Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1342 E. 2024/4583 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1342
Karar No
2024/4583
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1563 Esas, 2022/1233 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/360 E., 2022/190 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2014/58282, 2014/58297, 2014/58309, 2014/58314, 2014/58320, 2014/58325, 2014/58335, 2013/36867, 2015/19128, 2016/13253, 2016/12238 sayılı ve "dijital check-up", "dijitalleşme endeksi", "dijital skor", "dijital gösterge", "dijital ekstre", "dijital endeks skor", "dijital gelişim puanı", "dijital veri merkezi", "dijital dönüşüm zirvesi", "dijital dönüşüm kredisi" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “...” ibareli marka başvurusuna 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesi doğrultusunda yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, iki markayı ilişkilendireceğini, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu, öte yandan tescili istenen "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tescili istenen mal ve hizmetler bakımından da tanımlayıcı olduğunu ileri sürerek 2018-M-9903 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; davadaki hükümsüzlük istemi bakımından müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının itirazına mesnet markalarının ayırt ediciliğinin düşük ve zayıf ibarelerden oluştuğunu, davacının kuruma itiraz aşamasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesindeki mutlak red sebeplerine dayanmadığından işbu davada da ileri süremeyeceğini, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvuru kapsamındaki 35. ve 42. sınıftaki mal ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı/benzer oldukları, ancak taraf marka işaretlerinde ortak olarak yer alan "Dijital" ibaresinin ayırt edicilik niteliğinin çok zayıf olduğu ve dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 35 ve 42. sınıf hizmetlerin hitap ettiği tüketicilerin “bilinçli tüketici” olduğu hususları gözetildiğinde taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibasın bulunmadığı, anılan Kanun'un 5 inci maddesinde yer alan koşulların da oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı, öte yandan "...” ibareli marka başvurusunun, 'ortak' ibaresini de içerdiği göz önüne alındığında 5 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi uyarınca ayırt edici nitelikte olduğu; (c) ve (d) bentleri uyarınca ise bu ibarenin ticaret alanında belli bir ürün veya meslek grubunu ayırt etmeye yarayan esas unsur belirtir bir ibare olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, zira dava konusu markanın müvekkilinin "dijital" ibareli seri markalarından biri olarak algılanacağını ve/veya markalar arasında bağlantı bulunduğu izlenimi yaratacağını, dava konusu markanın müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, diğer taraftan dava konusu markanın 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca ayırt ediciliğinin bulunmadığını ve tanımlayıcı olduğunu, anılan ibarenin arama motoru google'da aratıldığında hem bir tanım olduğunu hem de pek çok kurum ve şirket tarfaından kullanıldığının görüldüğünü ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu "... " ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "dijital" ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "Dijital" ibaresinin uyuşmazlık konusu 35. ve 42. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu, başvuruda yer alan diğer unsurun yeterli ayırt ediciliği sağladığı, somut olay bakımından aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin 5 inci fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, diğer taraftan dava konusu başvuru yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (c) ve (d) bentlerinde düzenlenen mutlak red nedenlerinin bulunmadığı, bu yönden mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı, ancak Kanun'un belirtilen bu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği, bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırıldığı, bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunmasının amaçlandığı, bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvurunun, dikdörtgen şeklindeki çerçeve içine "DİJİTAL" ve "ORTAK" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup başkaca bir ek kelime ya da şekil içermediği, "Dijital" kelimesinin sıfat olarak "sayısal ve isim olarak verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi" anlamına geldiği, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında açıklandığı üzere anılan ibarenin teknoloji ve iletişim konularını doğrudan doğruya tanımlayan, bu yolla sunulan hizmetleri ise yoğun biçimde çağrıştıran ve pek çok sektörde yaygın ve eylemli kullanımı sonucu herkesin kullanımına açık hale gelen bir ibare olduğu, başvuruda yer alan "Ortak" kelimesinin de "birlikte iş yapan, hissedar, şerik, partner" anlamlarına geldiği ve uyuşmazlık konusu 35. ve 42. sınıf hizmetlerin niteliği gözetildiğinde "..." ibaresi ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde ortalama tüketiciler nezdinde dijital ortamda birlikte veya ortaklaşa sunulan hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, bu itibarla mahkemece; dava konusu "..." ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği gerekçesi ile yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 2017/70387 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı yanca 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ile 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve dokuzuncu hükümleri kapsamında değerlendirme yapıldığını, nitekim davacının aynı Kanun'un 5 inci maddesinin (b) bendine yönelik bir itirazının bulunmadığını, oysa ki uyuşmazlığın itiraz maddeleri doğrulusunda belirlenmesi gerektiğini, YİDK kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi de mutlak ret nedenlerinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, markanın hükümsüzlüğünde dikkate alınabileceğini, bu itibarla YİDK kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı kurum vekilince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1342, K. 2024/4583, T. 03.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-1342-e-2024-4583-k-9e26bd9f6602