Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2879 E. 2022/8230 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2879
Karar No
2022/8230
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.07.2020 tarih ve 2016/1152 E. - 2020/343 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2021/176 E. - 2021/283 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı ...'ın davacı şirketin eski büyük ortağı olduğunu, sonrasında pay devirleri ile ...'in 28.9.2015 tarihinde şirketin tek sahibi olduğunu, davacı şirket aleyhine toplam 382.000 TL bedelli iki senedin tahsili için icra takibine başlandığını, ancak bu senetleri davalı ...'ın senetlerin üzerinde yazan tarihten çok sonra imza yetkilisi olduğu döneme ilişkin tarih atarak düzenlediğini, şirketi kendisine borçlandırdığını ve diğer davalı ...'ya ciro ettiğini, tüm bu nedenlerle her iki icra dosyasındaki senetlerle ilgili davacının borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin diğer davalı ...'a borç para verdiğini, karşılığında senetleri aldığını, davacının ileri sürdüğü defilerin ancak lehtar durumundaki ...'a yöneltilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili; senetlerin şirket kayıtlarına işlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu senetlerin davacı şirketin davalı ...'e olan borcundan dolayı tanzim edildiği, senetlerin ödenmemesinden davacının sorumlu olduğu, bedelsizlik iddiasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 138.088,51 TL icra inkar tazminatının davalı ...'ya ödenmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, mahkemece, ek karar ile süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Ek karara karşı da davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; mahkemenin 17.07.2020 tarihli nihai kararı yönünden davacı vekili tarafından gerekçeli karar tebliğ edilmeden 20.07.2020'de istinaf harcı yatırıldığı, 21.07.2020 tarihli dilekçe ile kararın istinaf edileceği belirtilerek icra müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılarak işlemlerin durdurulmasının talep edildiği, gerekçeli kararın davacı vekiline 11.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesinin 30.10.2020 tarihinde sunulduğu ve süresinde olmadığı sabit ise de; 20.07.2020 tarihinde istinaf harçları yatırılan 21.07.2020 tarihli dilekçe HMK 342/3 maddesi gereğince süre tutum dilekçesi mahiyetinde olup HMK 355. maddesi gereğince kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ilk derece mahkemesinin 06.11.2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmiş ve kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacı tarafça istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz incelemesinde bozma sebebi yapılamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2879, K. 2022/8230, T. 23.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-2879-e-2022-8230-k-44d3ecedecba