Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/12164 E. 2011/12549 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/12164
- Karar No
- 2011/12549
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye (Beyoğlu 2. Asliye) Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/06/2009 tarih ve 2008/36-2009/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davalı - birleşen davada davacı tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2011 gününde davalı-k.davacı ..... ile davacı - karşı davalı Umut Kurt temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili 12.03.2001 tarihli acentelik sözleşme ile müvekkilinin acentesi olan davalının sözleşmeden doğan mükellefiyetlerini ihlal ederek tahsil ettiği primleri müvekkil şirkete intikal ettirmediğini, davacı şirket kayıtlarına göre 48.059,23 TL alacaklı olduklarını ileri sürerek, bu meblağın dava tarihinden itibaren aylık %10 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının 07.07.2007 tarihinde bilgisayar sigorta kayıt sistemindeki müvekkilin sistem görüntüsünün kapattığını, bu yüzden o tarihten itibaren poliçe üretimi yapamadıklarını, müvekkilinin tahsil ettiği primleri davacıya ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı asil, davalı şirket aralarında 12.03.2001 tarihli acentelik sözleşmesi ve 30.12.2002 tarihli ek sözleşme bulunduğunu, davalının sözleşmeden kaynaklanan sağlık poliçelerinden doğan komisyonlarını 61.807,29-YTL. eksik hesapladığını iddia ederek, bu meblağın temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 12.03.2001 tarihli acentelik sözleşmesi ile acente ...'e yangın, nakliyat, kaza ve mühendislik branşlarında üretim, poliçe tanzimi ve prim tahsiline yetki verildiği, daha sonra 30.12.2002 tarihli ek sözleşme ile de acenteye hastalık branşında da üretim, poliçe tanzimi ve prim tahsili yetkisi verildiği, sözleşmenin 25.maddesinde sözleşmenin feshi şartlarının kararlaştırılıldığı, aynı maddede acentenin tahakkuk edecek borcunun bir ay içinde ödeneceği aksi takdirde fesih tarihinden itibaren aylık %10 oranında geçikme faizi alınacağının kararlaştırıldığı, davacı şirket defterlerinin TTK nun 85 nci maddesi hükmüne göre sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı-karşı davacının acentelik sözleşmesinin 18 ve 19.maddelerine uygun davranmadığı, prim borçlarını zamanında ödemediği, dava tarihi itibariyle acente ...'in davacı sigorta şirketine toplam 48.059,47 TL tutarlı borcu olduğu, davacı sözleşme hükümlerine göre sözleşmeyi feshetmekte haklı bulunduğu, birleşen davada anlaşmazlığın ödenmesi gereken komisyon oranı ile ilgili olduğu, asıl sözleşmenin 11.maddesinin "Sözleşmede gösterilen komisyon uygulanacak komisyonu gösterir.Şirket, sözleşmede yazılı miktarın altında veya üstünde komisyon vermekte serbesttir. " hükmünü haiz bulunduğu, ek sözleşmede ise " ...'e evvelce verilen yetkilere ilaveten bu kerre faaliyet sınırları içinde azami %20 komisyon oranı ile hastalık branşında sigorta teklifi almak, sigorta sözleşmesi yapmak ve prim tahsil etmek yetkisi verilmiştir." hükmünün konulduğu, acenteye verilecek komisyon oranını belirleme hak ve yetkisinin sigorta şirketine tanındığı, hayat poliçelerinde bu oranın %20 'den fazla olmayacağının kararlaştırıldığı, komisyonun sabit bir şekilde %20 oranında uygulanacağına dair hüküm bulunmadığı, esasen acentenin hayat poliçelerini üretime başlamasından itibaren kendisine %5 oranında komisyon ödemesi yapıldığı, sözleşme ve ek sözleşme hükümleri nazara alındığında TTK nun 130.maddesi hükmünün uygulanması ve bu konuda araştırma yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davalı/birleşen davada davacı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı - karşı davada davacıdan alınarak, asıl davada, davacı - birleşen davada davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.202,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.