sırasında istirdada dönüştüğü, davacı vekilinin duruşmadaki imzalı beyanı ile kötü niyet tazminatı talebinden feragat ettiği, her ne kadar ceza dosyası istinaf incelemesinde ise de ceza dosyasında davalı hakkında ileride olası bir şekilde beraat kararı dahi verilse yukarıdaki olgular ve sonuç değişmeyeceğinden ve ceza dava dosyası eldeki dosyada davalının lehine bir katkı sunmayacağından ve sonuca etkisi olmadığı gerekçesiyle davasının kabulüne, 177.341,38 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı feragat ettiğinden icra tazminatı talebinin reddine, davalının icra tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza yargılamasında senette alacaklı görünen davalının icra takibine konu edilen senetten kaynaklı olarak alacaklı olmadığını kabul ve beyan ettiğini, mahkemece söz konusu paraların icra dosyasına girdiği tarihten ve/veya en azından dava tarihinden itibaren faize, icra harç ve giderlerine hükmedilmesi gerekirken faize ve giderlere hükmedilmeden icra dosyasındaki paranın istirdadına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece asıl alacak ile birlikte faize, icra harç ve giderlerine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ceza dosyasının sonucu beklenilmeden hatalı olarak karar verildiğini, dava konusu senedin bir kambiyo senedi olması nedeniyle uyuşmazlığa kambiyo hukukuna ilişkin kuralların uygulanması gerektiğini, dava konusu senedin kambiyo hukukuna uygun bir şekilde verildiğini, gerçek bir borç ilişkisini yansıtan, geçerli bir senet olduğunu, davacının imzaya itiraz etmediğini, mahkemece icra dosyasının incelenmesinde yanlış kanaate ulaşıldığını zira, 146.648,14 TL'nin müvekkili tarafından tahsil edilmemiş olup, icra dosyasında beklediğini, müvekkilinin tahsil etmediği bedelin istirdadına karar verilmeyeceğini, borcun tamamının ödenmesi sonucu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesine göre istirdat davasına dönüşmediğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece ceza dosyasının kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verilmiş ise de, Uyap sistemi üzerinden yapılan araştırma neticesinde ceza yargılamasında en son Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/180 E. 2022/56 K. sayılı ilamı ile verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin ilamı ile kesinleştiği ve kararın, mahkemenin kabulü doğrultusunda olduğu anlaşılmakla, bu yönden herhangi bir isabetsizlik görülmediği, icra dosyasına yatan 177.341,38 TL'nin 146.648,14 TL'sinin mahkemece verilen tedbir kararı nedeniyle davalıya ödenmediği, davalıya 30.693,24 TL ödeme yapıldığı, davacı vekilince icra dosyasına yatan paranın faiz, icra harç ve masraflarla birlikte istirdadına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, yargılama sırasında bu yönde bir talepte bulunulmadığı ve yargılama sırasında ileri sürülmeyen bir hususta istinaf isteminde de bulunulamayacağı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilin,in istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 30.693,24 TL'nin davalıdan tahsiline, davacı tarafça icra veznesine yatırılan bakiye 146.648,14 TL'nin davacıya ödenmesine, davacının tazminat isteminden feragat etmesi nedeniyle tazminat talebinin reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince de bono nedeniyle borçlu olmadığı kanaatine varıldığını, İlk Derece Mahkemesinden farklı olarak sadece karşı tarafa ödenmeyen kısım yönünden istirdata karar verilemeyeceğine açıklık getirildiğini, sırf bu sebeple davalı lehine nisbi, müvekkili lehine de maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza dosyasının sonucu beklenilmeden hatalı olarak karar verildiğini, dava konusu senedin bir kambiyo senedi olması nedeniyle uyuşmazlığa kambiyo hukukuna ilişkin kuralların uygulanması gerektiğini, dava konusu senedin kambiyo hukukuna uygun bir şekilde verildiğini, gerçek bir borç ilişkisini yansıtan, geçerli bir senet olduğunu, davacının imzaya itiraz etmediğini, mahkemece icra dosyasının incelenmesinde yanlış kanaate ulaşıldığını, davanın tümden reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava menfi tespit istemine ilişkin olmakla kısmi ödeme ile kısmen istirdata dönüşmüştür. Davacı tarafından icra takibine esas 150.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş, yargılama aşamasında davacı tarafından icra dosyasına 17.12.2012 tarihinde 30.693,24 TL ve 12.04.2013 tarihinde 146.648,14 TL olmak üzere toplam 177.341,38 TL yatırılmıştır. 17.12.2012 tarihinde yatırılan 30.693,24 TL davalı alacaklıya ödenmiş, 12.04.2013 tarihinde yatırılan 146.648,14 TL ise tedbir kararı nedeniyle halen icra dosyasındadır. Bölge adliye mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalıya ödenen 30.693,24 TL'nin istirdatına, icra dosyasına yatırılmış ancak davalıya ödenmemiş miktar yönünden davanın reddi ile bu kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde davacının bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının belirtilmesine karşın hüküm kısmında menfi tespit istemine ilişkin olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamış, istirdat talebinin ise kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçesine uygun olarak davanın tam kabulü ile davacının takip konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 30.693,24 TL'nin davalıdan istirdatına, icra veznesindeki 146,648,14 TL'nin davacıya iadesine, davacının menfi tespit talebi ve istirdat talebinin kabulüne karar verilmesi, davanın tam kabul edilmiş olması nedeniyle de davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.