Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/7916 E. 2011/14228 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/7916
- Karar No
- 2011/14228
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/02/2009 tarih ve 2006/62-2009/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı ... gelip, davetiye tebliğine rağmen davalılar avukatı duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, “müvekkillerinin ADİDAS markaları üzerinde hak sahibi olduklarını, bu markalar arasında “üç şerit” markasını spor giyim ürünleri sor malzemeleri ve spor ayakkabıları alanında çok tanınmış olduğunu, yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleri ile tüm toplum kesimleri nezdinde haklı bir üne kavuştuğunu, adidasın en eski en tanınmış markalarından biri olduğunu, TPE nezdinde “üç şerit” markasını çeşitli versiyonlarının tescilli olduğunu, “üç şerit“ markasının tanınmışlığı konusunda çok sayıda mahkeme kararı bulunduğunu, bu markanın bir kalite, imaj ve garanti sembolü olduğunu, bu nedenle daha yüksek fiyata ve daha kolay alıcı bulduğunu, cazip ürün olmasından dolayı daha fazla tecavüz ve iltibas tehdidi altında olduğunu, “üç şerit” markası yanında 2 ve 4 şerit marka tescillerinin de bulunduğunu, davalıların ise müvekkilinin üç şeritli STAR 2 MIR ve SAMUA LA modellerine birebir benzerlik gösteren ürünleri satışa sunarak haksız rekabet oluşturduklarını, bu ayakkabılar üzerindeki unsurlardan ilk bakışa göze çarpan esaslı ve karakteristik unsurun müvekkiline ait “üç şerit” markası olduğunu, üstelik davalıların bu markayı müvekkili ile aynı özgün biçimde kullandığını, davalıların amacının karışıklık yaratarak haksız kazanç elde etmekte olduğunu, böyle bir kullanımın ayrıca müvekkilinin markasının ayırt ediciliğini de zedelediğini, davalı şirket yetkilileri hakkında ceza davası açıldığını, İstanbul 1 nolu FSHHM aracılığı ile 2003/131 d.iş sayılı dosya ile bilirkişi incelemesi yaptırıldığını ve davalıların eylemlerinin tespit edildiğini, davalıların marka tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri sonucunda müvekkillerinin önemli ölçüde gelir kaybına uğradığını, maddi ve manevi zararların söz konusu olduğunu, davalıların ise çok yüksek miktarda satış yaparak haksız kazanç sağladıklarını” iddia ile davalıların, davacılar aleyhine marka tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespitin, önlenmesini ve menini, 20.000 TL manevi tazminatın ve 5.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen reeskont faizi ile birlikte tahsilini, dava konusu ürünlerin malzemelerin toplatılmasını ve imhasını, verilecek kararın gazetede ilanını talep ve dava etmiştir. Bir kısım davalılar vekili, “davacının 2 şerit ve 4 şerit markaları ile ilgili olarak İstanbul 1 nolu FSHHM nin 2001/621 esas sayılı dosyası üzerinden hükümsüzlük kararı verildiğini, aynı markaların hükümsüzlüğü için açılan 2001/496 esas sayılı dosyanın ise aynı mahkemede derdest olduğunu, davacının 16507 tescil nolu markasının hükümsüzlüğü için ise İstanbul 2 nolu FSHHM de 2004/565 esas sayılı davanın derdest olduğunu, bunların bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, ayrıca davacının iddialarının dayanaksız olduğunu, davacıya ait markaların hat çizgi şerit gibi kompozisyon öğeleri taşıdığını, ADİDAS markasına tecavüzün söz konusu olmadığını, kendilerine ait ürünlerde kolaylıkla görülecek şekilde ELİKE markasının yer aldığını, uzaktan göründüğünde bile ELİKE markalı ayakkabı olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle karıştırma ihtimalinin ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını, öte yandan ADİDAS a ait tescil belgesinden farklı olarak şeritlerin paralellik taşımadığı, boylarının eşit olmadığı, küçükten büyüğe sıralandığı ve her bir şerit üzerinde başka renk ve ince çizgilerin bulunduğu, böylece ADİDAS ın markalarından farklı olduğunu, ELİKE markalı bu ürünlerin bir İspanyol firmasından yasal olarak Türkiye ye ithal edildiğini ELİKE markasının çok sayıda ülkede tescili olduğunun, müvekkilinin de bu markayı taşıyan ürünlerin Türkiye distribütörü olduğunu, müvekkillerinin sattığı ayakkabıların hiç birisinde “üç şerit “markasının yer almadığını” savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılardan ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının spor ayakkabıları emtiasını kapsayan 095374, 094377, 136998, 143039, 101973, 98/015881, 16057, 205301, 123384 tescil nolu markaları bulunduğu gibi, ayrıca spor elbiseleri ile ilgili 092355 ve 092430 nolu marka tescillerin de mevcut olduğu, davalıların ürünleri üzerinde yer alan ELİKE ibareli markanın ise Türkiye de tescilli olmayıp İspanya ve başka bazı ülkelerde ELİKE sözcük + şekil biçiminde tescilli olduğu davacıya ait 2 ve 4 şeritli markaların hükümsüzlüğüne karar verildiği anlaşılmakla birlikte bu iki markanın kullanmama nedeniyle hükümsüz kılındığı ve verilen hükümsüzlük kararının bu davayı doğrudan etkilemediği her iki markanın esasen birer savunma markası olduğu düşünülerek bu hükümsüzlük davalarının bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediğini, somut olaya bakıldığında dava konusu işaretlerin, davalıların ayakkabılarındaki 2 ve 4 şeritler olduğu, ayakkabılar üzerinde, görünmeyen dil kısmının içinde veya çok zor görülen arka üst kısım dışında marka olarak algılanabilecek başka bir işaret bulunmadığı, bu durumda her ne kadar davalılar vekili bu şeritlerin süsleme amaçlı olarak kullanıldığını savunsa da, asıl işaret ve unsurlar bulunmadığından süslemeden söz edilemeyeceğini, davalının ürünlerinde ayırt edici bir ya da birkaç işaret bulunsa idi belki bazı koşulların da mevcudiyeti ile süsleme savunmasının haklı görülebileceğini, oysa somut olayda, ortada süsleme sayılabilecek bir kullanım bulunmadığını, davalının ayakkabılarında ilk ve tek göze batan unsurun 2 ve 4 şeritler olduğu, dolayısıyla davalının ayakkabılarının ayırt edici unsurunun bu şeritlerden ibaret bulunduğu, bu durumda dava konusu ayakkabılardaki şerit kullanımı markasal kullanım olup, bu şeritlerin ayakkabılardan çıkarılması durumunda dava konusu ayakkabılarda ayırt edici başka bir unsur kalmadığı,süsleme savunması yoluyla ve süsleme adı altında başkasının markasının kullanımına izin verilemeyeceği, somut olayda da davacının çok tanınan ve yüksek derecede ayırt ediciliğe sahip 3 şerit markasının, süsleme adı altında ve üstelik spor ayakkabılar üzerinde kullanımına izin verilemeyeceği toplumun her kesiminde spor ayakkabıları ve eşofmanlar üzerinde “üç şerit” görüldüğünde o markanın ADİDAS ürünü olduğu bir refleks olarak düşünüldüğü, üç şerit markasının ADİDAS ürünleri ile özdeşleştiği, davalıların ürünlerindeki şerit kullanımının, tamamen davacının ürünleri ile karışıklık yaratma amacına yönelik olduğu, davalının ELİKE markasının ayakkabı üzerinde neredeyse hiç görünmediği, ayakkabının görünen ve tüketiciyi cezbeden unsurunun kesinlikle iki ve dört şeritler olduğu, ayakkabı yan yüzeyinde süsleme amacıyla kullanılabilecek yüzlerce seçenek varken, iki veya dört şerit kullanılmasının tek amacının, davacının ayakkabılarıyla benzerlik sağlanması olduğu, davalıların kullanımının süsleme amaçlı değil, belirgin biçimde “markasal bir kullanım” olduğu, bu ayakkabıları alan “dikkatli” bir kısım kimselerin, bunların Adidas markalı olmadığını anlayabilecekleri ancak bu ayakkabıları tercih etmelerinin sebebinin, “adidas ayakkabı giydiği intibaını uyandırmak” olduğu, bunun da davacının markasının ayırt ediciliğinden ve tanınmışlığından haksız yararlanma amacını ve sonucunu gösterdiği, böylece aynı zamanda 3 şerit markasının KHK’nin 9/1-c maddesi anlamında sulandırıldığı, esasen tüm alıcı kitlesinin aldanmasının da şart olmadığı, bir kısım alıcıların satın alma kararını verirken, dava konusu ürünlerin Adidas markalı ürünlerdeki şeritlere olan çok büyük benzerliği nedeniyle bu ayakkabıların da davacıya ait yeni çıkan bir kreasyon olabileceği ya da bu ürünlerin üreticisi ile davacı arasında işletmesel bir bağ bulunduğu kanaatine kapılma ihtimalinin de marka hakkına tecavüz bakımından yeterli olduğu, tüm bu nedenlerle davalıların ürünlerinin, 556 sayılı KHK’nın 9 ve 61. maddeleri anlamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalıya ait ayakkabıların aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet de teşkil ettiği, davalılar tarafından satışı ve pazarlaması yapılan ELİKE ibareli ürünlerin yan kısımlarında 2 yada 4 şerit yerine kullanılabilecek yüzlerce alternatif var iken, spor ayakkabısı sektöründe diğer belli başlı büyük üretici firmalar gibi çok farklı logo ve işaretler kullanılabilecekken bu ürünlerde 2 ve 4 şerit kullanılmasının açıklaması davalılarca yapılamadığı, dava konusu ayakkabılar bakımından davacının ürünleri ile bariz bir iltibas söz konusudur ve bu ürünleri kullanan kimseler, başka kişilere “ADİDAS ayakkabısı giydikleri” intibaı vermekte ve bir kısım tüketiciler de bu ayakkabıları satın alırken bu intibaı vermek için satın aldığı, davacıların ürünleri ile davalılara ait ürünler arasında bir karışıklık yaratılarak TTK'nın 56. maddesi ile 57/5 maddesi anlamında haksız rekabet gerçekleştirildiği, bu nedenle dahi davalıların eyleminin hukuka aykırı olup haksız rekabetin de durdurulması ve giderilmesi ile sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi zararın TTK'nın 58. maddesi gereğince giderilmesinin gerekli olduğu,davacının yoksun kalının kar tercihine göre yaptırılan hesaplama gereğince KHK'nın 66/1-b maddesine göre davalının markayı kullanarak elde ettiği net gelirin 15/10/2008 tarihli bilirkişi raporundaki gibi 6.195,82 TL olmadığı raporda hesaplama hatası bulunduğu, ayakkabı sayılarına göre ve rapordaki hesaplama yöntemine göre yapılan hesaplamada davalının elde ettiği net gelirin 8.429,51 TL olduğu ve KHK'nın 64, 66 ve 62/1-b maddeleri gereğince bu miktar maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalının ürün satışlarında davacıya ait markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğu , bu ürünleri satın alan kimselerin adidas ayakkabılarına benzediği için satın aldığı dikkate alınarak KHK'nın 67.maddesi gereğince talebin oluşmasında davacının markasının çok önemli bir etken olması da gözetilerek belirlenen tazminatın 2.000 TL artırıldığı gerekçeleriyle, davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, davalıların eylemlerinin davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine ve men'ine, takdiren 10.000 TL manevi tazminatın 05.06.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ve takdiren 8.429,51 TL maddi tazminat ile 556 sayılı KHK'nın 67. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL artırım yapılmak suretiyle toplam 10.429,51 TL maddi tazminatın, değişik iş dosyasındaki tespit tarihi olan 05.06.2003 tarihi haksız fiil tarihi kabul edilerek 05.06.2003 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve davacılara verilmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalılarca satışa sunulan, elde bulundurulan ve davaya konu 2 ve 4 çizgili spor ayakkabılarına el konulmasına ve imhasına, karar özetinin gazetede ilanına karar verilmiştir. Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK’nun 321.maddesi uyarınca temsil ve yönetime yetkili olanların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim ortaklık sorumlu olacağı gibi TMK’nun 50.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin de sorumlu tutulmuş olmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 937,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.