Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/8 E. 2026/3749 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/8
Karar No
2026/3749
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/362 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2024 tarihli ve 2023/8694 Soruşturma, 2024/108 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin 26.01.2024 tarihli ve 2024/362 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.01.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2024/3907 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147900 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147900 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki şikayet dilekçesinde, şüpheli ...'nın ceza dosyalarını takip ettiği müvekkili olduğunu, müvekkilinin yönlendirmesi ve talimatlarıyla Kırklareli ...... parselde bulunan arsayı satış yolu ile devraldığını, şüphelinin 06/11/2023 tarihinde kendisini arayarak aldığı arsaya konulmak üzere Fethiye'de bulunan bir arkadaşında uygun fiyatlı bir bungalov ev olduğunu, 130.000,00 TL fiyatı olduğunu, nakliye için de 20.000,00 TL olmak üzere 150.000,00 TL'ye bu işi bitireceğini söylediğini ve kendisine evin resimlerini gönderdiğini, kendisinin de bu durumu eşi ... ile paylaşarak istişare ettikten sonra teklifi kabul ettiklerini, şüpheli ...'a eşinin hesabından 75.000,00 TL para gönderdiklerini, yine bungalovun Kırklareli'ne nakliyesi için 22.000,00 TL aynı hesaba para gönderdiklerini, bu konuda anlaşıldıktan sonra şüphelinin bungalov evi koymadan önce etrafını telle çevirip çevre düzenlemesi yapılması gerektiğini, bununla ilgili telci ... isimli kişi ile görüşme yaptığını, kendisi ile görüşme yaparak anlaştığını, yine telci ... isimli kişinin de sıfıra yakın güneş paneli sistemlerinin de olduğunu, hem etrafını telle çevirme hem de güneş enerjisi sistemi olarak 50.000,00 TL'ye anlaştığını söylemesi üzerine kendisine ait ... hesabından 50.000,00 TL daha para gönderdiğini, paraların gönderilmesini müteakip şüphelinin evin nakliyesinde sorunlar çıktığını, başka bir nakliyeci ayarladığını söyleyerek evin Kırklareli'ne gönderilmesinin geciktiğini söylediğini, sonrasında buna benzer söylemlerine devam ederek bungalov evin Kırklareli'ne bir türlü gelmediğini, sonrasında ise şüphelinin kendisine kendisinin de dolandırıldığını, parayı şahsa gönderdiğini ancak evin başka kişilere satıldığını sonradan öğrendiğini, evin resimlerinin kendisine başka kişiler tarafından da gönderildiğini ve pazarlanmaya çalışıldığını, arsanın etrafının tel ile çevrilmediğini ve güneş enerjisi sisteminin kendilerine teslim edilmediğini, toplamda 147.000 TL zararlarının olduğunu beyan ederek şikâyetçi olmasını müteakip başlatılan soruşturma neticesinde Cumhuriyet savcılığınca, "... müştekinin yapacağı basit bir araştırma ile şüphelinin kendisine doğru söyleyip söylemediğini tespit edebileceğinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, müşteki ile şüpheli arasındaki anlaşmazlığın alacak verecek hukukundan kaynaklanan çözümü hukuk mahkemelerinde gerekir hukuki ihtilaf niteliğinde olduğunun, ortada kamu adına takibi gerektirir suç veya suç unsurunun bulunmadığı, müştekinin talebinin hukuk mahkemeleri aracılığıyla çözülmesi gerektiği anlaşılmakla..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, Şüphelinin müştekiyi arayarak ilgili yere konulması için Fethiye'de tanıdığı bir şahsın bungalov ev ilanı verdiğini bungalovu alabileceğini, nakliyesini yaptırabileceği ve telci ... isimli şahısa arsanın etrafının tel örgülerle çevrilerek güneş enerjisi sistemini yaptırabileceğini çeşitli zamanlarda belirterek toplamda 147.000,00 Türk lirası aldığı, şüphelinin kastının tespiti bakımından, öncelikle Fethiye'de şüphelinin tanıdığı bungalov satan şahsın tespit edilerek bu şekilde bir ürününün olup olmadığı hususu ile ilgili olarak dinlenilmesi, yine " telci ..." isimli şahsın bilgilerinin şüpheliden temin edilerek söz konusu yerle ilgili kendisinden teklif alınıp alınmadığı, bahsi geçen yerde yapacağı imalatın bedelinin sorulması ve konu ile ilgili ifadesinin alınması, şüpheli hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçlarından soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, haklarında açılmış kamu davası olup olmadığının da araştırılması suretiyle toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçilerin, şüphelinin yönlendirmesi ile Kırklareli ...... parselde bulunan arsayı satın aldıklarının, şüphelinin bu arsaya konulmak üzere uygun fiyatlı bungalov ev olduğunu söylemesi ve bu evin fotoğraflarını göndermesi üzerine evin, nakliyenin ve telci ... isimli kişi tarafından yapılacak çevre düzenlenmesi ile güneş paneline yönelik işlemler için banka yoluyla 147.000,00 TL gönderdiklerinin, buna karşın şüphelinin çeşitli bahanelerle evi teslim etmediği gibi almış olduğu parayı da iade etmediğinin, bu şekilde şüphelinin haksız menfaat temin ettiğinin iddia olunması ile şüphelinin alınan ifadesinde; evi almak için Fethiye'de bulunan bir kişi ile irtibata geçtiğini ancak evi temin edemediğini söylemesi karşısında; şüphelinin ifadesinde bahsi geçen bungalov satıcısının bulunup bulunmadığının, şüpheli ile bu kişi arasında herhangi bir yazışma, konuşma ya da anlaşma olup olmadığının araştırılması, varsa buna ilişkin tanık beyanlarına başvurulması, evin nakliyesi için herhangi birisiyle ya da sair işlemlere yönelik telci ... isimli kişi ile görüşülüp görüşülmediğinin belirlenmesi, banka hesap hareketlerinin getirtilmesi, dosyada mevcut yazışmaların incelenmesi, şüpheli hakkında benzer şekilde başka soruşturma ya da kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüphelinin eyleminin sadece yalan söylemekten ibaret olduğu, bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek böylece müştekinin inceleme eğilimini etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olmadığı, yalana bir takım dış hareketlerin eklenmediği, müştekinin yapacağı basit bir araştırma ile şüphelinin kendisine doğru söyleyip söylemediğini tespit edebileceği, müşteki ile şüpheli arasındaki anlaşmazlığın alacak verecek hukukundan kaynaklanan ve çözümü hukuk mahkemelerinde gerekir hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, ortada kamu adına takibi gerektirir suç veya suç unsurunun bulunmadığı, müştekinin talebinin hukuk mahkemeleri aracılığıyla çözülmesinin gerektiği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin 26.01.2024 tarihli ve 2024/362 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/8, K. 2026/3749, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-8-e-2026-3749-k-54e6eeba6f20