Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/13740 E. 2011/17674 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/13740
- Karar No
- 2011/17674
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/02/2009 tarih ve 2008/332-2009/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin % 34,6 oranında pay sahibi olduğu halka açık bir şirket olan davalı şirketin 2006 yılı olağan genel kurul toplantısının 7.1.2008 tarihinde yapıldığını, genel kurula 10.000.000 adet hisseden 5.219.040 adet hissenin asaleten 1.304.760 adet hissenin ise vekaleten olmak üzere 6.523.800 adet hissenin katıldığını, genel kurulda yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibra edildiğini, müvekkilinin pay senedi tevdi ederek adresini bildirdiği halde müvekkiline tebliğat yapılmadığını, müvekkilinin aynı nedenle davalı şirketin 2005 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararları iptal ettirdiğini, genel kurulda alınan kararların anasözleşme hükümlerine ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan ibra kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını davacının hamiline yazılı pay senedi sahibi olduğunu ve şirketin SPK' na tabi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın süresinde açılmadığı, davacının kararların ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, genel kurula çağrı usulüne ilişkin TTK' nun 368 nci maddesine aykırılığın yaptırımı maddede gösterilmemiş ise de TTK' nun 381 nci maddesinde "... yahut toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını iddia eden pay sahipleri..." denilmek suretiyle özel bir düzenleme yapılmış olmasına, TTK' nun 381 nci maddesine göre davetin usulünce yapılmamış olduğunu iddia eden pay sahiplerinin 3 ay içinde açacakları iptal davasında alınan kararların kanun, esas mukavele ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep edebileceklerine, dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun TTK' nun 374 ncü maddesine uygun olarak kendi ibralarında oy kullanmamış olmalarına, ve yasaklı oylar dışındaki oyların oybirliği ile ibraların alınmış olması nedeniyle ibra kararlarının batıl olduğunun da kabul edilemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/12/2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının % 34,6 oranında pay sahibi olduğu davalı şirketin 7.1.2008 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin kararın iptaline ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı şirket yönetim kuruluna bir pay senedini tevdi ederek adresini bidirdiğini, yönetim kurulunun kasıtlı olarak müvekkilini davet etmediğini, aynı nedene dayalı olarak Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.3 2008 tarihli kararı ile 2005 yılı genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verildiğini, 2005 yılı genel kurul davetinin kasıtlı olarak postaya geç verilmesine karşın, 2006 yılı genel kurul toplantısı için müvekkiline davetiye tebliğ edilmediğini, daha önce 14.1.2006 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artırımı kararları ile ilgili olarak usulsüzlükler yapıldığını, kendisinin rüçhan hakkını kullanmasının engellendiğini ileri sürürek 22.10 2008 tarihinde açtığı işbu dava ile ibra kararlarının iptalini istemiştir. Her ne kadar mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere TTK 'nın 381 nci maddesi uyarınca iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir ve tek başına çağrıdaki usulsüzlük alınan kararların iptali veya yokluğu sonucunu doğurmaz ise de bu husus çağrıdaki usulsüzlüğün toplantı ve karar nisaplarını etkilememesi veya alınan kararların başka nedenle yokluğu sonucunu doğuracak bir sakatlık bulunmaması halleri ile sınırlıdır. Şayet dava konusu oluyda olduğu gibi hamiline yazılı pay senedini şirkete tevdi eden ve adresini bildiren ( TTK 368) davalının oyları ibradaki yasaklı oylar nedeniyle ibra lehinde kullanılan oylardan fazla ise yani usulünce çağrılmayan davacı oyları karar nisabını etkiliyor ise bu takdirde bu durumun kararların geçersizliği sonucunu doğuracağı tabiidir. Nitekim dairemizin (14.45.2003 T,11407 E, 3591 K-Bkz-G.Eriş, Türk Ticaret Kanunu, 2. Baskı, 3 ncü cilt.s. 2748, 3.12.2007 T, 12652 E, 15276 K, a.g.e, s.2780) sayılı kararlarında bu ilke benimsenmiştir. Aksinin kabulü yani sayın çoğunluk tarafından benimsendiği gibi çağrı yapılmayan payların karara etkisi ancak 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılabilecek davalarda tartışılabilir, bunun dışında somut uyuşmazlıkta olduğu gibi usulünce çağrı yapılmayan davacının oy oranı ibra lehinde oy kullananların oyundan fazla olsa bile alınan kararları sakatlamaz sonucuna varıldığında kanunsuz bir takım uygulamaların önüne geçilemez. Somut uyuşmazlıkta 2005 yılı olağan genel kurulunda alınan kararların iptali için aynı nedene dayalı olarak açılan bir davanın görüşülmesi sırasında yapılan genel kurul toplantısı için payını tevdi edip adresini bildiren ve şirketin %34.6 oranında payına sahip olan ortağa toplantı için davetiye gönderilmemesi iddiası kanıtlandığında himaye görmesi mümkün olmayan bir davranış sayılmalıdır. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece davacının TTK 'nun 368 nci maddesindeki koşulların yerine getirilip getirilmediği, getirmiş ise kendisinin usulünce davet edilip edilmediği, edilmemişse sahip olduğu oy oranının ibra kararlarını geçersiz kılıp kılmayacağı, bir önceki genel kurul kararlarının iptal nedeni olarak bir davaya konu edilen usulsüzlüğün davanın devamı sırasında sürdürüldüğü iddiasının subutunun kanunsuz bir işlem olup olmadığı üzerinde durularak neticesine göre bir karar verilmesi gerekitiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluk kararına karşıyız.