Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2160 E. 2022/7641 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2160
Karar No
2022/7641
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17/12/2018 tarih ve 2015/304 E- 2018/1619 K. sayılı kararın birleşen davada davacı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 17/12/2020 tarih ve 2019/600 E- 2020/1293 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi birleşen davada davacı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01/11/2022 günü hazır bulunan birleşen davada davacı Ülpet Petrol vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin icraya konulan çeklerin keşidecisi Ülpet Pet. Ürünleri İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi iken Süper Enerji A.Ş. ile ticari ilişkide bulunduğunu, dava konusu çeklerin de yapılacak alışverişlerin teminatı olarak 2008 yılında verildiğini, çekteki yetkili imzalardan birisinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin 16/11/2009 tarihinde yetkilisi olduğu şirketten ayrıldığını ve imza yetkisini iptal edildiğini, alınan bu kararın Ticaret Sicili Gazetesi'nin 25/11/2009 tarihli sayısı ile ilan edildiğini, davalı şirket ile çekin keşidecisi Ülpet Pet. Ürünleri İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin yeni yetkililerle yaptıkları protokol ile anlaşma sağlandığını ve bu protokolde davalı şirketin Ülpet Pet. Ürünleri İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin tüm çek ve senetlerini iade edeceğini taahhüt ettiğini, ancak davalı şirketin daha sonra teminat amacı ile tarihsiz aldığı çeklerin keşide tarihini 30/12/2010 olarak düzenleyerek müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, çeklerin keşide tarihindeki şirket yetkilileri ile çekte imzası olan kişilerin farklı olduğunu, davalı şirketin bu çeklerin gerçek bir alacağa dayanmadığını ve teminat için verildiğini bildiğini, bu durumun iki şirketin ticari defter kayıtlarının incelemesi ile ortaya çıkacağını, taraflarınca gerek muhatap banka tarafından gerekse Ticaret Sicil Memurluğu'ndan alınan yazıların bu çeklerin teminat amacıyla verildiğini ve bu çeklerden dolayı davalı şirketin bir alacağının olmadığını gösterdiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilinin Gaziantep 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/20 Esas ve 5. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1538 Esas sayılı dosyalarıyla icra takibine konu edilen toplam 200.000,00 TL'lik 2 adet çekten dolayı borçlu olmadığını tespitini, davalı tarafın %40 oranın da kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında kömür alışverişinden kaynaklı bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin satın almış olduğu kömür karşılığında davalı şirkete nakit ödemeler yaptığını, bu çek ve senetlerin bir kısmının ödendiğini ancak davalı şirketin bu ödemeleri taraflar arasındaki cari hesap ekstresine yansıtmadığını, bunun yanı sıra taraflar arasındaki 26/11/2010 tarihli protokol ile davalı şirkete birçok taşınmaz devredildiğinin sabit olduğunu, davalı tarafın bedelsiz kalan çek ve senetleri kötüniyetli olarak icra takiplerine konu ettiğini, davalı şirketin protokole konu 2 adet taşınmazı devraldığı halde bedelsiz kalan ve müvekkili şirkete iade edilmesi gereken çek ve senetleri iade etmediğini, bu nedenlerle müvekkili şirketin Gaziantep 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/20 Esas sayılı icra takibine konu 3019311 nolu çeke ve Gaziantep 5.İcra Müdürlüğü'nün 2011/1538 Esas sayılı icra takibine konu 3019312 nolu çeke ilişkin olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, takibe konu çek bedellerinin ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmamış olduğunu, ödeme yapılmış olsa dahi bu ödemelerin cari hesaptan kaynaklanan borca mahsup edileceğini, davacı şirketin 31/10/2010 tarihi itibariyle müvekkiline 520.953,23 TL cari hesap, fatura gibi muhtelif kaynaklara dayalı muaccel borcu bulunduğunu, davacının yaptığını iddia ettiği ödemeyi hangi borç için yaptığının açık olmadığını,davacı tarafça menfi tespit isteminin hangi nedene dayandırıldığının açık olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, uyulan bozma ilamına göre, asıl davada; davaya konu çeklerin teminat amacıyla verildiğinin yazılı delille ispatlayanamadığı, birleşen dava da; davaya konu çeklerin taraflar arasındaki protokol sonucu verilip verilmediği noktasında ise TTK'nın 709. maddesine göre çek borçlusu, bedelini ödediği çek aslını teslim almalı aksi halde çek bedelinin ödenmesine rağmen tarafına iade edilmediğine yönelik ispat yükünün kendisi üzerinde olacağı, çekte, keşideci ibraz süresini uzatmak amacıyla çeki ileri tarihli de düzenleyebileceği,çekin üzerinde gösterilen düzenleme tarihi o çekin belirlenen tarihte düzenlendiğine karine teşkil edeceği, düzenleme tarihinin daha erken bir tarih olduğunu iddia edenin ispatlaması gerektiği nazara alındığında, davaya konu çeklerin düzenleme tarihlerinin 30/12/2010 olduğu, bu bağlamda 26/11/2010 tarihli protokolden önce yani ileri tarihli olarak düzenlendiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle dava konusu çeklerin protokolde belirtilen çekleri kapsamadığı, davacı tarafın bu çeklerin bedelsiz kaldığının başkaca delillerle de kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı birleşen davacı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesince, takibe konu iki adet çek kambiyo senedi niteliğinde olup sebepten mücerret olduğundan bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatı gerektiği, taraflar arasında düzenlenen 26/11/2010 tarihli protokolde yer alan tüm çek ve senetlerin iade edileceğine dair kaydın, çeklerin keşide tarihinin protokol tarihinden sonra 30/12/2010 tarihli olması karşısında, tek başına dava konusu çekleri de kapsadığı şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı vekili de bu çeklerin devam eden borç nedeniyle verildiğini savunduğu, dava konusu çeklerin 30/12/2010 tarihinden önce keşide edildiğini, 3019312 no.lu çekin 30/11/2010 tarihinde karşılıksız işlemine tabi tutulmasının bunun delili olduğunu belirtmiş ise de, Türkiye İş Bankası'nın 03/01/2011 tarihli yazısında karşılıksız olarak belgelendirme tarihinin sehven 30/11/2010 olarak düzenlendiği, gerçek ibraz tarihinin 30/12/2010 olduğu bildirildiğinden birleşen davada davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı, davacı vekili, çeklerin senette yer alan düzenleme tarihinde Mehmet Yıkıcı'nın şirket adına çek düzenleme yetkisi bulunmamasını, bu nedenle çeklerin şeklen geçersiz olmasını istinaf sebebi yapmış ise de, 6100 sayılı HMK'nın 357. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceğinden, davacı tarafça ilk derece mahkemesinde öne sürülmeyen bu husus dikkate alınamayacağı gerekçesiyle birleşen davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacı şirket vekili, kararı temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınıp asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davacıdan alınmasına, 01/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2160, K. 2022/7641, T. 01.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-2160-e-2022-7641-k-70ecbc9e2efe