Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/3337 E. 2012/2965 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/3337
- Karar No
- 2012/2965
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.11.2009 tarih ve 2006/747-2009/784 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.02.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.............,dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olup, davalı şirketin 19.10.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunup, kararların çoğunluğun azınlığı ezmeye yönelik olarak alındığını, genel kurula sunulan 2005 yılına ait bilançonun ve kar-zarar hesabının gerçeği yansıtmadığını, gelirlerin gerçeğe aykırı olarak çok düşük gösterildiğini, toplantıya katılan ortaklar ..........., ......... ve...........,’in yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle kendi ibralarında oy kullanmalarının TTK’nun 374/2. maddesine aykırı bulunduğunu, bu durumda yöneticilerin ibrasına ilişkin olarak alınan kararın yasanın amir hükmüne aykırılık nedeniyle yok hükmünde olduğunu, kar dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan kararın da aile şirketi olan davalı şirketin aile dışındaki tek ortağı olan müvekkiline kar payı ödememek amacıyla alındığını, genel kurulda alınan diğer kararların da yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 19.10.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ve genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını ve alınan kararların da usul ve yasaya uygun olarak alındığını, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 19.10.2006 tarihinde yapılan genel kurulunda karara bağlanan 2005 yılı bilançosunun gerçeği yansıtmadığı, şirketin önceki yıllarda da kar payı dağıtmadığı nazara alındığında davaya konu 2005 yılı faaliyet dönemi sonunda da kar payı dağıtmamasının objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, bu nedenlerle genel kurulun bilançoyla ilgili 4, yönetim ve denetim kurullarının ibrasıyla ilgili 5 ve kar payı dağıtılmamasıyla ilgili 7.maddelerinin iptali gerektiği sonucuna varılarak, 19.10.2006 tarihli genel kurulda alınan 4, 5 ve 7 nolu kararların iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davalı şirketin 19.10.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. TTK’nun 374/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmayıp, bu hükmün emredici nitelikte bulunması nedeniyle bu kuralın aksine genel kurulda karar alınamayacağı gibi şirket ana sözleşmesine de bu konuda bir hüküm konulamayacak olmasına göre bu hükme aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan ibraya ilişkin genel kurul kararına karşı ortaklar muhalefet şerhi koymamış olsalar bile bu kararın iptalini isteyebilmeleri mümkündür.Somut olayda, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları ve kullandıkları oylar sonucu ibra kararının alındığı, bu durumda alınan kararın geçersiz olması nedeniyle mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan genel kurul kararının iptaline değil, anılan madde hükmü uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususta verilen kararın gerekçesinin anılan şekilde değiştirilmesi gerekmiştir. 3-Öte yandan, yöneticilerin ibrasına ilişkin olarak alınan karar dışındaki diğer genel kurul kararlarının TTK’nun 381. maddesinde düzenlenen iptal davasının koşullarına tabi olmakla sözkonusu kararlar yönünden iptal koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Kararların iptalini düzenleyen anılan madde hükmüne göre toplantıda hazır bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen maddelere yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin karar dışında kalan diğer kararlar yönünden yapılan iptal isteminin dava koşulu yerine getirilmediğinden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karar dışında kalan ve mahkemece iptal edilen kararların bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4-Kabul şekline göre de dava kısmen kabul edildiğinden davalı yararına vekalet ücreti tayini ile yargılama giderlerinin kısmi kabule göre paylaştırılması gerekirken davalı yararına vekalet ücretine karar verilmemesi ve tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kabul şekline göre kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak verilen iptal kararının gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesine, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2012 oybirliğiyle karar verildi.