Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6479 E. 2024/2919 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6479
- Karar No
- 2024/2919
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/908 E., 2022/933 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/834 E., 2022/158 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Lastikçilik Oto San ve Tic Ltd Şti arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, adı geçen firmaya krediler kullandırıldığını, davalı ... ...'nın söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine davalı borçlulara ihtarnamenin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2018/16468 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının haksız, hukuka aykırı ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçluların yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunan kısım üzerinden en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı tarafından başlatılan haksız ve kötü niyetli takibe ilişkin hiçbir borcu bulunmadığını, alacaklının İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2018/16468 E sayılı icra dosyası kapsamında başlatılan haksız ve kötü niyetli takibin kaldırılması taleplerinin reddini, alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, davalının nüfus kayıt örneğinin incelenmesinde 1974 yılından beri evli olduğu, sözleşmenin incelenmesinde davalının eşinin rızasına ilişkin herhangi bir muvafakatinin alınmadığı, bu haliyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, davacı taraf aleyhine davanın reddine karar verilmiş ise de davanın kötü niyetle açıldığının da sabit olmaması nedeniyle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı yönündeki iddialarının yersiz olduğunu, zira imzalanan sözleşme asılları incelendiğinde, her bir kefilin imzası ve el yazısı ile kefaletinin alındığı açık olmakla birlikte kredilere ilişkin ödeme planı da kefil sıfatı ile bulunan İbrahim ... tarafından imza edildiğini, davalı ... 'nın borçlarına kefil olduğu dava dışı ... Lastikçilik Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Otomotiv Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında grup ilişkisi bulunduğunu, her iki firma arasında aynı faaliyet konusu ve grup ilişkisi nedeniyle birbirlerine kefaletleri söz konusu olduğunu, davalı ...'nın kefaletinin yukarıda izah edildiği üzere firmalar arasındaki ilişki nedeni ile verildiğini, dolayısıyla davacı ... ...'nın temsilci veya tüzel kişinin organı sıfatıyla kurduğu kefalet sözleşmelerinde eşin rızası aranmayacağını ileri sürerek istinaf incelemesinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinde yer alan tüm iddialarını kabul etmediklerini, davacının istinaf taleplerinin tümden reddine karar verilerek, hükmün kötü niyet tazminatı yönünden açıklamaları ve talepleri doğrultusunda kaldırılarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.