Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3071 E. 2022/8192 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/3071
Karar No
2022/8192
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13.HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.06.2018 tarih ve 2014/436 E. - 2018/607 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/724 E. - 2021/196 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili firmanın işletmecilğini yaptığı Grand Madrid isimli otelin komple tadilatı kapsamında tüm banyoların yenilenmesi amacıyla davalı Uğur Yapı Malz. Ltd.Şti.'den Vitra marka seramik satın aldığını, alınan seramiklerin banyolara döşendikten sonra boyalarının silindiğinin görüldüğünü, seramiklerin orijinal olmadığı, beyaz seramiklerin üzerine boya sürülerek taklit edilmiş ve sahte olarak üretildiğinin anlaşıldığını, satım sözleşmesine göre Vitra marka seramik verilmesi gerekirken başka bir mal verildiği, maldaki ayıbın gizli olduğunu ve bu hususun satıcı tarafından hile ile gizlendiğinin anlaşıldığını,zararın giderilmesi için satıcıya ihtarname çekilmiş ise de davalının ihtarnameye cevap vermediğini, 2.ihtarname ile de zararlarının giderilmediğini, diğer davalı imalatçı firmaya da durumun ihtarname ile birdirdiğini, davalı Vitra Karo...A.Ş. ihtarnameye verdiği cevapta yaptıkları inceleme neticesinde taraflarına verilen ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, ürünlere ilişkin bedel iadesinin gerçekleştirilerek ayrıca ürünün döşenmesi ile ilgili her türlü işçilik masrafının da karşılanacağının beyan ettiğini, ancak diğer davalı ile yaptıkları görüşmeden hiçbir sonuç alamadıklarını belirterek sözleşmeye aykırılık, hileli ve ayıplı mal nedeniyle uğramış oldukları zararlar nedeniyle şimdilik belirsiz alacak davası olarak 50.000.-TL'nin ticari faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 28.06.2017 tarihli dilekçe ile talebini 208.095,97 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davaya bakmaya görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı şirketin hala müvekkiline borcu bulunduğunu, ayıp iddiasının da ispatlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacıya ait ticari defterlerde davalıdan alınmış olan hiçbir mal veya hizmetin ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, davacının, davalıya yapmış olduğu ödemeleri de ticari defterlerinde kayıt etmediği, bu sebeple cari hesap anlamında borç-alacak ilişkisine rastlanmadığı, davalıya ait ticari defterlerde davacıya ait 35.700,10 TL tutarlı 2 adet faturanın kayıtlı olduğu, 11.01.2011 tarihinde davacıdan 15.000.-TL tahsil etmiş olduğu ancak kayıtlarına yansıtmadığı, dosyada mübrez belgelerde sadece 2011 yılı içerisinde taraflar arasındaki, iş hacminin en az 70.790.-TL olması gerekirken yapılan işlemlere ait faturaların kesilmemiş olduğu ve tarafların kayıt dışı çalıştığı bu nedenle ticari defterlerinin delil olabilme vasfını taşımayacağı, davacının otelinin banyolarında kullandığı Vitra markalı full dekor karo seramiklerinin ayıplı olduğu ve gizli ayıp olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda hatalı olan full dekor karo seramiklerinin değerlerinin hesaplanması, bu karo seramiklerin ve söküm uygulama işlem bedelinin davalı şirket tarafından karşılanması (toplam 49 banyo ve her banyoda 20 adet 20x50cm metalik efektlifull dekor karo) gerektiği,tespit edilen 49 adet odada seramiklerin ayıplı olmaları nedeniyle, kullanım amacını önemli ölçüde oradan kaldırmakta ve otele prestij kaybına sebebiyet verebileceği, bu durumda otelin en az 30 gün kapalı kalması gerektiği ve otelin ortalama gecelik fiyatın 45 Euro olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacının 66.150,00 Euro zararının (156.715,97 TL) olduğunu, otelin kapalı kalması nedeniyle davacının 2.100,00 TL su sarfiyatı, 3.560,00 TL doğal gaz sarfiyatı, 4.200,00 TL elektrik sarfiyatı olmak üzere 9.860,00 TL olduğu, 156.715,97-9.860 =146.855,97 TL kapalı kalma zararı, 57.240,00 TL malzeme bedeli ve 4.000,00 TL işçilik bedelinin davalıdan tazmin hakkının bulunduğu ve temerrütün dava ile başladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesince, davaya cevap dilekçesinde ve süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı, dolayısıyla süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin istinaf aşamasında incelenmesinin mümkün olmadığı, alınan raporla, dava konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2010 yılında başladığı, davacı-alıcı firma tarafından davalı-satıcı firmaya 07/03/2011 tarihli ihtarname gönderilerek ayıbın ihbar edildiği, satış konusu ürünlerin tesliminden itibaren ayıbın zaman içerisinde çıkması da değerlendirildiğinde davalı firmaya makul sürede ihbar edildiğinin değerlendirildiği,taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıç tarihi ile ayıbın kullanımla zaman içerisinde ortaya çıkan gizli ayıp olduğu dikkate alındığında, davacı tarafça 07/03/2011 tarihi itibarı ile süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kabul edileceği, davacının, ayıplı mal satışı nedeniyle TBK'nın 227. maddesi gereğince sözleşmeden döndüğü, TBK'nın 229. maddesine görede doğrudan zararını talep etmekte hakkı olduğu, davalı vekilinin itirazı değerlendirilmek üzere alınan ikinci ek rapor davalı vekiline 14/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği halde davalı tarafça süresinde itiraz edilmediğinden karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı, davalı tarafın otelin tüm odalarının 30 gün boyunca kapalı kalacak şekilde hesaplama yapılmasının hatalı olduğuna ilişkin istinaf isteminin bu durumda değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.661,23 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3071, K. 2022/8192, T. 22.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-3071-e-2022-8192-k-80c108c7e426