Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3400 E. 2022/7728 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3400
- Karar No
- 2022/7728
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.11.2020 tarih ve 2020/446 E- 2020/637 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.03.2021 tarih ve 2021/410 E- 2021/523 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının inşaat işlerini yaptığı davalı şirketten alacaklarının bir kısmının ödenmesini temin zımnında davalı tarafından tazmin edilen 4 adet çek teslim aldığını, daha sonra davalı şirket yetkililerinin davacıyı arayarak muhasebe açığını kapatmak için bu 4 adet çek bedellerinin ödenmiş gösterilmesi gerektiğini söylediklerini, davacının çek bedelleri karşılığında senet alması kaydıyla bu teklifi kabul ettiğini ve 4 adet senet aldığını ve çeklerde dönüş cirosu yapılarak yeniden şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından 4 adet senedin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı şirket yetkilisi tarafından imzaya itiraz edildiğini, senetteki imzaların şirket yetkilisine ait olmaması nedeniyle icra mahkemesinde şekli inceleme sonucu taraflarının %20 tazminata hükmedildiğini, bunun üzerine davalının inkar tazminatlarına ilişkin alacağı bakımından aleyhine icra takipleri başlattığını, taşınmazının satışa çıkarıldığını, daha sonra davalı çalışanları ...ve ...'ün senetlerdeki imzaları davalı yetkilisi ...'in talimatıyla kendilerinin attıklarını ikrar ettiklerini, bu nedenle anılan senetlerdeki imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olduklarından borçlu olmadıklarının tespiti ile davacı hakkında başlatılan icra takiplerinin iptaline ve yapılan satışın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında davacı şirkete ait bir takım taşınmazların sıhhi tesisat işleri yaptırılmak üzere 13/05/2015 tarihli taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, davacının bahsi geçen taşınmazlarda imalata başladığını, davacının davalı şirketi mağdur etmek suretiyle işi yarım bırakarak şantiyeyi terk ettiğini, bunun üzerine davalı şirketin başka bir taşeron firmayla anlaşma sağladığını, davalı şirketin ticari itibarına zarar vermek adına ilk olarak davalı şirkette bir dönem çalışan muhasebeciler ile işbirliğine girdiğini, mahkeme dosyasına konu olan edilen sahte senetlere dayanarak icra takibi başlatıldığını, bu takiplere itiraz ettiğinden haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı takip alacaklısı olup aleyhine verilen,istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen icra mahkemesi kararları aleyhine başvurabileceği yegane yolun genel mahkemede açacağı alacak davasından ibaret olacağı, bu mahkemede açılacak alacak davası kapsamında ihtiyati tedbir yoluyla icra mahkemesi tarafından verilen kararların ilamlı icra takibine konu edilmesinin önlenmesi yahut başlatılmış olan icra takiplerinin tedbir yoluyla durdurulmasının da olanaklı olduğu, davacı takip alacaklısı olduğu halde aleyhine verilen icra mahkemesi kararları sonucu ödemekle yükümlü olduğu icra inkar tazminatını hükümden düşürebilmek için menfi tespit davası değil bizzat takip konusu ettiği alacağın ilama bağlanması için genel mahkemede bir alacak davası açması gerektiği, davacı taraf hukuki yararı bulunmadığı halde icra mahkemesi tarafından verilen ve ödemekle yükümlü olduğu icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin icra takipleri kapsamında borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davacının söz konusu icra inkar tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespiti istemiyle menfi tespit davası açmakla korunmaya değer güncel bir hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1- h, 115/2 hükümleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir. İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.