Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/1852 E. 2010/8120 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/1852
- Karar No
- 2010/8120
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2006/428-2008/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde 15.11.1971 başlangıç tarihli ve 25 yıl süreli kâr paylı hayat sigortası yaptırdığını, primlerini düzenli olarak ödediğini, sözkonusu poliçenin 15.11.1996 tarihinde vadesinin dolması üzerine davalı tarafından müvekkiline poliçe bedeli olarak ödenmek istenen 0,50 YTL miktarın müvekkili tarafından kabul edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin hak ettiği 6.000,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu poliçeden doğan hakların 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu durumda vade bitimi olan 15.11.1996 tarihinden 2 yıl sonrası olan 15.11.1998 tarihi itibariyle zamanaşımının dolmuş bulunduğunu savunarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1332 nci maddesinde sigorta bedelini muacceliyetine ilişkin mal sigortalarına yollama yapıldığı TTK’nun 1268 nci maddesinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş oldu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı can sigortalarında ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, tasfiye ve iflas işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, son bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı emrine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına tevdi olunacağı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına yatırılan bu paraların iki sene içinde sahipleri tarafından aranmadığı takdirde Devlete intikal edeceği düzenlenmiştir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu 14.06.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin vade tarihi ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek zamanaşımı definin reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hayat sigortasından kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.