Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/5255 E. 2022/9218 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/5255
- Karar No
- 2022/9218
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28.03.2019 tarih ve 2017/278 E. - 2019/194 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.04.2021 tarih ve 2019/1383 E. - 2021/554 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davada davacı vekili; davacının "NOMADIC STATE OF MIND” ibaresinin 25. ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetler yönünden tescili için yaptıkları marka başvurusunun, davalı şirketin “NOMADIC REPUBLIC” ibareli, 25. ve 35. sınıfta tescilli markalarına dayanarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi gereğince iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalının kötü niyetli olarak tescil ettirdiği redde mesnet markalarının hükümsüzlüğü için açtıkları davanın derdest olduğunu, bu davanın sonucu beklenilmeden başvurularının reddinin yerinde olmadığını, davacının başvurusuna konu ibarenin tanınmış olduğunu ileri sürerek 2017-M-4873 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı Kurum vekili, taraf markalarının benzer olduğunu, redde mesnet markalar hakkında YİDK karar tarihinde verilmiş hükümsüzlük kararı bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı şirket vekili, davalının yazlık sandalet alanında faaliyet gösterdiğini, sandaletlerinin tasarım tescillerinin olduğunu, davaya konu olan marka ile davalının markalarının görsel, işitsel olarak benzer olduğunu, taraf markaların sınıflarının da aynı olması nedeniyle iltibasın oluşacağını, iki markanın ayırt edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraf markaları arasında hem emtialar yönünden hem de görsel ve işitsel yönlerden benzerlik bulunduğu, bu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, dolayısıyla 556 sayılı KHK’ nın 8/1-b maddesi kapsamında davaya konu çekişme konusu tüm mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesinin bulunduğu, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet davalı şirkete ait markalar hakkında neticelenmiş ve kesinleşmiş bir hükümsüzlük kararı da bulunmadığından sonradan açılan hükümsüzlük davasında verilecek kararın YİDK iptal davasında neticeye etkili olamayacağından davacının hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi yönündeki talebinin yerinde olmadığı, 556 sayılı KHK' nın 8/3 maddesinin ancak 3. kişilerin yaptığı başvurulara gerçek hak sahipliği iddiası ile itiraz etme veya hükümsüzlük davası açma hakkı verdiği, kendi başvurusu yönünden 8/1-b tescil engelini aşarak tescil hakkı vermediğinden davacının kendi başvurusu ile ilgili olarak yapmış olduğu gerçek hak sahipliği iddiasının da yerinde görülmediği, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirket adına tescilli markalar arasında, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler bakımından, 556 sayılı KHK' nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimali dahil iltibas tehlikesinin olduğu, gerçek hak sahipliğinin ancak 556 sayılı KHK' nın 8/3 maddesi kapsamında, marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK' nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.