Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3207 E. 2022/6883 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3207
- Karar No
- 2022/6883
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09.12.2020 tarih ve 2019/416 E- 2020/566 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.03.2021 tarih ve 2021/347 E- 2021/466 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar kuyumculuk faaliyeti yapan dedesi ...'e ait iş yerinde çalıştığını, dedesinin vefatı sonrasında 01.01.2015 tarihinde kendisine ait kuyumcu dükkanını açtığını, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli "..." ve "FİRİDİN KUYUMCULUK" ibareli markalarının bulunduğunu, davalıların müvekkilinin iş yerinin iki dükkan ilerisinde 01.03.2015 tarihinde kuyumcu dükkanı açtıklarını, bu iş yerinde müvekkili adına tescilli markaları rıza hilafına kullanmaya başladıklarını, bu durumun müvekkilinin marka tescilinden kaynaklı haklarına tecavüze ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıların müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ile tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacı adına tescilli markalarda geçen ...'in Görele İlçesinin ilk kuyumcularından biri olduğunu, 18.11.2014 yılına kadar kuyumculukla iştigal ettiğini, ...'in davacının dedesi, müvekkillerinden ...'ın babası, ...'in kayın pederi olduğunu, ...'in vefatıyla geriye mirasçı olarak kızları ... (davalı) ve Necla'nın (davacının annesi) kaldığını, müvekkili ...'ın babasına olan sevgisi nedeniyle oğlunun ismini de Kamil koyduğunu, davacının murisin vefatından kısa bir süre önce kök murisin ismini kötü niyetle adına marka olarak tescil ettirdiğini, murisin vefatıyla müvekkili ...'a miras payına istinaden kalan altınların işletilmesi hususunda müvekkili ile oğlu Kamil ve eşi ... arasında sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye istinaden altınlar sermaye yapılarak Pırlanta Kuyumculuk adıyla kuyumcu dükkanı açıldığını, kuyumcu dükkanının eşi ve oğlu tarafından işletildiğini, müvekkillerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden bir kullanımının da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yan kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıların eylemlerinin davacının "..." markasına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, markaya yönelik tecavüzün önlenmesine, davalılara ait iş yeri tabelalarından, broşür ve kartvizitlerinden "..." ibaresinin silinmesine- çıkartılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6769 sayılı Kanun'un 7/5-a maddesine göre, marka sahibinin, marka hakkına dayalı olarak gerçek kişilerin dürüst ve ticari hayatın olağan akışına uygun şekilde ad ve adreslerini belirtmelerini engelleyemeyeceği, somut olayda, davalıların iş yeri tabela ve kartvizitlerindeki kullanımlarının "PIRLANTA KUYUMCULUK ...&..." şeklinde olduğu, davacının tescilli markasında yer alan "..." ibaresinin esasen davacının dedesi, davalı ...'ın babasının adı olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf da bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan vergi kaydı ve 16.01.2015 tarihli sözleşmeden bu kullanımda geçen “Pırlata Kuyumculuk” ibaresinin davalıların ticaret unvanı olduğunun ve davalılara ait kuyumcu dükkanının davalı ... ve davalıların müşterek çocuğu ... tarafından işletildiğinin anlaşıldığı, davalıların iş yeri tabela ve kartvizitlerinde esas ve öne çıkan unsurun “Pırlanta Kuyumculuk” ibaresi olduğu, "...&..." ibaresinin ise iş yerinin işletenlerin veya sahiplerin kim olduğunu açıklamak babında tabela ve kartvizitlerde yer aldığı, görsel manada öne çıkartılmadığı, açıklanan bu durum karşısında davalıların iş yeri tabela ve kartvizitlerinde yer alan; "Pırlanta Kuyumculuk ...&..." şeklindeki bu kullanımımın yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca ticari hayatın olağan akışına uygun dürüstçe kullanım dahilinde kaldığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve dosya kapsamındaki delillerle, davalıların davacı adına tescilli markayla aynı veyahut benzer bir işareti markasal olarak kullandığının ispat edilememiş olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.10.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.