Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/9690 E. 2023/9270 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9690
Karar No
2023/9270
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/314 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Sanık hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/229 Esas, 2021/247 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/314 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.07.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli ve 2022/9406 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112928 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112928 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, olay tarihinde kullandığı araca sahte plaka taktığı iddia ve kabul edilen sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, Sanığın kovuşturma aşamasında alınan 23/11/2020 tarihli savunmasında kendisine ait araca ilişkin koyacağı satılık ilanı için sahte olduklarını bilmeden suça konu plakaları aracına takıp fotoğraflarını çektikten sonra, plakaların tampona yapışmış olması nedeniyle araçtan çıkaramadığını, bunun üzerine plakaları söktürmek amacıyla sanayiye götürdüğü sırada polis görevlilerin kendisini durdurduğuna ilişkin beyanda bulunarak üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi, olay yerine giden polis memurlarından olan ...'in 20/05/2021 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde söz konusu plakanın el marifetiyle sökülemediğini ve aracı sanayiye götürüp plakaların söküldüğünü beyan etmiş olması, yine 23/11/2020 tarihinde ifadesi alınan ve 08/10/2019 tarihli tespit tutanağı mümzilerinden olan tanık Musa Yiğitoğlu'nun sanık savunmasını destekler mahiyette beyanda bulunması karşısında, suça konu aracın olaydan kısa bir süre sonra başkasına satılmış olduğu da dikkate alınarak, somut olayda sanığın suç kastı ile hareket etmeyip sahte olduğunu bilmediği plakaları aracında geçici olarak kullandığı anlaşılmakla, suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/229 Esas, 2021/247 Karar sayılı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Sanığın bu karara yönelik itirazı üzerine, merci ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/314 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112928 sayılı Tebliğnamesi ile; "...somut olayda sanığın suç kastı ile hareket etmeyip sahte olduğunu bilmediği plakaları aracında geçici olarak kullandığı anlaşılmakla, suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçe ile sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/229 Esas, 2021/247 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/314 Değişik İş sayılı kararının kanun yararına bozulması talep olunmuştur. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; ...mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.", şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir..." denilmektedir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, sanık hakkında suç işleme kastının bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiği nedenine dayanmakta ise de isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olması ve hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/9690, K. 2023/9270, T. 04.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2022-9690-e-2023-9270-k-024e79d95672