Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/7152 E. 2023/9811 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/7152
- Karar No
- 2023/9811
- Karar Tarihi
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/1192 E., 2020/994 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/1192 Esas, 2020/994 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddelerinin iki kez uygulanması suretiyle ayrı ayrı 1 yıl 8 hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 20.02.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.06.2022 tarihli ve 2022/4548 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/99076 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/99076 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; Sanığın eylemine uyan anılan suçlar için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 27/05/2008 tarihinde işlediği, 18/11/2008 tarihinde sanığın savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 21/06/2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın 24/05/2014 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 21/06/2013 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 24/05/2014 tarihleri arasını kapsayan 11 ay 3 günlük sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın savunmasının alındığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın savunmasının alındığı 18/11/2008 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 10/12/2020 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; Sanığın suç tarihinde inceleme dışı diğer suç failleri ile birlikte aynı fikir ve eylem birliği içerisinde müştekiye ait daha önce hırsızlanmış aracı parçaladıkları ve araca ait şase ile motor numaralarını spiral yardımıyla kazıyarak yok edilmesini sağladıkları olayda, suç vasfında yanılgıya düşerek sanık hakkında hem resmi belgede sahtecilik hem de resmi belgeyi bozma suçlarından ayrı ayrı cezalandırıldığı anlaşılmış ise de, 5237 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren fiilden hüküm kurulması, buna göre de sadece 5237 sayılı Kanun’un 204/1. madde ve fıkrasında tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı eylemin niteliği dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanunun 205/1. madde ve fıkrasında tanımlanan resmi belgeyi bozma suçundan da mahkûmiyet kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 205 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde; "şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi halinde dava zamanaşımı kesilir. " hükmü yer almaktadır. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık ...'in, inceleme dışı diğer sanıklar ile iştirak halinde hareket etmek suretiyle, parçalanmış bir aracın şasi numarasını kazıyarak yok ettiklerinin iddia ve kabul olunması karşısında; sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 205 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suçun yanında resmi belgede sahtecilik suçundan da ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulması ve her iki suç için de uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesinin Kanun'a aykırı olduğu, bununla birlikte; sanık ...'in sorgusu 18.11.2008 tarihinde yapılsa da atılı suçları iştirak halinde işledikleri iddia olunan sanıklardan en son sorgusu yapılan inceleme dışı sanık ... ...'nun sorgusunun 26.01.2010 tarihinde yapıldığı, bu tarihte incelemeye konu sanık ... hakkında da dava zamanaşımının kesildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2008/450 Esas, 2013/845 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının kesinleştiği 21.06.2013 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihi olan 24.05.2014 tarihi arasında zamanaşımının durduğu ve durma süresi de dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan sanık ... ...'nun 26.01.2010 tarihli sorgusundan, sanık ... hakkında mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu 10.12.2020 tarihine kadar her iki suç yönünden de 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. 5. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükümleri kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebinin ilk paragrafındaki düşünce bu nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiş, bozmanın niteliğine göre kabule göre kısmında belirtilen istem hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/1192 Esas, 2020/994 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık ... hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.