Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/378 E. 2026/4538 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/378
Karar No
2026/4538
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/8227 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2024 tarihli ve 2024/173581 Soruşturma, 2024/102040 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.07.2024 tarihli ve 2024/8227 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.07.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/3455 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155521 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155521 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin 03.07.2024 tarihli dilekçesi ve aynı tarihli beyanında, evinin ısı cam kaplama işi için köylüsü olan şüpheli ... ile 5000 dolar karşılığında anlaştığı, parayı kendisine elden teslim ettiği, işin yapımı için evine ustaların geldiğini, ancak ustaların kendilerine paranın ödenmediğini söyleyerek ayrıldıklarını, camların bir kısmının değiştirildiği ancak bu camların sözleşmede belirtilen kalitede olmadığı, ustaların evi kırıp döktükleri, şüpheli ile aralarında sözleşme düzenledikleri, sözleşmeye uygun davranmadığından bahisle şikayetçi olması üzerine suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı, eylemin edimin ifasının yerine getirilmemesi kapsamında kaldığı ve tazminat sorumluluğunu gerektirebileceğinden bahisle gerekçesiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Öncelikle, şüphelinin beyanının alınarak şikayet içeriklerine karşı diyecekleri sorulduktan sonra şüpheli hakkında benzer soruşturma kayıtlarının olup olmadığı noktasında araştırma yapılması, şüphelinin üstlendiği işlere ait malzemeler ile fiziki bir işyeri olup olmadığı konusunda, tespit edilecek tanıklar ve resmi makamlardan elde edilecek belgeler ile araştırma yapılması, müştekinin evine geldiğini iddia eden ustaların tanık ya da şüpheli sıfatıyla dinlenmesini takiben sonucuna göre şüphelinin veya şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçi ile ... Dış Ticaret San.ve Tic.Ltd.Şti. adına hareket eden şüpheli ...'ün, şikayetçinin evinin tüm camlarına kaplama işi yapılması hususunda anlaştıklarının ve buna ilişkin sözleşme düzenlendiğinin, yapılacak iş karşılığında şüpheliye 5.000,00 USD para verildiğinin, buna karşın eve gönderilen ustaların, işin yalnızca bir kısmını sözleşmede belirtilen malzeme kalitesinden daha kötü bir şekilde göstermelik olarak yaptıktan sonra eve zarar verip ortadan kaybolduklarının, verilen paranın da iade edilmediğinin, şüphelinin sahte bir şirket ismiyle benzer şekilde başka kişilerin de mağduriyetine yol açtığının iddia olunması karşısında; şüpheli ile şikayetçinin evine gelen ustaların beyanlarına başvurulması, işin ne kadarının yapıldığının tespit edilmesi, ticaret sicil kayıtlarının celbi ile bahse konu şirketin kurulduğu tarihten itibaren tüm yetkili ve ortaklarının belirlenmesi, şirketin belirtilen işle iştigal edip etmediğinin, ticari hacminin ne olduğunun, taşınır ya da taşınmaz malı ile fiziki bir iş yerinin ya da deposunun bulunup bulunmadığının araştırılması, dosyada mevcut sözleşmenin incelenmesi, taraflar arasında düzenlenip düzenlenmediğinin ortaya konulması, şikayet dilekçesinde bildirilen tanıkların dinlenmesi, şüphelinin benzer soruşturma ve kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması durumunda getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüpheli ya da şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin iddiasının sözleşmeye dayanan aldığı hizmetten memnun kalmamasına ve edimin ifasının yerine getirilmemesine ilişkin olduğu, bu kapsamda eylemin ayıplı mal veya hizmet niteliğinde olduğu, buna karşı Tüketici Hakem Heyeti veya Hukuk Mahkemeleri nezdinde hak iddia edebileceği, şu aşamada hukuki ihtilaf mahiyetindeki olayda dolandırıcılık suçunun kanuni unsurlarının oluşmaması nedeniyle hakkında şikayette bulunulan şüpheli hakkında soruşturma ve kovuşturma imkanının olmadığı, müştekinin taleplerinin tazminat davası kapsamında hukuk mahkemelerinde ileri sürmesi gerektiği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, "... alınan beyanlara, toplanan delillere... şikayet ve savunma ile toplanan delillerin anılan kararda tartışılıp değerlendirilmiş bulunmasına... göre itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu..." şeklindeki hatalı ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.07.2024 tarihli ve 2024/8227 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/378, K. 2026/4538, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-378-e-2026-4538-k-eee655d9a4c8