Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/7458 E. 2024/3763 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7458
Karar No
2024/3763
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/984 Esas, 2022/1502 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/149 E., 2022/43 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdindeki vadesiz USD cinsi döviz mevduatında bulunan 239.796,00 USD'nin ödenmesini 30.12.2019 tarihli yazılı talimatı ile istendiğinde, davalı bankanın yetkilisi aracılığıyla, davacı şirketin paydaşı ....'nın başka bir şirket için verilmiş kefaleti gerekçe gösterilerek ödeme yapılamayacağının belirtildiği, paranın kefalet borcuna mahsup edilmesi için sözlü olarak talimat verilmesinin istenildiği, 31.12.2019 tarihinde ihtarname keşide edilerek, aynı tutarın davacının vekilinin hesabına aktarılmasının bir kez daha talep edildiğini, bu defa sözlü olarak vekaletnamenin bankadan para çekme yetkisini içermediğini, şirket yetkilisinin imzasını havi yazılı talimat gelmediği sürece paranın ödenmeyeceğini, geldiğinde ise bazı blokajlar sebebiyle 215.940,00 USD ödeme yapılabileceğinin bildirildiğini, istek üzerine şirket yetkilisinden edinilen 06.01.2020 tarihli yazıyla ödeneceği sözel olarak beyan edilen tutar 215.940,00 USD'nin hesabına aktarılması için yeni bir yazılı talimatın bankaya sunulduğunu, bu talimata karşı yine aynı kişinin sözlü olarak; banka yönetimince imzanın gerçek ya da sahte olup olmadığının anlaşılamaması sebebiyle ödeme yapılamayacağı talimatının şubeye verildiği yolunda bilgi verildiğini, bir kez daha 08.01.2020 tarihli ihtarname keşide edilerek ödeneceği bildirilen 215,940,00 USD'nin aktarılmasının istenildiğini, davalı bankanın sistemli ve düzenli direnmesinin hissedilmesi sebebiyle aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu defa davalı bankanın borcu olmadığı itirazında bulunduğunu, davalı bankanın ödemeyi kabul ettiği 215,940,00 USD'nin virmanı için 22.01.2020 tarihinde apostilli ABD Noterliğince onaylanmış ve Türk Noterliğince tercüme edilmiş vekâletname ile birlikte bir kez daha bankaya başvurulduğunu, bu defa icra takibinin durmasından 8 gün sonra 23.01.2020 tarihinde davalı banka tarafından 215.918,00 USD tutarın hesaba virman edildiği, itiraz ile takip durduğundan ve takip durduktan bir müddet sonra takibe konu paranın bir kısmı ödendiğinden, icra takibi avukatlık ücreti karşılığı 82.883,55 TL'nin kur karşılığı olarak 13.986,66 USD mahsup edildikten sonra ödenmeyen mevduatın (23.876,03 USD) ve mevduattan dayanaksız olarak çeşitli tarihlerde kesilen tutarın (215.18 USD) toplamı 38.077,87 USD olduğunu ileri sürerek takibin, 38.077,87 USD üzerinden devamını ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın yasadan kaynaklanan yükümlülüğü gereği şirket yetkilisinin hukuken geçerli bir talimat ve vekâletnamesine istinaden ödeme yapmak zorunda olduğunu, takibe dayanak olarak gösterilen ihtarnamede yer alan alacaklı vekiline ait talimat, hesap sahibinin vekiline vermiş olduğu genel dava vekâletnamesine istinaden verilmiş bir talimat olduğunu, söz konusu vekaletnamenin bankacılık işlemlerine ilişkin hesaptan para çekilmesine ilişkin işlem yapılmasına dair yetki içermediğini, yine davacının takibe dayanak olarak gösterdiği vekâletnamede vekil eden şirket yetkilisinin Müdürlük görevinin de sona erdiği tespit edildiğini, davacının eksik ödendiğini iddia ettiği bakiyeden 23.856,00 USD, İstanbul 14. İcra Dairesinin 2019/9277 E. sayılı dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle bloke edildiğini, 21,25 USD'nin ise hesap işletim ücreti olduğunu, davacının 2019 yılında 1 sene boyunca itiraz etmediği ve huzurdaki davaya konu ettiği 215,18 USD hesabından kesilen hesap işletim ücreti ve yurt dışı gelen havale komisyonu olduğunu, müvekkili bankanın bu tutarları tahsil etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, haksız ve kötü niyetli icra takibi yapıldığını, müvekkili bankanın hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takip dosyasında borcun sebebi olarak Beyoğlu 30. Noterliğinin 31.12.2019 tarihli 18870 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gösterildiği, bu ihtarname incelendiğinde davacı şirket hesabından 239.796,00 USD'nin Avukat .....'ın hesabına virman edilmesine yönelik olarak davalı bankaya gönderildiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesinde davacı şirket tarafından davalı banka nezdinde bulunan döviz mevduat hesabından para gönderimi için talimat verildiği ancak talimatın yerine getirilmediği ve sunulan vekaletnamenin geçerli kabul edilmediği bu sebeple de ödeme yapılmadığını bildirilerek, kesinti bedeli vekâlet ücretine ilişkin döviz kuru partisinden kaynaklı davacı aleyhine değişiklik tutarı ve haksız kesinti sebebiyle icra takibine itirazın 38.077,87 USD üzerinden devamı talep edildiği, itirazın iptali davaları takiple sıkıya sıkıya bağlı davalar olup icra takibindeki borcun sebebi dava dilekçesinde değiştirilemeyeceği, dava dilekçesinde bildirilen hususlarda davacı şirketin zararları mevcut ise ilgili kalemler yönünden alacak ve tazminat davası açma hakkı bulunduğu ancak belirtilen ihtarname hesaba para gönderimi yapılmamasına ilişkin olduğu, bu borç sebebi dikkate alındığında davacı şirketin para gönderimi talebinin davalı bankaca yerine getirmemesi halinde para gönderimine konu miktar kadar alacak talep edileceği anlamına gelmeyeceği, davacının bu icra takibine bağlı olarak davasında davacı sıfatının bulunmadığı gerekçesi ile davanın sıfat (aktif husumet) yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkili şirket hesabında bulunan parayı şirket vekiline ödememekle hukuka aykırı davrandığını ve icra takibine sebebiyet verdiğini, itirazın iptali davasında icra takibindeki borcun sebebinin değiştirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir. 2.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacının genel vekaletname ile müvekkili davacının hesabından para çekmesinin hukuken mümkün olmadığını, bankacılık işlemleri yetkisini içerir ve davacı şirket tarafından ibraz edilen vekâletname gereği banka tarafından usule uygun ödeme yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinin davacının hesaptaki paranın ödenmemesi talebinin yerine getirilmemesi sebebi ile para gönderim tutarı kadar alacak talep edemeyeceği sebebi ile davanın aktif husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verilmiş ise de davanın esastan reddinin gerektiği, hesaptan ödenmediği belirtilen tutarın hacizli olduğunu, bizzat davacı vekilinin haciz fek yazısını getirmesi sonrası da bu tutarın ödendiğini, bu sebeple davanın esastan reddinin gerektiğini, dava değeri üzerinden müvekkili banka lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı vekilinin vekâletnamesinin davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davasında, davaya sıkı sıkıya bağlı icra takibinde davacının alacaklı olduğu, davalının da takipte görünen borçlu olduğu ve tarafların iş bu davada husumetlerinin bulunduğu, davanın esasına girilmekle; davalı bankanın bankacılık işlemlerine ilişkin özel yetki içerir vekaletname aramasının güven kurumu olmasından kaynaklandığı, mevzuat gereği sorumluluğu kapsamında olduğu, ayrıca müşterilerinin güvenliği için de bu durumun zorunluluk olduğu gözetildiğinde, davacı tarafından iş bu özel vekaletnamenin bankaya işlem yapılmak istendiğinde sunulmadığı gibi akabinde sunulan vekaletnamenin de şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname olmadığı belirlenmekle davalı bankanın ilgili dönemde ödeme yapmaması isabetli olduğu, 23.856,78 USD'nin icra dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesi gereği blokeye alınan tutar olduğu bu sebeple ödeme yapılmamasının yasal zorunluluk olduğu, haciz fek yazısının yargılama esnasında davacı tarafından bankaya 28.10.2020 tarihinde ibrazı ile davacıya 23.856,00 USD ödeme yapıldığı, bakiye 22,25 USD'nin 10.01.2020 tarihinde 2019 yılının ikinci yarısına ilişkin usule uygun alınan hesap işletim ücret kesintisi olduğu, bu durumda usule uygun vekalet sunmaması sebebiyle işlem yapılmamasına/gecikmeye kendisi sebebiyet veren davacının takip tarihi ve dava açıldığı tarih itibarı ile haksız olduğu, 22,00 USD yönünden davacının feragat ettiği, davacının takipte haksızlığı sabit görülmekle birlikte davacının takibe başlamakta haksızlığını bile bile durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediği de sabit olmakla iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 38.055,87 USD yönünden davanın reddine, 22,00 USD yönünden feragat nedeniyle reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkili şirket hesabında bulunan parayı şirket vekiline ödememekle hukuka aykırı davrandığını ve icra takibine sebebiyet verdiğini, icra takibine davalı sebebiyet verdiğinden davacının kötü niyetli olmadığını, davalı lehine nisbi vekâlet ücretine karar verilemeyeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalı bankadaki parasının ödenmemesi sebebiyle başlatılan takibe yapılan itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7458, K. 2024/3763, T. 09.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-7458-e-2024-3763-k-e402cc0a2515