Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1249 E. 2024/5244 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1249
- Karar No
- 2024/5244
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/479 Esas, 2022/2174 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/219 E., 2020/577 K. Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 05.09.2016 tarihinde ve 19.10.2016 tarihinde imzalanan iki adet finansal kiralama sözleşmesi ile davalıya 9 adet bina içinde kullanılan türden asansör kiralandığını, davalının kiralarını düzenli ödemediği için ihtar çekilerek verilen 60 günlük sürede de ödeme yapılmadığını, böylece sözleşmenin feshedildiğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1219 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı ile malların kendilerine teslimine karar verildiğini beyanla, davaya konu asansörlerin aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Finansal Kurumlar Birliği'nin 16011065 sözleşme numaralı, 19.10.2016 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ve 16008639-2 sözleşme numaralı, 05.09.2016 tarihli finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiralandığı iddia edilen malların sözleşmelerin içinde seri numaraları belirtilmediğini, bahse konu malların şirkete teslim edilip edilmediği anlaşılamadığını, bu sebeple davalı şirkete teslim edilmeyen malların iadesi talep edilemeyeceğini, kaldı ki davalı şirket tarafından sözleşme gereği ödenmesi gereken borçların büyük bir kısmı ödendiğini, davacı tarafınca bu durum dikkate alınmadan sözleşmenin hemen feshedilip malların iadesinin talep edilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtarnamenin tebliğ edilmesiyle birlikte şirketçe talep edilen borçların büyük bir kısmı ödendiğini, ancak davacı yan tarafınca bu husus dikkate alınmadan sözleşme hemen feshedilmiştir, her ne kadar ihtarnamenin içeriğinde vadesi gelmiş tüm borçların ve temerrüt faizlerinin 60 günlük yasal süre içerisinde ödenmemesi durumunda sözleşmenin fesholunacağı ihtar olunsa da davalı tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında yapılan fesih bildirimi hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı yana davaya esas finansal kiralama sözleşmesine istinaden bir takım ödemeler yapıldığını, ihtarnamenin içeriğinde belirtilen miktarın tamamen ödenememesi halinde sözleşmenin feshedilmesi ve müvekkilden malların iadesinin talep edilmesi hususu hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davaya konu malların bir binaya monte edilen ve mütemmim cüz vasfına giren türden olduğu, asli niteliğinin kaybolduğu, anılan Yasa'nın 19/2 nci maddesi uyarınca mütemmim cüz olacak malların finansal kiralamaya konu olabilmesi için asli niteliğini korumasının şart olduğu, tapu kaydına güven ilkesi uyarınca mülkiyeti edinen kimsenin, mülkiyete konu taşınmazın mütemmim cüzlerinin de maliki olacağı, davacının isterse finansal kiralama sözleşmesini tapunun şerhler/beyanlar hanesine kaydetmesinin mümkün olduğu, bu yapılmadığına göre müdahillerin iyi niyetine üstünlük tanımak gerektiği, nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/9476 E. ve 2017/2031 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere "Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 45 inci maddesine göre kat adedi 4 ve daha fazla binalarda asansör yapımının zorunlu tutulduğu, bu tip binalarda asansör ve eklentileri binada bulunması zorunlu ve binanın esaslı unsurlarında olduğu Yönetmeliğin aradığı kattan fazla kat barındıran borçlu sitede haczedilen asansör ve eklentileri, binada bulunması zorunlu ve ve binanın esaslı unsurlarından olduğundan asansör ve eklentilerin 4721 sayılı Kanunun Türk Medeni (4721 sayılı Kanun) 684 üncü maddesi gereğince taşınmazın bütünleyici parçası olduğu, müstakil olarak haczedilmesinin mümkün olmadığı, davacının davalıya karşı olan tazminat ve alacak istemi dava konusu olmadığından davacının iade talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun (6361 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği bütünleyici parça veya eklenti niteliklerine bakılmaksızın asli niteliğini koruyan her mal tek başına finansal kiralama sözleşmesine konu olabileceğini düzenlediğini, 6361 sayılı Kanun’a göre finansal kiralama sözleşmesi yazılı şekle tabi olduğu, kendilerine mahsus özel sicili bulunan taşınırlara ilişkin sözleşmenin bu sicillere tescil ve şerh edildiğini, sicil kamuya açık olmakla üçüncü kişilerin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğini, 4721 sayılı Kanun'un 684 üncü maddesine göre bütünleyici parçanın, asıl şey ile maddi ve ekonomik anlamda sıkı bir ilişki içinde olduğunu, bir parçanın bütünleyici parça sayılabilmesi için onun asıl şeyi ile arasında maddi bağlılık bulunmasını gerekli kıldığını, dava konusu asansörler ile bina arasındaki ilişkinin bu nitelikte bir ilişki olmadığını, asansörün ekonomik ömrünün belirli olup her zaman değiştirilebileceğini, yenisinin alınabileceğini, mahkeme tarafından yapılan aksine tespitin yasal olmadığını, kural olarak bir bütünleyici parça ile asıl şey arasında maddi bağlantı sağlandığında, bütünleyici parçanın asıl eşyanın hukuki kaderine tabi olarak, bütünleyici parça üzerindeki ayni haklar kalkacağını, ancak 6361 sayılı Yasa'nın 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının bu kuralın istisnasını teşkil ettiğini, dava dosyasına ibraz edilen 22.06.2020 tarihli dilekçesinde; “Davanın kabulüne karar verilmesini, taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine konu malların aynı şekilde davacı müvekkil şirkete iade ve teslimine karar verilmesini, aynen teslimde fiili imkansızlık olması halinde İİK 24. Maddenin uygulanması” talep edildiğini, bu talebin taşınır bulunmaması halinde bedelinin talep edilmesine yönelik olup, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkiline davanın tazminat davasına dönüştürülmesi için herhangi bir süre verilmediğini, bütünleyici parça asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olup, bu durumda asansörlerin de bütün binanın parçası olduğunun kabulü halinde münferit menkul mal olarak bütüne karışmış olup yok hükmünde olacağını, bu durumda ise davanın konusu kalmadığından davanın reddine ve davanın esası hakkında haklı bulunan müvekkili şirket lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekirken aksine hüküm kurulmasının yasal olmadığını ileri sürerek kararının kaldırılarak davanın kabulüne, mahkeme aksi kanaatte ise davanın konusuz kalması nedeniyle reddi ile müvekkili lehine yargılama giderlerine hükmedilmesin istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan raporda, asansörlerin kurulu bulunduğu binalarda inceleme yapıldığı ve sonuç olarak asansörlerin ikinci el piyasasında hurda niyetine kullanılabileceği ve sökülmeleri halinde mevcut değerinden %75 oranında değer kaybedeceği beyan edildiği, 4721 sayılı Kanun'un 684 üncü maddesin de bütünleyici parça (mütemmim cüz) tarifi yapıldığı ve yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey zarara uğratılmadıkça ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olarak tarif edildiğinden alınan rapora göre asansörlerin taşınmazın bütünleyici parçası haline geldiği, asli unsurunu muhafaza etmediği ve taşınmazdan ayrılması halinde %75 oranında değer kaybedeceği tespit edilmekle, davacı tarafça sökülerek tesliminin talep edilmesinin iyi niyetli olmadığı ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, malın aynen iadesinin mümkün olmaması halinde bedelinin tazmininin talep edilmediği, ıslah talebinde de bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece davanın tazminat davasına dönüştürülmesi için süre verilmediğine yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; taşınmazda kurulu bulunan davaya konu asansörlerin, asli niteliğini koruyup korumadığı ve asli niteliklerini korumadıklarının tespiti halinde davacı tarafça 6361 Sayılı Yasa hükümlerine göre iadesinin istenip istenemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.4721 sayılı Kanun'un 684 üncü maddesi, 6361 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.