Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/534 E. 2026/6496 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/534
Karar No
2026/6496
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/3722 Değişik İş ŞİKÂYETÇİ : T....... ŞÜPHELİLER : ..., ... SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması, özel belgede sahtecilik, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2025 tarihli ve 2025/5666 Soruşturma, 2025/5354 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin, 03.07.2025 tarihli ve 2025/3722 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 03.07.2025'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/43481 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2026 tarihli ve KYB-2026/588 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2026 tarihli ve KYB-2026/588 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki ... vekili tarafından, anılan şirketin eski yöneticileri (genel müdür, genel müdür yardımcısı) olan şüpheliler hakkında şirketteki görevleri esnasında bahse konu suçları işlediklerinden bahisle şikayetçi olunması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; Müşteki vekilinin başvurusunda özetle, müşteki şirketin 40’ın üzerinde ülkeye gaz armatürü ihraç ettiği, sektöründe Türkiye’de ilk sırada, dünyada ise ilk 3 arasında yer aldığı, şüpheli ...'ın, 23.08.2006-30.10.2023 tarihleri arasında müşteki şirkette Genel Müdür sıfatı ile yetkilendirildiği, müşteki ile şirket arasında son yıllarda yaşanan anlaşmazlıkların derinleşmesi üzerine tarafların karşılıklı anlaşarak şüphelinin iş akdinin arabuluculuk yolu ile sonlandırıldığı, şüphelinin iş akdi sonlandırıldıktan sonra müşteki şirketin müşterisi Hollanda merkezli ...B.V. firmasının, müşteki şirket ile temasa geçerek; yüksek miktarda sipariş verilen "Kapatma Vanası" parçasının ayıplı olarak üretilerek kendilerine teslim edildiğini, anılan ayıplı parçaların ürettikleri ürünlerde kullanıldığını ve bu ürünlerin bazılarını müşterilere sattıklarını, bu ürünleri geri çağırarak ayıplı parçaları değiştirmek zorunda kaldıklarını beyan ederek, taraflar arasında imzalanan Kalite Sözleşmesi kapsamında uğradıkları zararın karşılanması için müşteki şirketten yüklü miktarda tazminat talep ettikleri, Müşteki şirket yönetimi tarafından o tarihe kadar bilinmediği iddia edilen "Kalite Sözleşmesi"nden bu vesile ile haberdar olunduğu, yönetim tarafından yapılan araştırma neticesinde; şüpheli ...'ın genel müdür olarak anılan şirkette çalıştığı sürede, kendisinin tek başına imza yetkisi olmadan ve müşteki şirketin yönetimine haber vermeden Kalite Anlaşması adı altında ...B.V. Şirketi ile müşteki şirket aleyhine olacak şekilde bir sözleşme imzaladığının tespit edildiği, şüpheli ... tarafından, yönetime bildirilmeyen, yönetimin onayı olmayan yetkisiz anlaşma nedeniyle müşteki şirketin iş akışında yer alan kalite kontrol ve onay süreçlerinin şüpheli tarafından devre dışı bırakıldığı, bu anlaşma haricinde şüpheli...tek başına imza yetkisi olmadan, müşteriye vermek üzere sahte evrak düzenlediği, bu belgelerle hatalı ve ayıplı üretim yapılmasını sağladığı, yapılan üretimin müşteki şirket tarafından teknik şartnamelere uygun olup olmadığı denetiminin, şüphelinin kasıtlı eylem ve hareketleri ile devre dışı bırakıldığı, Bu teknik şartnamelerin varlığından şirketin bilgisinin olmadığı, şüphelinin işten ayrılması sırasında bu bilgileri sonraki yöneticilere kasıtlı olarak iletmediği, bu nedenle yapılan üretimde bir Kalite Sorunu oluştuğu, bu hatalı üretim neticesinde de ...B.V. isimli firmanın müşteki şirketten yaklaşık 760.000,00.-Euro tazminat talep ettiği ve bu tutarın ödenmek zorunda kalındığı, şüphelinin kasıtlı eylem ve hareketleri neticesinde işbu maddi zararın yanı sıra şirketin marka ve itibarının da zedelendiği, Bununla beraber, şüpheli ...'ın kullanılması mümkün olmayan ikinci el makineleri şirket Yönetim kurulu üyelerinin haberi olmadan satın aldığı, bu alım satımlardan ise komisyon alarak kendisine menfaat sağladığı, şüphelinin bu eylemlerini gören çalışan ...; satın alınan makinelere ödenen ücretlerin piyasa değerinin çok üzerinde olduğunu yazılı olarak beyan ettiği, şüphelinin işlemiş olduğu suçun ortaya çıkmaması için ..... ... da işten çıkardığı, Ayrıca şüpheli ...'ın işten ayrılmasının ardından, müşteki şirketin Türkiye ve Avrupa'daki müşterilerine, " şirketin zor durumda olduğu ve batağa dogru gittiği, şirketin satılacağı" yönünde asılsız ve gerçeğe aykırı söylemlerde bulunduğu hususunun müşteki şirketin müşterileri tarafından beyan edildiği, bu bilgilerin asılsız olduğunu anlatmak için müşteki şirketin, bahsi geçen müşterileri ile uzun telefon görüşmeleri ve yazışmalar yapmak zorunda kaldığı, Şüpheli ...'un ise 21.05.2012-22.01.2024 tarihleri arasında, müşteki şirkette Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı, şüpheli ile müşteki şirket arasında son yıllarda yaşanan anlaşmazlıkların derinleşmesi üzerine, şüphelinin müşteki şirketten istifa ederek ayrıldığı, adı geçen şüphelinin iş akdi sonlandırıldıktan sonra müşteki şirketin müşterisi ABD merkezli ... isimli firmanın, müşteki şirket ile temasa geçerek, yüksek miktarda sipariş verilen "Kapatma Vanası" parçasının ayıplı olarak üretilerek kendilerine teslim edildiği, bu nedenle kullanılan bu ayıplı parçaların, ürettikleri ürünlerde kullanıldığı ve bu ürünlerin bazılarını müşterilere sattıkları, bu ürünleri geri çağırarak ayıplı parçaları değiştirmek zorunda kaldıklarını beyan ederek taraflar arasında imzalanan Parça Teslim ve Teknik Şartnameleri kapsamında uğradıkları zararın karşılanması için müşteki şirketten yüklü miktarda tazminat talep ettikleri, müşteki şirket yönetimi tarafından o tarihe kadar bilinmeyen "Parça Teslim ve Teknik Şartnamelerini"nden, bu vesile ile haberdar olunması üzerine yönetim tarafından yapılan araştırma neticesinde; şüpheli ...'un genel müdür yardımcısı olarak müşteki şirkette çalıştığı sürede, kendisinin tek başına imza yetkisi olmadan ve müvekkil şirketin yönetimine haber vermeden Parça Teslim ve Teknik Şartnamelerini içeren belgeleri müşteki şirket adına ... Şirketi ile birlikte imzaladığı ve bu suretle müşteki şirketin iş akışında yer alan kalite kontrol ve onay mekanizmalarının devre dışı bırakıldığı, bu teknik şartnamelerin varlığından müşteki şirketin bilgisinin olmadığı, şüphelinin işten ayrılması sırasında bu bilgileri sonraki yöneticilere kasıtlı olarak iletmediği, bu nedenle yapılan üretimde bir kalite sorunu oluştuğu, bu hatalı üretim neticesinde de ... firmasının müşteki şirketten yüklü bir tazminat talep ettiği, Anılan anlaşma haricinde de şüpheli ... tek başına imza yetkisi olmadan, müşteriye vermek üzere sahte evrak düzenlediği, bu belgelerle hatalı ve ayıplı üretim yapılmasını sağladığı, yapılan üretimin müşteki şirket tarafından teknik şartnamelere uygun olup olmadığı denetiminin, şüphelinin kasıtlı eylem ve hareketleri ile devre dışı bırakıldığı, Bununla beraber şüpheli ...'un, şirketin o tarihteki Genel Müdürü olan şüpheli ... ile birlikte hareket ederek kullanılması mümkün olmayan ikinci el makineleri satın aldığı, bu alım satımlardan ise komisyon alarak, kendilerine menfaat sağladıkları, bu nedenle müşteki şirketin hem kullanılması mümkün olmayan makineler satın aldığı, hem de şüphelilerin bu işlemlerden komisyon adı altında ücretler alarak, makinelerin piyasa değerinden daha yüksek bedelle satın alınmasına sebebiyet verdikleri, ayrıca şüphelilerin şirket ile ilgili finansal bilgiler, üretim kapasitesi şirketin mali durumu gibi hassas bilgileri üçüncü kişilerle paylaştıkları, böylece şüphelilerinin kasıtlı eylem ve hareketleri neticesinde maddi zararın yanı sıra müşteki şirketin marka ve itibarını zedelediklerinin iddia edilmesi karşısında, Somut olayda, şikayete konu eylemlerin şüpheliler tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespitine ilişkin olarak müşteki şirket yetkililerinin ve olayla ilgili bilgi sahibi olan tanıkların dinlenmesi, iddia konusu eylemlere ilişkin tüm bilgi, belge ve kayıtların (Ticari defterler, ticaret sicil belgeleri, temsil ve ilzama ilişkin belgeler, sözleşmeler, bilgisayar kayıtları, tahsilat makbuzları, dekontlar, faturalar, banka hesap hareketleri, yazışmalar, tutanaklar vs.) okunaklı ve onaylı birer suretinin dosyaya temin edilmesini müteakip, alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alındıktan sonra yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerin şikâyetçi şirkette önceki dönemde görev alan genel müdür ve genel müdür yardımcısı olduklarının, tek başlarına imza yetkileri olmadığı halde, şirket yönetiminin bilgi ve rızası dışında "Kalite Anlaşması" adı altında şirket müşterileri ile şikayetçi aleyhine olacak şekilde sözleşmeler imzaladıklarının, yönetimin onayı olmayan yetkisiz sözleşmeler nedeniyle şirketin iş akışında yer alan kalite kontrol ve onay süreçlerinin devre dışı bırakıldığının, bu sözleşmeler haricinde şüpheliler tarafından müşterilere üretime ilişkin bir kısım sahte belgeler verildiğinin, bu belgelerle hatalı ve ayıplı üretim yapılmasının sağlandığının, üretimin teknik şartnamelere uygun olup olmadığı hususundaki denetimin şüphelilerin kasıtlı eylem ve hareketleri ile devre dışı bırakıldığının, sonraki dönemde üretimde oluşan kalite sorunu nedeniyle şikâyetçi şirketin tazminat ödemek zorunda kaldığının, marka ve itibarının zedelendiğinin, şirketi zarara uğratmak amacıyla satın alınan oldukça maliyetli bir makinenin kullanımına izin verilmediğinin, kullanılması mümkün olmayan ikinci el makinelerin şirket yönetim kurulu üyelerinin haberi olmadan rayiç bedelinin oldukça üzerinde komisyon karşılığında satın alındığının, işten ayrıldıktan sonra şirket ile ilgili finansal bilgiler, üretim kapasitesi, şirketin mali durumu gibi hassas bilgileri üçüncü kişilerle paylaştıklarının ve şirketin mali durumu ile ilgili olumsuz bir izlenim yaratarak şirketi kötülediklerinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; dosya kapsamında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık ve ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçları yönünden şikâyetçi şirketin soyut iddialarını ispatlayacak delil bulunmadığı, yine özel belgede sahtecilik ve şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla; Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "...bahse konu olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, şüphelilerin üzerine atılı Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Nitelikli Dolandırıcılık, Ticari Sırların İfşası, Özel Evrakta Sahtecilik, Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme suçlarının unsurları itibariyle oluşmadığı, müştekinin dilekçesinde belirttiği hususlar konusunda Hukuk Mahkemelerinde nezdinde haklarını arayabileceği.." şeklindeki gerekçe ile verilen 27.05.2025 tarihli ve 2025/5666 Soruşturma, 2025/5354 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şikâyetçi vekilinin itirazının reddine ilişkin merci Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin, 03.07.2025 tarihli ve 2025/3722 Değişik İş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, bu karara yönelik kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmeyerek, istemin reddine karar vermek gerekmiştir.

II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/534, K. 2026/6496, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-534-e-2026-6496-k-48cc03c287d3