Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/3223 E. 2011/1684 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/3223
- Karar No
- 2011/1684
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.01.2009 tarih ve 2005/150-2009/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2011 gününde davacı avukatı Müfet Yararbaş geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin acentelik faaliyetini yaptığını ve uzun zamandan beri acentelik faaliyetinin devam ettiğini, davalı şirket tarafından hiçbir mazeret belirtilmeden ve alacakları ödenmeden 23 Kasım 2004 tarihinde çekilen elektronik posta ile sona erdirildiğini, müvekkili şirketin dava dışı Ekore BV şirketi olan ilişkisinin Timurtaş ailesi- A-Seltaş firmaları ile Ekore BV arasında imzalanan ortak girişim uygulamasında, Ekore BV adına temsilci olarak atanması ile başladığını ve bunun karşılığında aylık 5.000 Amerikan doları alınmasının kararlaştırıldığını, bu sözleşmenin 17 Haziran 1998'de başlayıp Mayıs 1999'da son bulacak ve her durumda 31.05.2005 tarihinde sonuçlanacak bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin sona ermesinden sonra davalı şirketin İzmir'deki tüm işlerinin müvekkili şirket tarafından yapılmaya başlandığını, müvekkili şirketin yaptığı işlerin de acentalıktan ziyade ortak girişim sözleşmesinden beklenen tüm edimleri ifa ettiğini ve müvekkili şirkete TTK’nun 128. maddesi gereğince satılan ürünlerden 2000 yılında başlayıp sözleşmenin bittiği 23 Kasım 2004 tarihine kadar komisyon ödendiğini ve TTK’nun 130. maddesi de dikkate alınarak % 1 komisyon ödendiğini, yapılacak inceleme ile sözleşmenin başladığı tarihten bittiği tarihe kadar gerçekleştirilen satış miktarının ne kadar olduğunun davalı şirketin ve bağlı şirketlerin kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacağını, tahmini hesaplara göre müvekkili şirketin geçen 4 yıllık dönem içerisinde komisyon oranı % 1 üzerinden 500.000 EURO ücrete hak kazandığını, aynı zamanda davalı şirketin acentalık ilişkisini tek taraflı feshetmesinden dolayı kar mahrumiyetine uğradıklarını ve bu kar mahrumiyetinin de 150.000 EURO olduğunu, keza sebepsiz yere acentalık faaliyetinin son verilmesi nedeni ile müvekkili şirketin hurda piyasasında iş yapamaz hale geldiğini ve bu nedenle de 350.000 EURO zarara uğradığını, toplam zararın 1.000.000 EURO olduğunu ileri sürerek, şimdilik bu alacağın 50.000,00 TL'lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasında acentalık sözleşmesi bulunmadığını ve davacıya acentalık bedeli yada komisyon bedeli adı altında ödenmiş bir bedel de bulunmadığını, Ekore BV ile Timurtaş ailesi arasında yapılan ortak girişim anlaşmasının dava ile hiçbir ilgisinin olmadığını ve davacının bu anlaşmayı devam ediyor şeklindeki iddiasının da tamamen yersiz ve hiçbir dayanağının bulunmadığını, keza davacı ile müvekkil arasında yazılı veya sözlü bir anlaşmada bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten bu dava açılıncaya kadar acentalık yaptığından bahisle hiçbir talepte bulunmadığını ve ödenmiş hiçbir bedel de olmadığını, mahrum kalınan kar yönünden istenilen talep yönünden de davacı ile müvekkili şirket arasında acentalık sözleşmesi bulunmadığından bu talebin de tamamen yersiz olduğunu, keza manevi tazminat altında istenilen talebin de hiçbir haklı nedeni bulunmadığını,davanın yersiz açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 25.11.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile davalı arasında davalı ürünlerinin davacı tarafından satılmasını konu alan bir inhisari acentalık sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalı tarafından 2000-2004 yılları arasında yapılmış olan satışlar üzerinde hesaplanacak ücret yani komisyon alacağı ve ayrıca acentalık sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshinden dolayı yoksun kalınan kazanç kaybı ve uğranılan güven ilişkisinden kaynaklanan kazanç hakkına sahip olup olmadığı noktasında toplandığı, TTK’nun 116. vd. madde hükümlerine göre acentalık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasına gerek olmadığı, acentalık ilişkisinin yazılı bir sözleşme olmaksızın sadece eylemli olarak tesis edilebileceği, taraflar arasında yazılı bir acentalık sözleşmesinin mevcut olmadığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacının davalı ad ve hesabına sözleşme aktetmeye yetkili olduğuna dair TTK’nun 121. maddesi uyarınca tanzim edilmiş herhangi bir belge dosyada mevcut olmadığı gibi, davacının davalıyı temsil etme yetkisine sahip olduğuna dair ileri sürmüş olduğu bir iddianın da mevcut olmadığı, davacının davalı ile arasında davalının 10.05.2000 ile 29.03.2004 tarihleri arasında Türkiye'de yaptığı satışlara aracılık yapılmasını konu alan bir acentalık sözleşmesi bulunduğunu iddia ettiği ve bundan dolayı ücret talebinde bulunduğu anlaşıldığından davacının bu iddiasını ispat etme külfeti altında bulunduğu, acentalık ilişkisinin varlığına ilişkin davacının sunduğu 23.10.2004 tarihli belgede davacı şirket ile aralarında davalı şirketin de yer aldığı ekore grubu şirketleri arasında var olduğu belirtilen ilişkinin Avrupa kökenli demir çelik satışlarına ilişkin görüşmelere katılmak konusunda olduğu anlamının çıktığı, Türk kanunlarına göre kurulmuş yabancı sermayeli bir Anonim şirket olan davalı şirketin Türkiyede imal ettiği demir çelik ürünlerine ilişkin satışların Avrupa kökenli olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, bu hali ile davalı şirket satışlarının 23.10.2004 tarihli yazıda belirtilen şekli ile Avrupa kökenli olarak mütalea edilmesi mümkün gözükmediği için 23.10.2004 tarihli yazıda belirtilen ekore grubu şirketlerinin Avrupa kökenli Demir çelik satışlarına katılma yetkisinin Türkiye de kurulu olan davalı şirketin üretimini yaptığı malların Türkiyede satışını kapsamadığı, dolayısı ile sadece bu yazının içeriğinden hareketle dava tarafları arasında davalının Türkiyedeki satışlarında aracılık yapılmasını konu alan bir acentalık ilişkisinin tespit edildiği şekilde bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora ve daha önce mali müşavir Necmi Çillidağ tarafından düzenlenen rapora göre, davacıya 2000 yılı Haziran ayı ile Aralık ayı dönemi için danışmanlık bedeli olarak 15.795,00 TL tutarında nakden ödeme yapıldığı, bunun dışında her iki tarafın defter kayıt ve belgelerine göre başka bir ödemenin bulunmadığı, keza davalının yaptığı tüm satışlar için ücret ödenmesini öngören sürekli nitelikte bir acentalık ilişkisinin varlığını teyit edici nitelikte hesap hareketlerinin bulunmadığı, İşbankası Cihangir şubesi tarafından gönderilen cevabi yazıdan da 10.05.2000 tarihi ile 29.03.2004 tarihleri arasındaki dönemde dava dışı Ekora BV tarafından 116.049,08 Amerikan dolarının yurtdışından havale edilmiş olduğu ve diğer belgelerden de muhtelif şirketlere yapılan mal satışlarında davacı şirket yetkilisi Yıldırım Kemaloğlu’na müteaddit kereler acentelik ücreti geldiği, TTK’nun 116. ve devam eden maddeleri anlamında bir acentelik ilişkisinden söz edebilmek için sözleşmelere sürekli olarak aracılık edilmesi gerektiği, buna karşılık davacı şirketin 4 yıla yakın bir dönem içerisinde davalı şirketten sadece tek bir kalemde 15.795,00 TL tahsil etmiş olması ve bunun dışında bu dönemde yapılan satışlar için tahsil ettiği başka bir ücret veya bedele rastlanılmamış bulunması karşısında sürekli nitelikte bir acentalık ilişkisinin eylemli olarak var olduğunun kabul edilmesinin mümkün olamayacağı,diğer taraftan dava dışı Ekora BV’ nin antetli kağıdı ile tanzim edilen 23.10.2004 tarihli yazıda yer alan Avrupa kökenli demir çelik satışları ibaresi de davacının yurtdışında mukim Ekore BV için acentalık faaliyetinde bulunduğu hususunu teyit edici nitelikte olup, bu bakımdan davacı şirket ile dava dışı Ekore BV arasında sürekli bir acentalık ilişkisinin mevcut olduğu sonucuna ulaşmak gerektiği,diğer taraftan dava konusu olayda perdeyi kaldırma teorisinden hareketle davacı ile dava dışı Ekore BV arasında mevcut acentalık ilişkisinin varlığından dolayı davalı şirketin yaptığı satışları kapsayan sürekli ve inhisarı acentalık ilişkisinin varlığını da kabul etmenin ve davalı şirketin bu satışlardan dolayı da davacıya acentalık ücreti ödemesi gerektiği sonucuna varmanın mümkün olmadığı,ayrıca dava dışı 3. kişilerin yazılı beyanları ve cevapları esas alınmak sureti ile taraflar arasında bir acentalık ilişkisinin bulunduğu sonucuna varılamayacağı, davacının sunduğu delil ve belgeler dikkate alınarak TTK’nun 100. maddesinde söz konusu edilen ticaret işleri tellallığı müessesenin olayda mevcut olduğu ve buna göre yapılan değerlendirme sonucu ilgili belgeler dikkate alındığında davacının TTK’nun 100 ve takip eden maddeleri gereğince yapmış olduğu ticaret işleri tellalığı faaliyeti dolayısı ile talep edilebileceği toplam ücret miktarının 10.212,00 YTL olduğu, bilirkişi heyetince düzenlenen raporun gerekçeli olup, hüküm vermeye elverişli olduğunun anlaşılmış bulunması ve bilirkişi heyetince düzenlenen raporda açıkça dosyaya delil olarak bildirilen tüm belgelerin inceleme ve araştırması ve değerlendirilmesinin yapılarak rapor tanzim edilmiş bulunması karşısında davacı vekilinin rapora vaki itirazlarına itibar edilmediği ve bilirkişilerden ek rapor alınması yoluna gidilmediği gibi itiraz dilekçesinde belirtilen şirketlere yazı yazılarak yapılan satışlar konusunun araştırılmasına da girişilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 453,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.